Bursaspor karşısında tel tel dökülen Fenerbahçe’yi otoriteler değerlendirdi
UĞUR DÜNDAR: Özde transfer şart
F.BAHÇE’nin, Saracoğlu’nun bozulan zemini nedeniyle maçlarını başka sahada oynaması halinde, dramatik sonuçlar alabileceğini söylemiştim. Bursaspor karşısında böyle bir sonuca doğru giderken, direkten döndü. Aslında Fenerbahçe transfer yaptı. Trabzonspor’un kurtulmak istediği Gökhan Ünal’ı aldı!.. Gökhan ismen sahadaydı, ama cismen yoktu. Tıpkı Trabzon’da olduğu gibi!..
Gökhan Ünal, Mehmet Topuz, Bekir İrtegün, Önder Turacı, Gökçek Vederson gibi “Olsa da olur, olmasa da olur” dedirten futbolcuların benzerlerini alsanız ne fayda sağlar? Sözde değil özde transfer yapılmalı. Bu yolla forma giydirilecek yeteneklerden hem şampiyonluklar, hem de gelecekte para kazanılmalı. Ayrıca Uğur’un da tam form tutmuşken sakatlanması büyük talihsizlik.
ERMAN TOROĞLU: Daum’a sormalı
BURSASPOR Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam, “En az 3 tane futbolcu istiyorum” diyor. İyi para verseler, Sercan’ı da verecekler. Bütün bunların olduğu yerde Fenerbahçe hala neden transfer yapmadı denilirse bence yanlış olur. Bu Fenerbahçe kadrosu ilk maç skoru 3-0 olan kupanın 2. ayağında 3 gol yiyorsa bunu yapılmayan transferlere değil oynayan futbolculara ve teknik adama sormak gerekir.
ŞANSAL BÜYÜKA: Yedekler tartışılmalı
F.BAHÇE’nin, Bursaspor karşısında aldığı farklı yenilgi, ara transfer de futbolcu alınması gerektiği anlamına gelmez. Burada tartışılması gereken transferden çok yedek ağırlıklı kadronun ortaya koyduğu performanstır. Eğer siz Fenerbahçe’nin profesyonel kadrosunda bulunup, bu kadar yetersiz kalıyorsanız, demek ki bu kadroya girmeyi haketmiyorsunuz demektir. Bana göre sorun transferde değil, bu anlayışta yatıyor.
RIDVAN DİLMEN: Rehavet yüzünden
F.BAHÇE’nin 4 sol kanat oyuncusu vardı. Carlos gittikten sonra bu sayı üçe indi. Bu da yeterliydi. Çünkü Daum, Mehmet ve Özer’i zaman zaman bu mevkide oynatıyordu. Uğur sakatlanınca ihtiyaç doğdu. Fenerbahçe, Antalya’dan da turu garantiledikten sonra 4 gol yedi. Bursa’ya da yarı finali garantilemiş bir havayla gitti. Açıkçası bu maç tam da beklediğim gibi bitti. “Bursa elenirse dramatik bir şekilde olur” diyordum., öyle de oldu. Maçtan iki gün önce Ertuğrul Sağlam ile birlikteydim. Benim bu cümlelerimi aynen o da kullandı.
Eleme şanslarının yüksek olduğunu ve takımına güvendiğini söyledi. Ama bana göre bunların dışında başka bir gerçek daha var. Büyük takımlar bu tür skorlarda rehavete kapılırlar. Tıpkı 4-3’lük Antalyaspor maçında olduğu gibi.
13 Şubat 2010 Cumartesi
TRABZON'DA BURSA ALARMI !!!!
Trabzonspor Teknik Direktörü Şenol Güneş, Bursaspor maçı öncesi futbolcularına rehavet uyarısında bulundu.
Rakibinin Fenerbahçe ile oynadığı maçı detaylı şekilde analiz ettiren Güneş, kazanan 11'ini bozmayı düşünmüyor. Bu arada kupada yarı finale çıkılmasından dolayı kasası dolan yönetim de futbolculara yüklü bir ödeme yapmayı planlıyor.
Turkcell Süper Ligi'nin 21. haftasında deplasmanda Bursaspor'la karşılaşacak olan Trabzonspor'da teknik direktör Şenol Güneş, son haftalarda alınan galibiyetlere rağmen özellikle gol pozisyonlarının değerlendirilememesinden yakındı. Güneş, Bursaspor'un Fenerbahçe'yle yaptığı son kupa maçını detaylı bir şekilde analiz etti. Oyuncularından da maçı izlemelerini isteyen Güneş'in, İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçında kazanan takımını bozması beklenmiyor.
Bu arada ligde ve kupada kazanılan maçlar sonrası ciddi miktarda gelir elde eden Trabzonspor'da yönetim, futbolculara önemli bir miktarda ödeme yapmayı planlıyor. Futbolcuların motivasyonunu daha da artırmak için yapılacak olan ödemelerin miktarı konusunda ise açıklama yapılmıyor
http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol
Rakibinin Fenerbahçe ile oynadığı maçı detaylı şekilde analiz ettiren Güneş, kazanan 11'ini bozmayı düşünmüyor. Bu arada kupada yarı finale çıkılmasından dolayı kasası dolan yönetim de futbolculara yüklü bir ödeme yapmayı planlıyor.
Turkcell Süper Ligi'nin 21. haftasında deplasmanda Bursaspor'la karşılaşacak olan Trabzonspor'da teknik direktör Şenol Güneş, son haftalarda alınan galibiyetlere rağmen özellikle gol pozisyonlarının değerlendirilememesinden yakındı. Güneş, Bursaspor'un Fenerbahçe'yle yaptığı son kupa maçını detaylı bir şekilde analiz etti. Oyuncularından da maçı izlemelerini isteyen Güneş'in, İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçında kazanan takımını bozması beklenmiyor.
