4 Şubat 2010 Perşembe
BU FİLM İSRAİLİ ÇOK KIZDARACAK ÇOOOKK
Filistin’de yaşananları konu alan "Kurtlar Vadisi Filistin" adlı film, Türkiye ile aynı anda tüm dünyada 5 Kasım'da vizyona girecek.
Pana Filmden alınan bilgiye göre, Filistin’de yaşanan insanlık dramını konu alan filmin senaryosunu Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan kaleme alıyor.
Çekimlerine yaz aylarında başlanması beklenen filmin baş rolünde "Kurtlar Vadisi" dizisinde "Polat Alemdar" karakterini canlandıran Necati Şaşmaz yer alacak. Filmin diğer oyuncuları ise senaryonun yazımı tamamlandıktan sonra kesinleşecek.
"Kurtlar Vadisi Filistin" adlı film, 5 Kasım'da Türkiye ile aynı anda tüm dünyada vizyona girecek.
MİLLİYET
ÖZ KIZINI CANLI CANLI TOPRAĞA GÖMMÜŞLER !!!
Adıyaman’ın Kahta ilçesinde, evlerinin bahçesindeki kümeste cesedi toprağa gömülü halde bulunan Medine Memi’nin, üzeri toprakla örtülürken sağ olduğu belirlendi.
Erkeklerle konuştuğu gerekçesiyle dedesi ve babası tarafından öldürüldükten sonra cesedi kümeste kazılan çukura gömüldüğü iddia edilen Medine Memi’nin cesedine, Malatya Adli Tıp Kurumundaki otopsinin ardından İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde mikroskobik inceleme yapıldı. İnceleme sonucunda genç kızın elleri bağlı ve canlı gömüldüğü belirlendi.
AA muhabirinin Adli Tıp yetkililerinden aldığı bilgiye göre, mide ve ciğerlerinde toprak olduğu belirlenen genç kızın kanında ilaç veya uyuşturucuya rastlanmadı.
Vücudunda ciddi darp da olmadığı belirtilen genç kızın, gömüldüğü zaman hayatta ve bilincinin açık olduğunun anlaşıldığı kaydedildi.
Yetkililer, şu bilgiyi verdi: "Medine Memi’nin (16) cesedi 2 metrelik bir çukurda elleri bağlı ve oturur vaziyette bulunmuş, Malatya Adli Tıp Morgu’na gönderilmişti. Burada yapılan ilk otopsinin ardından mikroskobik dediğimiz inceleme de tamamlandı.
Çıkan sonuç ürpertici. Çünkü elimizdeki verilere göre, vücudunda ciddi darp izine rastlanmayan, kanında uyuşturucu veya zehirli bir madde bulunmayan genç kız elleri bağlı, canlı ve bilinci açıkken gömüldü. Zira genç kızın mide ve ciğerlerinde yoğun toprak olduğu belirlendi." -OLAY- Adıyaman’ın Kahta ilçesinde, 40 gün kendisinden haber alınamadığı belirtilen genç kızın cesedi, ihbar üzerine Kahta İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, Hürriyet Mahallesi Sağlık Caddesi’nde, Ayhan Memi’ye ait evin bahçesindeki kümeste açılan iki metre derinlikteki çukurda bulunmuştu.
Cesedin oturur vaziyette bulunduğu belirtilirken, olay yerinde yapılan incelemenin ardından genç kızın cesedi, otopsi yapılmak üzere Malatya Adli Tıp Merkezine gönderilmişti.
Olayla ilgili baba Ayhan Memi, dede Fethi Memi ve anne İmmihan Memi gözaltına alınmış, baba ve dede çıkartıldıkları nöbe mahkemece tutuklanmıştı.
Baba Ayhan Memi ile dede Fethi Memi, sevk edildikleri mahkemede susma hakkını kullanmıştı.
Erkeklerle konuştuğu gerekçesiyle dedesi ve babası tarafından öldürüldükten sonra cesedi kümeste kazılan çukura gömüldüğü iddia edilen Medine Memi’nin cesedine, Malatya Adli Tıp Kurumundaki otopsinin ardından İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde mikroskobik inceleme yapıldı. İnceleme sonucunda genç kızın elleri bağlı ve canlı gömüldüğü belirlendi.
AA muhabirinin Adli Tıp yetkililerinden aldığı bilgiye göre, mide ve ciğerlerinde toprak olduğu belirlenen genç kızın kanında ilaç veya uyuşturucuya rastlanmadı.
Vücudunda ciddi darp da olmadığı belirtilen genç kızın, gömüldüğü zaman hayatta ve bilincinin açık olduğunun anlaşıldığı kaydedildi.
Yetkililer, şu bilgiyi verdi: "Medine Memi’nin (16) cesedi 2 metrelik bir çukurda elleri bağlı ve oturur vaziyette bulunmuş, Malatya Adli Tıp Morgu’na gönderilmişti. Burada yapılan ilk otopsinin ardından mikroskobik dediğimiz inceleme de tamamlandı.