Bu arada ligde ve kupada kazanılan maçlar sonrası ciddi miktarda gelir elde eden Trabzonspor'da yönetim, futbolculara önemli bir miktarda ödeme yapmayı planlıyor. Futbolcuların motivasyonunu daha da artırmak için yapılacak olan ödemelerin miktarı konusunda ise açıklama yapılmıyor
http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol
DAUM OYUNCULARINI SERTLİĞE HAZIRLIYOR !!!
Fenerbahçe, Turkcell Süper Lig'de yarın deplasmanda Manisaspor ile yapacağı maçın hazırlıklarını tamamladı.
Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final rövanşında Bursaspor ile yaptıkları maçın ardından dün izin yapan sarı-lacivertliler, teknik direktör Christoph Daum yönetiminde, Can Bartu Tesisleri'nde sağanak yağış altında basına kapalı gerçekleştirdikleri antrenmanda, ısınma ve koordinasyonun ardından dar alanda taktik ağırlıklı çift kale maç yaptı.
Sağ dizinden bugün menisküs operasyonu geçiren Ali Bilgin'in yanı sıra sağ arka adalesindeki yırtık nedeniyle tedavisi süren Lugano ve sezonu kapatan Uğur ile sağ kasık bölgesinde yırtık bulunan Deivid'in yer almadığı antrenmana, diğer futbolcuların katıldıkları ifade edildi.
Fenerbahçe Televizyonu'nun haber bülteninde son antrenmanla ilgili verilen bilgide, teknik direktör Daum'un antrenman öncesinde yaptığı toplantıda, Manisaspor maçının sert geçmesini beklediğini ifade ederek, futbolculardan sert futbola hazırlıklı olmalarını istediği belirtildi.
Sarı-lacivertli ekip, akşam üzeri Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan kalkacak özel uçakla İzmir'e hareket edip, buradan kara yoluyla Manisa'ya geçecek.
http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol
Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final rövanşında Bursaspor ile yaptıkları maçın ardından dün izin yapan sarı-lacivertliler, teknik direktör Christoph Daum yönetiminde, Can Bartu Tesisleri'nde sağanak yağış altında basına kapalı gerçekleştirdikleri antrenmanda, ısınma ve koordinasyonun ardından dar alanda taktik ağırlıklı çift kale maç yaptı.
Sağ dizinden bugün menisküs operasyonu geçiren Ali Bilgin'in yanı sıra sağ arka adalesindeki yırtık nedeniyle tedavisi süren Lugano ve sezonu kapatan Uğur ile sağ kasık bölgesinde yırtık bulunan Deivid'in yer almadığı antrenmana, diğer futbolcuların katıldıkları ifade edildi.
Fenerbahçe Televizyonu'nun haber bülteninde son antrenmanla ilgili verilen bilgide, teknik direktör Daum'un antrenman öncesinde yaptığı toplantıda, Manisaspor maçının sert geçmesini beklediğini ifade ederek, futbolculardan sert futbola hazırlıklı olmalarını istediği belirtildi.
Sarı-lacivertli ekip, akşam üzeri Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan kalkacak özel uçakla İzmir'e hareket edip, buradan kara yoluyla Manisa'ya geçecek.
http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol
VEE BAROS DÖNÜYOR !!!!!
Peş peşe gelen sakatlık haberleriyle sarsılan G.Saray’da, Milan Baros’tan gelen müjdeli haber bozuk olan moralleri düzeltti. Golcü futbolcunun 25 Şubat’taki Atletico Madrid maçında 15-20 dakika oynayabileceği belirtildi.
ARKA arkaya gelen sakatlık haberleriyle bunalan G.Saray’a Almanya’dan Baros müjdesi geldi... Uzun süredir sakat olan Çek golcünün pazartesi günü takımla çalışmalara başlayıp 25 Şubat’taki Atletico Madrid maçında forma giyebilecek düzeye geleceği haberleri bozulan moralleri düzeltti.
25 Ekim 2009’da oynanan F.Bahçe derbisinde kırılan ayak tarak kemiğine 14 Ocak 2010’da Bayern Münih’in doktoru Wohlfarth Müller’e platin taktıran ve 3 hafta boyunca Almanya’da sürekli tedavi gören Çek golcünün takıma mart ayı sonunda dönmesi bekleniyordu. Ancak Baros’un hızlı bir iyileşme süreci geçirdiği ve iki hafta içinde oynayacak düzeye geleceği belirtildi.
Oynamak istiyor
Pazartesi günü İstanbul’a gelip takıma katılacağı açıklanan Milan Baros’un önce düz koşular yapacağı, ardından da takımla birlikte çalışmalara katılacağı ifade edildi. Çek golcünün 2 hafta sonra oynanacak Atletico Madrid rövanş maçında son 15-20 dakika da olsa görev almak istediği, kondisyon sorununu aşması halinde Ali Sami Yen Stadı’ndaki maçta oynayabileceği ifade edildi.
Baros’un yanı sıra Harry Kewell’ın da hızlı bir iyileşme sürecinden geçtiği belirtildi. Avustralya’da ameliyat olan tecrübeli futbolcunun önümüzdeki hafta İstanbul’a gelerek bir hafta içinde çalışmalara katılacağı haberi, sarı kırmızılıları sevindirdi.
http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol
ARKA arkaya gelen sakatlık haberleriyle bunalan G.Saray’a Almanya’dan Baros müjdesi geldi... Uzun süredir sakat olan Çek golcünün pazartesi günü takımla çalışmalara başlayıp 25 Şubat’taki Atletico Madrid maçında forma giyebilecek düzeye geleceği haberleri bozulan moralleri düzeltti.
25 Ekim 2009’da oynanan F.Bahçe derbisinde kırılan ayak tarak kemiğine 14 Ocak 2010’da Bayern Münih’in doktoru Wohlfarth Müller’e platin taktıran ve 3 hafta boyunca Almanya’da sürekli tedavi gören Çek golcünün takıma mart ayı sonunda dönmesi bekleniyordu. Ancak Baros’un hızlı bir iyileşme süreci geçirdiği ve iki hafta içinde oynayacak düzeye geleceği belirtildi.
Oynamak istiyor
Pazartesi günü İstanbul’a gelip takıma katılacağı açıklanan Milan Baros’un önce düz koşular yapacağı, ardından da takımla birlikte çalışmalara katılacağı ifade edildi. Çek golcünün 2 hafta sonra oynanacak Atletico Madrid rövanş maçında son 15-20 dakika da olsa görev almak istediği, kondisyon sorununu aşması halinde Ali Sami Yen Stadı’ndaki maçta oynayabileceği ifade edildi.
Baros’un yanı sıra Harry Kewell’ın da hızlı bir iyileşme sürecinden geçtiği belirtildi. Avustralya’da ameliyat olan tecrübeli futbolcunun önümüzdeki hafta İstanbul’a gelerek bir hafta içinde çalışmalara katılacağı haberi, sarı kırmızılıları sevindirdi.
http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol
KORSAN WİNDOWS 7 KULLANANLAR DİKKAT
Korsan Windows 7 kullananlara felaket haberi: Microsoft'un yeni planı çok yakında sizi de avlayacak.
Microsoft, Windows 7'nin orijinal olup olmadığını kontrol etme metodunu elden geçirdi.
Korsan kullananları tespit ederek işletim sistemlerini aktive edilmemiş hale getirecek olan bu kontrol önümüzdeki günlerde gerçekleşecek.
Windows Update aracılığıyla yüklenecek korsan kontrol, aktive edilmiş sistemleri derinlemesine ve farklı metodları bir arada kullanarak kontrol edecek.
Windows Genuine Advantage Program yöneticisi Joe Williams, bu yöntemin önceden OEM olarak aktive edilmiş gibi gösteren, ya da toplu key oluşturucuları kullanarak kendini orijinal gibi gösteren işletim sistemlerini tespit edebileceğini belirtti. Korsanların geliştirdiği yeni yöntemlere karşı, Microsoft'un da boş durmadığını aktardı.
Yeni uygulama ile birlikte, korsan olarak aktive edilen Windows 7'ler deaktive edilecek. Ancak kullanıcılar bu işlemin ardından Windows 7 dışına itilmeyecek. Onun yerine Windows 7, "korsan kullanım" ile ilgili uyarılar göstererek kullanıcıyı orijinal sürüme geçmesi için uyaracak.
Bir diğer tahmin ise, daha önceki uygulamalarda da olduğu gibi, bu güncellemenin otomatik güncelleme üzerinden geleceği yönünde.
Windows 7 Starter Edition ve Basic sürümlerinde korsanlık nadir olduğu için bu sürümler kontrolün dışında tutulacak.
http://www.hurriyet.com.tr/
Microsoft, Windows 7'nin orijinal olup olmadığını kontrol etme metodunu elden geçirdi.
Korsan kullananları tespit ederek işletim sistemlerini aktive edilmemiş hale getirecek olan bu kontrol önümüzdeki günlerde gerçekleşecek.
Windows Update aracılığıyla yüklenecek korsan kontrol, aktive edilmiş sistemleri derinlemesine ve farklı metodları bir arada kullanarak kontrol edecek.
Windows Genuine Advantage Program yöneticisi Joe Williams, bu yöntemin önceden OEM olarak aktive edilmiş gibi gösteren, ya da toplu key oluşturucuları kullanarak kendini orijinal gibi gösteren işletim sistemlerini tespit edebileceğini belirtti. Korsanların geliştirdiği yeni yöntemlere karşı, Microsoft'un da boş durmadığını aktardı.
Yeni uygulama ile birlikte, korsan olarak aktive edilen Windows 7'ler deaktive edilecek. Ancak kullanıcılar bu işlemin ardından Windows 7 dışına itilmeyecek. Onun yerine Windows 7, "korsan kullanım" ile ilgili uyarılar göstererek kullanıcıyı orijinal sürüme geçmesi için uyaracak.
Bir diğer tahmin ise, daha önceki uygulamalarda da olduğu gibi, bu güncellemenin otomatik güncelleme üzerinden geleceği yönünde.
Windows 7 Starter Edition ve Basic sürümlerinde korsanlık nadir olduğu için bu sürümler kontrolün dışında tutulacak.
http://www.hurriyet.com.tr/
BAŞBAKAN'DAN TEKEL İŞÇİLERİNE TEKLİF !!!!!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Show TV’de canlı yayınlanan “Siyaset Meydanı Özel” programında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Konu Tekel'e gelince çok çarpıcı bir öneriyi gündeme attı: İzmir ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyeleri Tekel işçilerini bünyelerine alsın.