Çıkan sonuç ürpertici. Çünkü elimizdeki verilere göre, vücudunda ciddi darp izine rastlanmayan, kanında uyuşturucu veya zehirli bir madde bulunmayan genç kız elleri bağlı, canlı ve bilinci açıkken gömüldü. Zira genç kızın mide ve ciğerlerinde yoğun toprak olduğu belirlendi." -OLAY- Adıyaman’ın Kahta ilçesinde, 40 gün kendisinden haber alınamadığı belirtilen genç kızın cesedi, ihbar üzerine Kahta İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, Hürriyet Mahallesi Sağlık Caddesi’nde, Ayhan Memi’ye ait evin bahçesindeki kümeste açılan iki metre derinlikteki çukurda bulunmuştu.
Cesedin oturur vaziyette bulunduğu belirtilirken, olay yerinde yapılan incelemenin ardından genç kızın cesedi, otopsi yapılmak üzere Malatya Adli Tıp Merkezine gönderilmişti.
Olayla ilgili baba Ayhan Memi, dede Fethi Memi ve anne İmmihan Memi gözaltına alınmış, baba ve dede çıkartıldıkları nöbe mahkemece tutuklanmıştı.
Baba Ayhan Memi ile dede Fethi Memi, sevk edildikleri mahkemede susma hakkını kullanmıştı.
BİR YANDA NATO PAŞALARI DİĞER YANDA ABD MAŞALARI !!!!
Türk askerinin kafasına çuval geçirenlerle görüşecek olan Genelkurmay Başkanı masaya vurabilir mi yumruğunu? O masanın öte yakasında kim oturuyor?
Tayyip Erdoğan mı?
Başkan Obama mı?
CFR mi?
Sonra adama yedirmezler mi o «yumruğu» ?
Son 20 yılda ABD'nin «Üstün Hizmet Nişanı» takmadığı kaç Genelkurmay Başkanı var Türkiye'nin?
Yukarıdaki sözler 2003 yılında Kuzey Irak'taki Süleymaniye'de 11 Türk askerinin tutuklanıp, başlarına çuval geçirilmesini emreden Amerikalı General Ray Odierno'ya ait...
Ray Odierno durduk yerde neden bu yalanları söylüyor peki?
Çünkü ABD'li General Ray Odierno Türkiye-Irak-ABD üçlü güvenlik toplantısına katılmak üzere Ankara'ya geldi. Dahası sadece İçişleri ve Dışişleri Bakanı tarafından değil, Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ tarafından da kabul edilecek! Türk askerinin kafasına çuval geçirilmesi için emir vermiş ABD'li General, Türk ordusunun en yüksek rütbeli komutanı tarafından kabul edilecek, eli sıkılacak ve
PKK/ KongraGel'in Türk halkına karşı gerçekleştirdiği terörist eylemleri şiddetle kınıyorum. Amerika Birleşik Devletleri terörizmle mücadelede ve Türk vatandaşlarını korumak için Türkiye'nin yanındadır»
türünden yalanları uslu uslu dinlenecek!
ABD'li Generalin Türkiye'de bulunduğu günlerde HABERTURK kanalındaki bir programa katılan emekli tuğgeneral Ramiz İlker, son aylarda Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik psikolojik savaş ve saldırılara tepki gösterip Genelkurmay Başkanı'na çağrı yapıyordu:
Genelkurmay Başkanı'na sesleniyorum. Bu kadar pısmasın... Yumruğunu masaya vursun.»
Ne güzel söz!
Peki, Türk askerinin kafasına çuval geçirenlerle görüşecek olan Genelkurmay Başkanı masaya vurabilir mi yumruğunu? O masanın öte yakasında kim oturuyor?
Tayyip Erdoğan mı?
Başkan Obama mı?
CFR mi?
Sonra adama yedirmezler mi o «yumruğu» ?
Son 20 yılda ABD'nin «Üstün Hizmet Nişanı» takmadığı kaç Genelkurmay Başkanı var Türkiye'nin?
Örneğin «bu kadar pısmasın...» denilen Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un NATO kariyeri göz kamaştırıcı... 1977 yılında Kara Harp Akademisi'nden mezun olmuş. Ardından kurmay subay olarak Belçika /Brüksel'de NATO Uluslararası Askeri Karargâhında Cari İstihbarat Plan Subaylığı yapmış. İngiltere Kraliyet Harp Akademisi ve NATO Savunma Kolejini de bitiren Org. Başbuğ, 1988 yılında tuğgeneralliğe terfi ederek bu rütbede Belçika-Mons'da Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargâhında (SHAPE) Lojistik ve Enformasyon Daire Başkanlığı görevinde bulunmuş. 1995 yılında tümgeneralliğe terfi etmiş ve bu rütbe ile yine Belçika/Mons'da Milli Askeri Temsil Heyeti (NMR) Başkanlığı görevi yürütmüş...
Bu parlak bir kariyere sahip olan Genelkurmay Başkanı, örneğin BOP hakkında şunları söylemiş:
Bugün üzerinde yoğunlukla tartışılan «Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi» nin ana hedeflerinden birinin de, kadınların eğitim düzeyinin yükseltilmesi olduğu dikkate alındığında, Atatürk'ün konuya 80 yıl kadar önce vurgu yapması çarpıcı değil mi?» (Aydınlık,15Mayıs 2005)
Bu da yetmemiş, tam bağımsızlık ve egemenliği tartışmaya açmış:
21. yüzyılın ilişkileri ağında TAM BAĞIMSIZLIK kavramı üzerine düşünmek zorundayız... ULUSLARIN EGEMENLİK HAKLARININ BELİRLİ BİR ALANINI, kendi arzusu ve kendi iradesiyle, o kuruluşun karar mekanizmalarında yer alması kaydıyla ve o kuruluştan kendi arzusuyla çekilebilmesi mümkün olduğu sürece, ULUSLARARASI BİR KURULUŞA DEVRETMESİ ACABA TAM BAĞIMSIZLIĞI ZEDELER Mİ? Sanırım bu soruyu tartışmalı ve bir uzlaşmaya varmalıyız.»
Şimdi bu paşamız çıkacak ve yumruğunu masaya vuracak ve biz de «helal olsun!» diyeceğiz, öyle mi?
Ah canım benim!
Emperyalist ABD, bu ülkenin Jandarma Genel Komutanı'na suaikast düzenledi ve Org. Bitlis'i şehit etti! Ramiz İlker de dâhil, hangi general bırakın masa yumruklamayı, çıkıp tek kelime laf edebildi o zaman?
Emperyalist ABD, bu ülkenin Muavenet isimli savaş gemisini torpilledi! Hangi general, bırakın masa yumruklamayı, çıkıp tek kelime söyleyebildi o zaman?
Emperyalist ABD, Kuzey Irak'ta Türk askerinin kafasına çuval geçirdi, sonra bunun fotoğraflarını medyaya servis etti! Hangi general, bırakın masa yumruklamayı, çıkıp bir çift laf edebildi o zaman? Bırakın tepki göstermeyi, şimdi bu alçaklığı yapanlar resmen kabul ediliyor, bu kişilerle görüşülüyor!
NATO toplantılarından Türk subaylarının önüne bölünmüş Türkiye haritaları konulmadı mı?
ABD, «PKK'nın yuvası» Kuzey Irak'ı Türk ordusuna yasak etmedi mi?
NATO Paşaları» bırakın masa yumruklayıp tepki göstermeyi, hâlâ Afganistan'dan Somali'ye kadar uzanan coğrafyada ABD'ye ve NATO'ya taşeronluk yapmıyor mu bugün?
Emperyalist ABD, 1991'de gelip Anadolu'nun göbeğinde Çekiç Güç'ü konuşlandırdı. Bu emperyalist işgal kuvveti, 1991'den 2003'e kadar Kuzey Irak'taki kukla Kürt devletine şemsiye olurken, her MGK toplantısında Çekiç Güç'ün görev süresinin uzatılması için parmak kaldıranlar «NATO Paşaları» değil miydi?
Bütün bunlar olurken tepki göstermeyenler, şimdi televizyon ekranlarından veryansın edecekler de milletin yüreğine sular mı serpilecek?
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ana ikmal kaynağı TÜPRAŞ, KOÇ-SHELL ortaklığına «özelleştirme» adı altında peşkeş çekilirken «dut yemiş bülbüle» dönenler, şimdi bağırıp çağırınca millet alkış mı tutacak?
Bir de Ramiz İlker «Atatürk'ün ordusu» demiş bugünkü TSK'ya...
Mustafa Kemal Atatürk günümüzden 79 yıl önce, 1930'da şöyle tanımlıyor orduyu:
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ordusu, istilâlar yapmak veya saltanatlar kurmak için şunun, bunun elinde ihtiras aleti olmaktan münezzehtir. İnsanca ve müstakil yaşamaktan başka gayesi olmayan milletin aynı ideale bağlı ve yalnız onun emrine tabi ve sadık öz evlâtlarından mürekkep muhterem ve kuvvetli bir heyettir.»
Bugünkü TSK, örneğin NATO'nun değil de, «yalnız milletin emrine tabi ve sadık» mıdır? Örneğin Türk askeri Afganistan'da, Somali'de, Lübnan'da «Türk milletinin insanca ve müstakil yaşaması» için mi bulunuyor bugün?
Sonuçta bağıran bağırana...
Bir yanda «NATO Paşaları» ...