'İŞÇİLERİ BELEDİYELER ALSIN'
Başbakan Erdoğan, Tekel eyleminin çözümüyle ilgili de çok çarpıcı bir öneride bulundu. Erdoğan öneriyi şöyle anlattı:
''Biz Kocaeli'nde SEKA tesislerini Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ne verdik. Bunun karşılığında Belediye 'SEKA'nın işçilerini ben bünyeme katayım' dedi. Mantıklı bir öneriydi. Kabul ettik. Çünkü bizim amacımız Kocaeli halkına sahil kıyısında çoluk çocuğuyla rahat nefes alacağı, gezeceği güzel bir alan yaratmaktı. Belediye işçileri aldı. Biz SEKA'yı ona verdik. Bugünkü gibi çok güzel ve büyük bir sosyal alan kazanıldı. Ben örneğin İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden, hadi söyleyeyim CHP'li Belediye'den böyle bir teklif almadım. Onlar İzmir'deki Tekel işçilerini bünyelerine katsalar olmaz mı? Aynı şeyi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi de yapamaz mı?''
Bu öneri üzerine gazeteci Mehmet Barlas Başbakan'a, ''Peki bu belediyeler işçileri almak isterse siz o illerdeki Tekel binalarını, arazilerini onlara devreder misiniz?'' diye sordu.
Erdoğan'ın yanıtı şöyle oldu:
''Tabii ki de değerlendiririz. Bizim için tek bir konu var. O kentin hayrı. Yani belediyeler oralara yapacakları projeleri bize iletirler. Uygunsa değerlendirilir. ama dediğim gibi şu ana kadar hiçbir kentten böyle bir teklif yok.''
'İZMİR'DE TEKEL'E AİT ARAZİ KALMADI'
Başbakan Erdoğan'ın bu önerisi Türkiye çapında büyük destek bulurken, İzmir'den farklı sesler geliyor. İzmirli yetkililer, ''Kocaeli'nde belediyeye dev SEKA arazisi devredildi. Belediye buna karşılık işçileri aldı. Ancak İzmir'de durum farklı. Çünkü Tekel'in İzmir'de takas edilecek binası ya da arazisi kalmadı. Çoğu farklı amaçlar için farklı kurumlara çoktan verildi. İzmir'de Tekel'e ait tek yer Çamaltı Tuzlası. Burası da özelleştirme kapsamına alındı. Yakında özelleştirilecek'' dediler.
BAŞBAKAN'DAN MÜTHİŞ BİR AÇIKLAMA GELDİ
Erdoğan Tekel işçilerine gerçekte sadece kendilerinin sahip çıktığını, başkalarının ise görüntüyü kurtarmaya çalıştığını iddia etti. ''Şimdi açıklamak istemiyordum ama hadi yeri geldi söyleyeyim'' dedikten sonra şu çarpıcı iddiayı gündeme getirdi.
''Biz hakkaniyetli davranıyoruz. İzmir'de çalışan Tekel işçisini İzmir'deki bir başka kamu kuruluşuna aktarmanın planını yaptık. Eğer İzmir'de yer sorunu olursa o işçi kardeşimizi İzmir'e en yakın bir ile gönderme planı yaptık. Bakın bana bir teklif yapılıyor, ''Örneğin İzmir'de mi çalışıyor, gönderin Muş'a! Nasıl olsa gitmez, istifa etmek zorunda kalır' diyen oldu. Üstelik bunu sendikacı söyledi, sendikacı...''
Gazetecilerin, ''Kim bu sendikacı Sayın Başbakan?'' sorusuna ise gülerek, ''O da bende kalsın'' cevabını verdi.
http://www.hurriyet.com.tr/
'İŞÇİLERİ BELEDİYELER ALSIN'
Başbakan Erdoğan, Tekel eyleminin çözümüyle ilgili de çok çarpıcı bir öneride bulundu. Erdoğan öneriyi şöyle anlattı:
''Biz Kocaeli'nde SEKA tesislerini Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ne verdik. Bunun karşılığında Belediye 'SEKA'nın işçilerini ben bünyeme katayım' dedi. Mantıklı bir öneriydi. Kabul ettik. Çünkü bizim amacımız Kocaeli halkına sahil kıyısında çoluk çocuğuyla rahat nefes alacağı, gezeceği güzel bir alan yaratmaktı. Belediye işçileri aldı. Biz SEKA'yı ona verdik. Bugünkü gibi çok güzel ve büyük bir sosyal alan kazanıldı. Ben örneğin İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden, hadi söyleyeyim CHP'li Belediye'den böyle bir teklif almadım. Onlar İzmir'deki Tekel işçilerini bünyelerine katsalar olmaz mı? Aynı şeyi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi de yapamaz mı?''
Bu öneri üzerine gazeteci Mehmet Barlas Başbakan'a, ''Peki bu belediyeler işçileri almak isterse siz o illerdeki Tekel binalarını, arazilerini onlara devreder misiniz?'' diye sordu.
Erdoğan'ın yanıtı şöyle oldu:
''Tabii ki de değerlendiririz. Bizim için tek bir konu var. O kentin hayrı. Yani belediyeler oralara yapacakları projeleri bize iletirler. Uygunsa değerlendirilir. ama dediğim gibi şu ana kadar hiçbir kentten böyle bir teklif yok.''
'İZMİR'DE TEKEL'E AİT ARAZİ KALMADI'
Başbakan Erdoğan'ın bu önerisi Türkiye çapında büyük destek bulurken, İzmir'den farklı sesler geliyor. İzmirli yetkililer, ''Kocaeli'nde belediyeye dev SEKA arazisi devredildi. Belediye buna karşılık işçileri aldı. Ancak İzmir'de durum farklı. Çünkü Tekel'in İzmir'de takas edilecek binası ya da arazisi kalmadı. Çoğu farklı amaçlar için farklı kurumlara çoktan verildi. İzmir'de Tekel'e ait tek yer Çamaltı Tuzlası. Burası da özelleştirme kapsamına alındı. Yakında özelleştirilecek'' dediler.