Diğer yanda AKP'si, Taraf'ı ile «ABD maşaları» ...
Millete düşen de «kırk katır mı kırk satır mı», karar vermek...
Seç seç beğen...
Tayyip Erdoğan mı?
Başkan Obama mı?
CFR mi?
Sonra adama yedirmezler mi o «yumruğu» ?
Son 20 yılda ABD'nin «Üstün Hizmet Nişanı» takmadığı kaç Genelkurmay Başkanı var Türkiye'nin?
Türkiye ABD'nin güçlü bir müttefikidir; terörizmle mücadelede birlikte çalışma taahhüdümüz devam etmektedir. PKK/ KongraGel'in Türk halkına karşı gerçekleştirdiği terörist eylemleri şiddetle kınıyorum. Amerika Birleşik Devletleri terörizmle mücadelede ve Türk vatandaşlarını korumak için Türkiye'nin yanındadır. Amerika Birleşik Devletleri, bu üçlü çerçevede, sınırların karşılıklı güvenliğini temin etmek ve PKK/Kongra Gel terörünü sona erdirmek üzere, Türk hükümeti ile Kürdistan Bölgesel Hükümetinin de dâhil olduğu Irak hükümeti ile çalışmaktadır.» (Hürriyet, 2.2.2010)
Yukarıdaki sözler 2003 yılında Kuzey Irak'taki Süleymaniye'de 11 Türk askerinin tutuklanıp, başlarına çuval geçirilmesini emreden Amerikalı General Ray Odierno'ya ait...
Ray Odierno durduk yerde neden bu yalanları söylüyor peki?
Çünkü ABD'li General Ray Odierno Türkiye-Irak-ABD üçlü güvenlik toplantısına katılmak üzere Ankara'ya geldi. Dahası sadece İçişleri ve Dışişleri Bakanı tarafından değil, Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ tarafından da kabul edilecek! Türk askerinin kafasına çuval geçirilmesi için emir vermiş ABD'li General, Türk ordusunun en yüksek rütbeli komutanı tarafından kabul edilecek, eli sıkılacak ve
PKK/ KongraGel'in Türk halkına karşı gerçekleştirdiği terörist eylemleri şiddetle kınıyorum. Amerika Birleşik Devletleri terörizmle mücadelede ve Türk vatandaşlarını korumak için Türkiye'nin yanındadır»
türünden yalanları uslu uslu dinlenecek!
ABD'li Generalin Türkiye'de bulunduğu günlerde HABERTURK kanalındaki bir programa katılan emekli tuğgeneral Ramiz İlker, son aylarda Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik psikolojik savaş ve saldırılara tepki gösterip Genelkurmay Başkanı'na çağrı yapıyordu:
Genelkurmay Başkanı'na sesleniyorum. Bu kadar pısmasın... Yumruğunu masaya vursun.»
Ne güzel söz!
Peki, Türk askerinin kafasına çuval geçirenlerle görüşecek olan Genelkurmay Başkanı masaya vurabilir mi yumruğunu? O masanın öte yakasında kim oturuyor?
Tayyip Erdoğan mı?
Başkan Obama mı?
CFR mi?
Sonra adama yedirmezler mi o «yumruğu» ?
Son 20 yılda ABD'nin «Üstün Hizmet Nişanı» takmadığı kaç Genelkurmay Başkanı var Türkiye'nin?
Örneğin «bu kadar pısmasın...» denilen Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un NATO kariyeri göz kamaştırıcı... 1977 yılında Kara Harp Akademisi'nden mezun olmuş. Ardından kurmay subay olarak Belçika /Brüksel'de NATO Uluslararası Askeri Karargâhında Cari İstihbarat Plan Subaylığı yapmış. İngiltere Kraliyet Harp Akademisi ve NATO Savunma Kolejini de bitiren Org. Başbuğ, 1988 yılında tuğgeneralliğe terfi ederek bu rütbede Belçika-Mons'da Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargâhında (SHAPE) Lojistik ve Enformasyon Daire Başkanlığı görevinde bulunmuş. 1995 yılında tümgeneralliğe terfi etmiş ve bu rütbe ile yine Belçika/Mons'da Milli Askeri Temsil Heyeti (NMR) Başkanlığı görevi yürütmüş...
Bu parlak bir kariyere sahip olan Genelkurmay Başkanı, örneğin BOP hakkında şunları söylemiş:
Bugün üzerinde yoğunlukla tartışılan «Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi» nin ana hedeflerinden birinin de, kadınların eğitim düzeyinin yükseltilmesi olduğu dikkate alındığında, Atatürk'ün konuya 80 yıl kadar önce vurgu yapması çarpıcı değil mi?» (Aydınlık,15Mayıs 2005)
Bu da yetmemiş, tam bağımsızlık ve egemenliği tartışmaya açmış:
21. yüzyılın ilişkileri ağında TAM BAĞIMSIZLIK kavramı üzerine düşünmek zorundayız... ULUSLARIN EGEMENLİK HAKLARININ BELİRLİ BİR ALANINI, kendi arzusu ve kendi iradesiyle, o kuruluşun karar mekanizmalarında yer alması kaydıyla ve o kuruluştan kendi arzusuyla çekilebilmesi mümkün olduğu sürece, ULUSLARARASI BİR KURULUŞA DEVRETMESİ ACABA TAM BAĞIMSIZLIĞI ZEDELER Mİ? Sanırım bu soruyu tartışmalı ve bir uzlaşmaya varmalıyız.»