BAŞBAKAN'DAN MÜTHİŞ BİR AÇIKLAMA GELDİ
Erdoğan Tekel işçilerine gerçekte sadece kendilerinin sahip çıktığını, başkalarının ise görüntüyü kurtarmaya çalıştığını iddia etti. ''Şimdi açıklamak istemiyordum ama hadi yeri geldi söyleyeyim'' dedikten sonra şu çarpıcı iddiayı gündeme getirdi.
''Biz hakkaniyetli davranıyoruz. İzmir'de çalışan Tekel işçisini İzmir'deki bir başka kamu kuruluşuna aktarmanın planını yaptık. Eğer İzmir'de yer sorunu olursa o işçi kardeşimizi İzmir'e en yakın bir ile gönderme planı yaptık. Bakın bana bir teklif yapılıyor, ''Örneğin İzmir'de mi çalışıyor, gönderin Muş'a! Nasıl olsa gitmez, istifa etmek zorunda kalır' diyen oldu. Üstelik bunu sendikacı söyledi, sendikacı...''
Gazetecilerin, ''Kim bu sendikacı Sayın Başbakan?'' sorusuna ise gülerek, ''O da bende kalsın'' cevabını verdi.
http://www.hurriyet.com.tr/
BEST FM SERDAR GÖKALP ...... SERDAR YAYINDA !!!!
1982 de İstanbul da doğmuşum. Bak doğdum demiyorum çünkü hatırlamıyorum bana söylenen tarih bu...
Hayatımı ilkokula başlayana kadar hiç yaşamamış sayıyorum. Herkes gibi misket oynadım, top sektirdim, zillere basıp kaçtım. O yaşlarda normal geliyor bunlar ama şimdi yapsak gebertirler dayaktan. Derler ya her şeyin bir zamanı var diye..
İlkokul,orta okul derken liseye başladım nihayet ve işte ne olduysa lisede oldu. Hani bir ben vardır ya benden içeri Lise zamanı o içimdeki beni çıkarttı ve bana gösterdi. (Ne demek istedim ben de anlamadım) Lisenin bitmesine az bir vakit kalmışken bana "Sen komiksin bir şeyler yap" demeye başladılar ama sadece söylediler hiç şunu yap diyene rastlamadım.
Liseden sonra okul hayatım devam etti ama evde oturdukça sıkılıyor, sıkıldıkça doluyor,doldukça daralıyor, daraldıkça sinirleniyor..(Bak bu böyle gider istesem 1 sayfa sırf bunu yazarım.) artık bir şeyler yapmam lazım diye düşünürken bir arkadaşımın telefonuyla geri döndüm hayaller aleminden.
Arkadaşımın gaz vermesiyle beraber bir TV kanalında program yapmaya başladım. Sonra oradan ayrılıp bir radyoda sonra bir radyoda daha sonra bir radyoda daha.
En sonunda 2005 yılının son aylarında Best FM'e geldim, haftasonu programcısı olarak bu yolculuğa başladım. Bundan böyle haftaiçi 22:00-01:00 ve Cumartesi 19:00-21:00 saatleri arasında bol neşe ve kahkaha ile sizlerle buluşuyoruz. Serdar nerede diye sormayın... Serdar Yayında !
Hayatımı ilkokula başlayana kadar hiç yaşamamış sayıyorum. Herkes gibi misket oynadım, top sektirdim, zillere basıp kaçtım. O yaşlarda normal geliyor bunlar ama şimdi yapsak gebertirler dayaktan. Derler ya her şeyin bir zamanı var diye..
İlkokul,orta okul derken liseye başladım nihayet ve işte ne olduysa lisede oldu. Hani bir ben vardır ya benden içeri Lise zamanı o içimdeki beni çıkarttı ve bana gösterdi. (Ne demek istedim ben de anlamadım) Lisenin bitmesine az bir vakit kalmışken bana "Sen komiksin bir şeyler yap" demeye başladılar ama sadece söylediler hiç şunu yap diyene rastlamadım.
Liseden sonra okul hayatım devam etti ama evde oturdukça sıkılıyor, sıkıldıkça doluyor,doldukça daralıyor, daraldıkça sinirleniyor..(Bak bu böyle gider istesem 1 sayfa sırf bunu yazarım.) artık bir şeyler yapmam lazım diye düşünürken bir arkadaşımın telefonuyla geri döndüm hayaller aleminden.
Arkadaşımın gaz vermesiyle beraber bir TV kanalında program yapmaya başladım. Sonra oradan ayrılıp bir radyoda sonra bir radyoda daha sonra bir radyoda daha.
En sonunda 2005 yılının son aylarında Best FM'e geldim, haftasonu programcısı olarak bu yolculuğa başladım. Bundan böyle haftaiçi 22:00-01:00 ve Cumartesi 19:00-21:00 saatleri arasında bol neşe ve kahkaha ile sizlerle buluşuyoruz. Serdar nerede diye sormayın... Serdar Yayında !
15 BİN ASKERLİK OPERASYON BAŞLADI !!!
Afganistan'da Amerikan birliklerinin ağırlıkta olduğu NATO muharip güçleri ve Afgan askerlerinin başlattığı operasyonda 20 Taliban militanının öldüğü bildirildi.
Afgan birliklerinin Marcah bölgesindeki komutanı Şer Muhammed Zazay, telefonla yaptığı açıklamada, şu ana dek 20 militanın öldürüldüğünü, 11'inin yakalandığını belirtti.
Taliban sözcüsü ise, ölen militanların sayısının abartıldığını, operasyonda 2 militanın öldürüldüğünü, 2'sinin yaralandığını iddia etti.