Şimdi bu paşamız çıkacak ve yumruğunu masaya vuracak ve biz de «helal olsun!» diyeceğiz, öyle mi?
Ah canım benim!
Emperyalist ABD, bu ülkenin Jandarma Genel Komutanı'na suaikast düzenledi ve Org. Bitlis'i şehit etti! Ramiz İlker de dâhil, hangi general bırakın masa yumruklamayı, çıkıp tek kelime laf edebildi o zaman?
Emperyalist ABD, bu ülkenin Muavenet isimli savaş gemisini torpilledi! Hangi general, bırakın masa yumruklamayı, çıkıp tek kelime söyleyebildi o zaman?
Emperyalist ABD, Kuzey Irak'ta Türk askerinin kafasına çuval geçirdi, sonra bunun fotoğraflarını medyaya servis etti! Hangi general, bırakın masa yumruklamayı, çıkıp bir çift laf edebildi o zaman? Bırakın tepki göstermeyi, şimdi bu alçaklığı yapanlar resmen kabul ediliyor, bu kişilerle görüşülüyor!
NATO toplantılarından Türk subaylarının önüne bölünmüş Türkiye haritaları konulmadı mı?
ABD, «PKK'nın yuvası» Kuzey Irak'ı Türk ordusuna yasak etmedi mi?
NATO Paşaları» bırakın masa yumruklayıp tepki göstermeyi, hâlâ Afganistan'dan Somali'ye kadar uzanan coğrafyada ABD'ye ve NATO'ya taşeronluk yapmıyor mu bugün?
Emperyalist ABD, 1991'de gelip Anadolu'nun göbeğinde Çekiç Güç'ü konuşlandırdı. Bu emperyalist işgal kuvveti, 1991'den 2003'e kadar Kuzey Irak'taki kukla Kürt devletine şemsiye olurken, her MGK toplantısında Çekiç Güç'ün görev süresinin uzatılması için parmak kaldıranlar «NATO Paşaları» değil miydi?
Bütün bunlar olurken tepki göstermeyenler, şimdi televizyon ekranlarından veryansın edecekler de milletin yüreğine sular mı serpilecek?
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ana ikmal kaynağı TÜPRAŞ, KOÇ-SHELL ortaklığına «özelleştirme» adı altında peşkeş çekilirken «dut yemiş bülbüle» dönenler, şimdi bağırıp çağırınca millet alkış mı tutacak?
Bir de Ramiz İlker «Atatürk'ün ordusu» demiş bugünkü TSK'ya...
Mustafa Kemal Atatürk günümüzden 79 yıl önce, 1930'da şöyle tanımlıyor orduyu:
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ordusu, istilâlar yapmak veya saltanatlar kurmak için şunun, bunun elinde ihtiras aleti olmaktan münezzehtir. İnsanca ve müstakil yaşamaktan başka gayesi olmayan milletin aynı ideale bağlı ve yalnız onun emrine tabi ve sadık öz evlâtlarından mürekkep muhterem ve kuvvetli bir heyettir.»
Bugünkü TSK, örneğin NATO'nun değil de, «yalnız milletin emrine tabi ve sadık» mıdır? Örneğin Türk askeri Afganistan'da, Somali'de, Lübnan'da «Türk milletinin insanca ve müstakil yaşaması» için mi bulunuyor bugün?
Sonuçta bağıran bağırana...
Bir yanda «NATO Paşaları» ...
Diğer yanda AKP'si, Taraf'ı ile «ABD maşaları» ...
Millete düşen de «kırk katır mı kırk satır mı», karar vermek...
Seç seç beğen...
3 Şubat 2010 Çarşamba
ALİ ŞEN : GALATASARAY FARK ATACAK !!!
Fenerbahçe'nin efsane başkanı Ali Şen, ezeli rakip Galatasaray için çok çarpıcı tespitlerde bulundu...
Ali Şen, Galatasaray için çok çarpıcı tespitlerde bulundu...Fenerbahçe 'mali güç yarışında' artık tek başına değil. Şampiyonluk sayısının eşit olduğu Galatasaray bir de stadı ve Riva arazisinin gücüyle fark atmaya geliyor. Aziz Yıldırım Kulüpler Birliği başkanlığınından çok bunu iyi hesap etmeli!
Galatasaray'da Riva arazisindeki ruhsat sorunu çözüme doğru gidiyor. Villalar dikilmeye başlayınca kulübün 500 milyon doların üzerinde gelir elde edeceği konuşuluyor. Bir yandan da stat bitiyor. Galatasaray Fenerbahçe'yi maddi boyutta da geçerse, sarı-lacivertlilerde ne gibi dengeler değişir?
3 yıl evvel, şampiyonluk sayısında Galatasaray'la eşitleme olursa, Galatasaray'ın stadı bittikten sonra Riva'dan da gelen gelirlerle bizim önümüze geçeceğini söylemiştim. Hatta fark yaparlar demiştim. Onun için o yıllarda, Fenerbahçe'nin şampiyonluk sayılarının Galatasaray'a göre artmasını istemiştim. Ancak durumu 17'ye 17!
Aziz Yıldırım bundan sonra Kulüpler Birliği başkanlığından ziyade başka şeyler düşünmelidir. Fenerbahçe'nin mali ve güç yarışında artık tek başına olmadığını bilmelidir. Ve ona göre çalışmalıdır. Aziz Yıldırım hem kulüp başkanlığından hem birlik başkanlığından iki de bir istifa edip duruyor. İstifa tek taraflıdır. Fenerbahçe başkanı bir karar verirse, asla dönmemelidir. Aziz Yıldırım'a tavsiyem, bundan sonra "İstifa ettim" demesin. Çünkü kimse inanmayacaktır.
(Bugün)
Ali Şen, Galatasaray için çok çarpıcı tespitlerde bulundu...Fenerbahçe 'mali güç yarışında' artık tek başına değil. Şampiyonluk sayısının eşit olduğu Galatasaray bir de stadı ve Riva arazisinin gücüyle fark atmaya geliyor. Aziz Yıldırım Kulüpler Birliği başkanlığınından çok bunu iyi hesap etmeli!
Galatasaray'da Riva arazisindeki ruhsat sorunu çözüme doğru gidiyor. Villalar dikilmeye başlayınca kulübün 500 milyon doların üzerinde gelir elde edeceği konuşuluyor. Bir yandan da stat bitiyor. Galatasaray Fenerbahçe'yi maddi boyutta da geçerse, sarı-lacivertlilerde ne gibi dengeler değişir?
3 yıl evvel, şampiyonluk sayısında Galatasaray'la eşitleme olursa, Galatasaray'ın stadı bittikten sonra Riva'dan da gelen gelirlerle bizim önümüze geçeceğini söylemiştim. Hatta fark yaparlar demiştim. Onun için o yıllarda, Fenerbahçe'nin şampiyonluk sayılarının Galatasaray'a göre artmasını istemiştim. Ancak durumu 17'ye 17!
Aziz Yıldırım bundan sonra Kulüpler Birliği başkanlığından ziyade başka şeyler düşünmelidir. Fenerbahçe'nin mali ve güç yarışında artık tek başına olmadığını bilmelidir. Ve ona göre çalışmalıdır. Aziz Yıldırım hem kulüp başkanlığından hem birlik başkanlığından iki de bir istifa edip duruyor. İstifa tek taraflıdır. Fenerbahçe başkanı bir karar verirse, asla dönmemelidir. Aziz Yıldırım'a tavsiyem, bundan sonra "İstifa ettim" demesin. Çünkü kimse inanmayacaktır.
(Bugün)
2 Şubat 2010 Salı
CİA'dan TÜRKİYE ALEYHİNE RAPOR
Bazı çevrelerde “gölge CIA” olarak da nitelenen ABD’nin en etkili stratejik araştırma kuruluşların Stratfor, Karabağ’ın I. Dünya Savaşı’nın çıkmasına neden olan Bosna krizine benzer bir uluslararası etki yapabileceğini öne sürerek, Türkiye’nin de kendisini her an muhtemel bir Karabağ çatışmasının ortasında bulabileceği tahmininde bulundu.
Türkiye, Rusya ve İran gibi bölgesel güçlerin hiç istemedikleri halde bir Karabağ çatışmasının ortasına sürüklenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu savunan Stratfor’un siyasi analistlerinden Marko Papic, “Olaylar kontroldan çıkabilir. Türkiye, Rusya veya İran kontrolden çıkmasını istediği için değil, Azeri-Ermeni çatışmasının 1914’te Bosna’da çıkan yerel bir savaşın bir dünya savaşına dönüşmesine benzer bir etki yapma ihtimalinden dolayı bu böyle” yorumunu yaptı.