Amerikan birliklerinin ağırlıkta olduğu NATO muharip güçleri ve Afgan askerlerinin sabaha karşı başlattığı "Müşterek" adı verilen operasyonda başkent Kabil'in 600 kilometre güneybatısındaki Marcah bölgesinin Taliban kontrolünden çıkarılması hedefleniyor. Operasyona 15 bin asker katılıyor.
NATO'nun Afganistan'daki güçlerinin komutanı Tümgeneral Nick Carter, Marjah ve komşusu Nad Ali bölgesindeki 7 bin 500 askerin militanlara karşı savaştığını belirterek, bu askerlerinin 3 bin 500'ünün Amerikan, 2 bininin İngiliz, bin 500'ünün Afgan, 500'ünün ise zırhlı birlik mensupları olduğunu, Afgan askerler arasında birkaç Kanadalı ve Fransız danışman bulunduğunu ifade etti.
http://www.sabah.com.tr/
Afgan birliklerinin Marcah bölgesindeki komutanı Şer Muhammed Zazay, telefonla yaptığı açıklamada, şu ana dek 20 militanın öldürüldüğünü, 11'inin yakalandığını belirtti.
Taliban sözcüsü ise, ölen militanların sayısının abartıldığını, operasyonda 2 militanın öldürüldüğünü, 2'sinin yaralandığını iddia etti.
Amerikan birliklerinin ağırlıkta olduğu NATO muharip güçleri ve Afgan askerlerinin sabaha karşı başlattığı "Müşterek" adı verilen operasyonda başkent Kabil'in 600 kilometre güneybatısındaki Marcah bölgesinin Taliban kontrolünden çıkarılması hedefleniyor. Operasyona 15 bin asker katılıyor.
NATO'nun Afganistan'daki güçlerinin komutanı Tümgeneral Nick Carter, Marjah ve komşusu Nad Ali bölgesindeki 7 bin 500 askerin militanlara karşı savaştığını belirterek, bu askerlerinin 3 bin 500'ünün Amerikan, 2 bininin İngiliz, bin 500'ünün Afgan, 500'ünün ise zırhlı birlik mensupları olduğunu, Afgan askerler arasında birkaç Kanadalı ve Fransız danışman bulunduğunu ifade etti.
http://www.sabah.com.tr/
ŞAHAN'DAN KIZ TAVLAMA TEKNİKLERİ !!!
Karşı cinsin dikkatini çekmek için bir erkeğin yapması gerekenleri anlattı.
Güneri Civaoğlu'nun 'Şeffaf Oda' programına konuk olan Şahan Gökbakar, bir kadını tavlamak için önce fiziksel özellikleriyle, yaptığı şeylerle dalga geçtiğini anlattı.
Gökbakar, "Diyor ki 'Bu nasıl bir şey? Nasıl bir çocuk' Önce bir negatif vuracaksın. Ondan sonra hemen romantik hamle yapacaksın... Kadınla bir ilişkiye başlayacaksan önce kafa karıştıracaksın. 'Bu ne yapmaya çalışıyor? Bunun amacı ne' diyecek. Kadın böyle bir ambale olacak. O arada alıp ilişkiye başlayacaksın, hemen diyeceksin ki 'Ben sana karşı boş değilim'" şeklinde konuştu. Televizyon gazetesinin haberine göre, Gökbakar, kız arkadaşlarıyla nasıl bir iletişim kurduğuyla ilgili olarak da "Daha böyle aile babası tavrında aşık oluyorum. Sevdiğim kadının her şeyiyle ilgilenirim, her şeyiyle meşgul olurum, bir çok konuda ona fikir veririm, daha sahipleniciyimdir" dedi.
Bu arada Gökbakar, aşkın üretimlerini hiç bir şekilde etkilemediğini de belirterek çok ilginç bir huyunu da şöyle anlattı: "Mesela ben düşen yere düşen kadına tahammül edemem. Ayağı takıldı düştü, kafayı bir yere vurdu falan biter bende. Bu bende bir rahatsızlık galiba. Çok oldu böyle... Bir anda o büyü yok oluyor bende. Erkek düştü mü hemen toparlanır kalkar, kadın bir de düştü mü kalkamaz, güler. Kadın düşüp bir de yerde kahkaha atınca sinirlerim oynar benim."
Şahan Gökbakar, kendi jenerasyonundaki genç kadınlarla ilgili ilginç bir açıklama da yaptı: "Artık kalmadı iyi yemek yapan kadın. Ben her tanıştığım kadına önce yemek yaptırıyorum, yok! Yani sizin jenerasyonun kadınları bizde yok. Bizdekiler daha makarna pişiremiyor. Çok kötü."
Güneri Civaoğlu'nun 'Şeffaf Oda' programına konuk olan Şahan Gökbakar, bir kadını tavlamak için önce fiziksel özellikleriyle, yaptığı şeylerle dalga geçtiğini anlattı.
Gökbakar, "Diyor ki 'Bu nasıl bir şey? Nasıl bir çocuk' Önce bir negatif vuracaksın. Ondan sonra hemen romantik hamle yapacaksın... Kadınla bir ilişkiye başlayacaksan önce kafa karıştıracaksın. 'Bu ne yapmaya çalışıyor? Bunun amacı ne' diyecek. Kadın böyle bir ambale olacak. O arada alıp ilişkiye başlayacaksın, hemen diyeceksin ki 'Ben sana karşı boş değilim'" şeklinde konuştu. Televizyon gazetesinin haberine göre, Gökbakar, kız arkadaşlarıyla nasıl bir iletişim kurduğuyla ilgili olarak da "Daha böyle aile babası tavrında aşık oluyorum. Sevdiğim kadının her şeyiyle ilgilenirim, her şeyiyle meşgul olurum, bir çok konuda ona fikir veririm, daha sahipleniciyimdir" dedi.
Bu arada Gökbakar, aşkın üretimlerini hiç bir şekilde etkilemediğini de belirterek çok ilginç bir huyunu da şöyle anlattı: "Mesela ben düşen yere düşen kadına tahammül edemem. Ayağı takıldı düştü, kafayı bir yere vurdu falan biter bende. Bu bende bir rahatsızlık galiba. Çok oldu böyle... Bir anda o büyü yok oluyor bende. Erkek düştü mü hemen toparlanır kalkar, kadın bir de düştü mü kalkamaz, güler. Kadın düşüp bir de yerde kahkaha atınca sinirlerim oynar benim."
Şahan Gökbakar, kendi jenerasyonundaki genç kadınlarla ilgili ilginç bir açıklama da yaptı: "Artık kalmadı iyi yemek yapan kadın. Ben her tanıştığım kadına önce yemek yaptırıyorum, yok! Yani sizin jenerasyonun kadınları bizde yok. Bizdekiler daha makarna pişiremiyor. Çok kötü."
SILA 20 KORUMA İSTEDİ !!!
Erkek hayranlarının yoğun ilgisi seksi şarkıcıyı korkuttu.
Seksi şarkıcı Sıla'nın erkek hayranlarının yoğun ilgisinden şikayetçi. Şarkıcı bu akşam vereceği konser öncesi 20 koruma istedi.
Erkek hayranları tarafından sürekli aşk mesajları aldığın belirten şarkıcı, "Mesajların boyutu beni korkutmaya başladı. İlgi duyulmak güzel ama bazı mesajlar sapıklık derecesinde olunca korktum ve çok sayıda koruma talep ettim” diye konuştu.
http://www.haberturk.com/
Seksi şarkıcı Sıla'nın erkek hayranlarının yoğun ilgisinden şikayetçi. Şarkıcı bu akşam vereceği konser öncesi 20 koruma istedi.
Erkek hayranları tarafından sürekli aşk mesajları aldığın belirten şarkıcı, "Mesajların boyutu beni korkutmaya başladı. İlgi duyulmak güzel ama bazı mesajlar sapıklık derecesinde olunca korktum ve çok sayıda koruma talep ettim” diye konuştu.
http://www.haberturk.com/
ONUR ŞAN'DAN SEDA SAYANA SERT CEVAP !!!!!
Onur beni yok etti" diyen Sayan'a eşi Onur Şan'dan çok sert cevap..Seda Sayan'ın , ‘Onur beni yok etti’ açıklamasına eşi Onur Şan’ın cevabı sert oldu. Onur Şan, Seda Sayan’ın ulu orta açıklamalarına gerek olmadığını
söyleyerek, “Zamansızlıktan görüşemediğimiz doğru. Evliliğimizde çok farklı sorunlarımız da oldu. Ama ben hiçbir zaman çıkıp bunları konuşmadım. Seda Hanım da konuşmamalıydı. Seda Hanım’ın açıklamaları olayı bu duruma getirdi! Maşallah her şeyi söylemiş ama eksikler de var. İki hafta önce evleri ayırdığımızı söylememiş mesela’’ dedi.
http://www.haberturk.com/Magazin.html
söyleyerek, “Zamansızlıktan görüşemediğimiz doğru. Evliliğimizde çok farklı sorunlarımız da oldu. Ama ben hiçbir zaman çıkıp bunları konuşmadım. Seda Hanım da konuşmamalıydı. Seda Hanım’ın açıklamaları olayı bu duruma getirdi! Maşallah her şeyi söylemiş ama eksikler de var. İki hafta önce evleri ayırdığımızı söylememiş mesela’’ dedi.
http://www.haberturk.com/Magazin.html
KIŞ OLİMPİYATLARI ÖLÜMLE BAŞLADI !!!!
Gürcü kızakçı Nodar Kumaritaşvili, kulvar duvarının tamponsuz demir çubuğuna çarparak öldü.
Kanada'nın Vancouver kentinde başlayan 21. Kış Olimpiyatları'nda antreman yapan Gürcü kızakçı Nodar Kumaritaşvili, kaza sonucu hayatını kaybetti.
Kanada'nın batı kıyısında İngiliz Kolumbiyası eyaletinde yapılan kış olimpiyatında, 21 yaşındaki Gürcü kızak sporcusu Kumaritaşvili, tek kişilik sırtüstü binilen sürat kızağında kayarken "oluk pistin" finiş noktasına yakın kulvar duvarının tamponsuz demir çubuğuna çarparak öldü.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin Belçikalı Başkanı Jacques Rogge, doktorların büyük çabasına rağmen kurtarılamayan Gürcü sporcu için "Çok üzgünüz. Oyunlar hakikaten darbe aldı" ifadesini kullandı. Sporcunun ailesine hemen haber verilmedi.
http://video.haberturk.com/video/index/40873
Gürcü olimpiyat takımının başkanı da "Oyunlardan hemen çekilme ihtimalimiz var" dedi.
Kanada'nın Vancouver kentinde başlayan 21. Kış Olimpiyatları'nda antreman yapan Gürcü kızakçı Nodar Kumaritaşvili, kaza sonucu hayatını kaybetti.