Türkiye, Rusya ve İran’ın kendi ellerinde olmayan bir nedenle kendilerini bir çatışmanın ortasında bulabileceğini iddia eden Stratfor uzmanı, “Bu bölgesel güçlerin kendi aralarındaki ilişkilerin gelişimi de Azerbaycan ile Ermenistan’a bağlı olarak değişecek” diyerek şöyle devam etti: “Rusya’nın çıkarları başından beri, bu çözümü zor soruna Türkiye’yi de dahil etmek. Türkiye bu yüzden bölgede zaman ve enerji kaybediyor. Rusya ise rahat hissediyor. Ermenistan’ la Azerbaycan’ın Türkiye’ye doğru yönelmesinin kendisi konumunu etkilemeyeceğini düşünüyor. Bu arada Türkiye ile Ermenistan arasındaki görüşmelerden rahatsız olan Azerbaycan ise yavaş yavaş Rusya’ya doğru sürükleniyor.”
MİİLİYET
Türkiye, Rusya ve İran gibi bölgesel güçlerin hiç istemedikleri halde bir Karabağ çatışmasının ortasına sürüklenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu savunan Stratfor’un siyasi analistlerinden Marko Papic, “Olaylar kontroldan çıkabilir. Türkiye, Rusya veya İran kontrolden çıkmasını istediği için değil, Azeri-Ermeni çatışmasının 1914’te Bosna’da çıkan yerel bir savaşın bir dünya savaşına dönüşmesine benzer bir etki yapma ihtimalinden dolayı bu böyle” yorumunu yaptı.
Türkiye, Rusya ve İran’ın kendi ellerinde olmayan bir nedenle kendilerini bir çatışmanın ortasında bulabileceğini iddia eden Stratfor uzmanı, “Bu bölgesel güçlerin kendi aralarındaki ilişkilerin gelişimi de Azerbaycan ile Ermenistan’a bağlı olarak değişecek” diyerek şöyle devam etti: “Rusya’nın çıkarları başından beri, bu çözümü zor soruna Türkiye’yi de dahil etmek. Türkiye bu yüzden bölgede zaman ve enerji kaybediyor. Rusya ise rahat hissediyor. Ermenistan’ la Azerbaycan’ın Türkiye’ye doğru yönelmesinin kendisi konumunu etkilemeyeceğini düşünüyor. Bu arada Türkiye ile Ermenistan arasındaki görüşmelerden rahatsız olan Azerbaycan ise yavaş yavaş Rusya’ya doğru sürükleniyor.”
MİİLİYET
TEOMANIN ÖFKESİ BELLİ OLDU
Oysa Teoman'ın bu çıkışının bir nedeni vardı. Meğer Teoman'ın kuzeni 12 Eylül'de idam edilmiş.. İşin başka trajik tarafı ise ise kuzenin öldürdüğü iddia edilen kişi de Teoman'ın akrabası çıktı..
Bu ilginç bilgiyi Bugün yazarı Şebnem Özcan bugünkü köşesinde okurlarına duyurdu.
İşte o yazının bir bölümü
Hayatı dizilere, şarkılara ilham kaynağı olan Erdal Eren 1980 yılında korsan bir gösteri sırasında inzibat eri Zekeriya Önge'yi öldürdüğü gerekçesiyle idam edilmişti.
Erdal Eren 17 yaşındaydı.
Yaşı büyütüldü ve idam sehpasına çıktı.
Erdal, rockçı isyankâr Teoman'ın Giresun'dan akrabası oluyor.
Daha doğrusu kuzenlermiş!
Sinirim bozuldu
Rock müziğin ünlü ismi Teoman, dün akşam NTV’de Elif Şafak ile konuk olduğu Banu Güven’in sunduğu “Huzur arıyoruz” programında Kenan Evren’i alkışlayan gençlere “salak” dedi
Programın bir bölümünde birçok ülke gezerek farklı insanları tanıma şansı yakaladığını anlatan Elif Şafak “Türkiye’nin çok farklı yerlerine gittim, farklı insanlarla edebiyat etkinliklerine katıldım. Gençler inanılmaz hakikaten. Üniversite öğrencileri, lise öğrencileri çok sorguluyorlar, çok düşünüyorlar” dedi.
Elif Şafak’ın lafını kesen Teoman “Öyle diyorsun ama Kenan Evren’i alkışlayanlar da üniversite öğrencileri” diye konuştu. Sinirlerinin bozulduğunu ifade eden Teoman sözlerine şöyle devam etti: “Kenan Evren ‘Şu an olsa aynı şeyleri yapardım’, dediği televizyon programında, o salakların hepsi (üniversite öğrencileri) alkışladı herifi... İnanamıyorum ya. Sinirlerim bozuldu, siz devam edin neyse.”
Teoman’ın tepki gösterdiği olay Mart 2006’da Milliyet yazarı Abbas Güçlü’nün Muğla Üniversitesi’nde sunduğu Kanal D’deki “Genç Bakış” isimli programında yaşanmıştı. Programa konuk olan Evren “İdam cezalarını imzalarken elim titremedi. 12 Eylül darbesini bugün olsa yine yapardım” demişti. Evren’in sözleri üzerine salonda büyük destek alkışı kopmuştu.
MİLLİYET
Bu ilginç bilgiyi Bugün yazarı Şebnem Özcan bugünkü köşesinde okurlarına duyurdu.
İşte o yazının bir bölümü
Hayatı dizilere, şarkılara ilham kaynağı olan Erdal Eren 1980 yılında korsan bir gösteri sırasında inzibat eri Zekeriya Önge'yi öldürdüğü gerekçesiyle idam edilmişti.
Erdal Eren 17 yaşındaydı.
Yaşı büyütüldü ve idam sehpasına çıktı.
Erdal, rockçı isyankâr Teoman'ın Giresun'dan akrabası oluyor.
Daha doğrusu kuzenlermiş!
Sinirim bozuldu
Rock müziğin ünlü ismi Teoman, dün akşam NTV’de Elif Şafak ile konuk olduğu Banu Güven’in sunduğu “Huzur arıyoruz” programında Kenan Evren’i alkışlayan gençlere “salak” dedi
Programın bir bölümünde birçok ülke gezerek farklı insanları tanıma şansı yakaladığını anlatan Elif Şafak “Türkiye’nin çok farklı yerlerine gittim, farklı insanlarla edebiyat etkinliklerine katıldım. Gençler inanılmaz hakikaten. Üniversite öğrencileri, lise öğrencileri çok sorguluyorlar, çok düşünüyorlar” dedi.
Elif Şafak’ın lafını kesen Teoman “Öyle diyorsun ama Kenan Evren’i alkışlayanlar da üniversite öğrencileri” diye konuştu. Sinirlerinin bozulduğunu ifade eden Teoman sözlerine şöyle devam etti: “Kenan Evren ‘Şu an olsa aynı şeyleri yapardım’, dediği televizyon programında, o salakların hepsi (üniversite öğrencileri) alkışladı herifi... İnanamıyorum ya. Sinirlerim bozuldu, siz devam edin neyse.”
Teoman’ın tepki gösterdiği olay Mart 2006’da Milliyet yazarı Abbas Güçlü’nün Muğla Üniversitesi’nde sunduğu Kanal D’deki “Genç Bakış” isimli programında yaşanmıştı. Programa konuk olan Evren “İdam cezalarını imzalarken elim titremedi. 12 Eylül darbesini bugün olsa yine yapardım” demişti. Evren’in sözleri üzerine salonda büyük destek alkışı kopmuştu.
MİLLİYET
EMNİYET MÜDÜRÜNÜN ODASINDA KANLI TARTIŞMA
KİLİS Emniyet Müdürlüğü Koruma Şube Müdürü Serdar Duman, tartıştığı Emniyet Müdür Yardımcısı Alper Gemvuran’ı makamında bacaklarından vurdu. Bacaklarına 3 kurşun isabet eden Gemvuran hastaneye kaldırıldı.
Olay saat 15.30 sıralarında Kilis Emniyet Müdürlüğü’nde meydana geldi. Koruma Şube Müdürü Serdar Duman, konuşmak için Emniyet Müdür Yardımcısı Alper Gemvuran’ın makam odasına geldi. İddiaya göre, aralarında bilinmeyen bir nedenle tartışma çıktı. Oda dışından da duyulan tartışma sırasında Duman, Gemvuran’a beylik tabancasıyla peş peşe ateş açtı. Polislerin müdahale ettiği olayda ayaklarına 3 kurşun isabet eden Müdürü Yardımcısı Gemvuran, Kilis Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Hayati tehlikesi bulunmayan Müdür yardımcısı burada yapılan ilk müdahalenin ardından Gaziantep’e sevk edildi.
Zanlı Şube Müdürü ise gözaltına alınarak soruşturma başlatıldı.
MİLLİYET
Olay saat 15.30 sıralarında Kilis Emniyet Müdürlüğü’nde meydana geldi. Koruma Şube Müdürü Serdar Duman, konuşmak için Emniyet Müdür Yardımcısı Alper Gemvuran’ın makam odasına geldi. İddiaya göre, aralarında bilinmeyen bir nedenle tartışma çıktı. Oda dışından da duyulan tartışma sırasında Duman, Gemvuran’a beylik tabancasıyla peş peşe ateş açtı. Polislerin müdahale ettiği olayda ayaklarına 3 kurşun isabet eden Müdürü Yardımcısı Gemvuran, Kilis Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Hayati tehlikesi bulunmayan Müdür yardımcısı burada yapılan ilk müdahalenin ardından Gaziantep’e sevk edildi.
Zanlı Şube Müdürü ise gözaltına alınarak soruşturma başlatıldı.
MİLLİYET
Etiketler:
kilis - gaziantep-kilis emniyet müdürlüğü
Kaydol:
Yorumlar (Atom)