Kanada'nın batı kıyısında İngiliz Kolumbiyası eyaletinde yapılan kış olimpiyatında, 21 yaşındaki Gürcü kızak sporcusu Kumaritaşvili, tek kişilik sırtüstü binilen sürat kızağında kayarken "oluk pistin" finiş noktasına yakın kulvar duvarının tamponsuz demir çubuğuna çarparak öldü.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin Belçikalı Başkanı Jacques Rogge, doktorların büyük çabasına rağmen kurtarılamayan Gürcü sporcu için "Çok üzgünüz. Oyunlar hakikaten darbe aldı" ifadesini kullandı. Sporcunun ailesine hemen haber verilmedi.
http://video.haberturk.com/video/index/40873
Gürcü olimpiyat takımının başkanı da "Oyunlardan hemen çekilme ihtimalimiz var" dedi.
MADRİD'DE SAHADA !!!
Sarı-Kırmızılı takımda sakatlar kervanına son halka olarak eklenen Arda Turan’ın, perşembe gecesi İspanya’da oynanacak AtleticoMadridmaçında forma giyme şansının oldukça yüksek olduğu öğrenildi. Önceki gün çekilen ilkMR’ında adalesinde yırtığa rastlanmayan genç kaptanın, tedbir amaçlı olarak 2 gün daha dinlendirileceği, pazartesi gününden itibaren ise takımla birlikte çalışmalara katılacağı ifade edildi. Arda’dan gelen iyi haberle rahatlayan teknik direktör Frank Rijkaard ise doktorlarla görüşerek futbolcunun bugün Antalya’da başlayacak kampa götürülmeyip İstanbul’da tedavine devam edilmesini istedi.
ÖZVERİDE BULUNACAK
Pazar günü yapılacak son kontrollerde doku testinden geçecek olan Arda’nın ağrılarının da korkulan bölgelerde
olmaması sevinç yarattı. 23 yaşındaki yıldız oyuncunun kendisini iyi hissettiğini söylemesi ve perşembe gecesi
AtleticoMadridmaçında sahada yer almak istediğini belirtmesi de başta yönetimolmak üzere tüm teknik heyeti ve takımarkadaşlarını rahatlattı. Antalyaspor maçında sakat sakat oynadığı için eleştirilen Sarı-Kırmızılı futbolcu, yakın çevresine “Oynamama engel bir durumolmadığı için görev aldım. AtleticoMadridmaçında da inşallah sahadayım” diyerek, fedakârlık yapmaya hazır olduğunu da dile getirdi.
http://www.htspor.com/Futbol/spor-haber/206853-madridde-dumende.aspx
ÖZVERİDE BULUNACAK
Pazar günü yapılacak son kontrollerde doku testinden geçecek olan Arda’nın ağrılarının da korkulan bölgelerde
olmaması sevinç yarattı. 23 yaşındaki yıldız oyuncunun kendisini iyi hissettiğini söylemesi ve perşembe gecesi
AtleticoMadridmaçında sahada yer almak istediğini belirtmesi de başta yönetimolmak üzere tüm teknik heyeti ve takımarkadaşlarını rahatlattı. Antalyaspor maçında sakat sakat oynadığı için eleştirilen Sarı-Kırmızılı futbolcu, yakın çevresine “Oynamama engel bir durumolmadığı için görev aldım. AtleticoMadridmaçında da inşallah sahadayım” diyerek, fedakârlık yapmaya hazır olduğunu da dile getirdi.
http://www.htspor.com/Futbol/spor-haber/206853-madridde-dumende.aspx
BAŞBAKAN ERDOĞAN YEĞENİ İLE İLGİLİ İLK KEZ KONUŞTU !!!!
Başbakan Erdoğan, yeğeninin uyuşturucu operasyonunda yakalanmasını ilk kez yorumladı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Katar'a hareketinden önce gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Erdoğan yeğeninin uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınmasıyla ilgili bir soruyu şöyle yanıtladı:
"Ben zaten valiye ve emniyet müdürüne gerekli talimatı verdim. Ben bu yeğenimle Başbakan olduktan sonra sadece bir kez görüştüm ve sonra onu zaten sildim. Çünkü benim değerlerime ters bir insandır. Yasalar neyi gerektiriyorsa o olacaktır."
TEKEL İŞÇİLERİNE ÇAĞRI
"TEKEL işçileri konusu çok çok abartılıyor. Sanki bütün TEKEL işçileri eylem yapıyor. Böyle bir şey yok. Özelleştirme süreci neyi gerektiriyorsa o yapılmıştır ve TEKEL işçileri de yerlerini almışlardır. Son olayda ise farklı bir durum var. Kapatılan tütün işleme depolarıyla ilgili. Bir işadamı bir iş yerini kapattığında
çalışanlara ihbar ve kıdem tazminatlarını öder ve işi bitirir. Biz de şu an bunu yapıyoruz. Ama biz ne yaptık, 'sendikaların bizden talepleri var madem' dedik,
bunları 4-C kapsamında istihdam edelim dedik. Her türlü kolaylığı da sağladık. Ama bunlara rağmen hedef saptırmak suretiyle ortaya bazı taleplerle çıktılar. Biz kamu kurumlarında aynı şartlarda çalışmak istiyoruz dediler. Bakın arkadaşlar özelleştirme politikası bizim dönemimizde başlamadı. Eskiden beri var. Bu gösterileri küçük bir grup yapıyor. Büyük bir kısmı aslında bu yapılanları tasvip de etmiyor. Ne dedik biz son olarak 1 şubatta kıdem tazminatlarını yatırdık ve gelin alın dedik. Şubat sonuna da süre verdik
dedik ki gelin 4-C'ye başvurun. Eğer o tarihe kadar başvuru olmazsa bu hakkı da kaybederler. Dün itibariyle 900 kadar TEKEL işçisi buna müracaat etti ve
kamu kurumlarına 4-C kapsamında yerleştirildi. Ortada direnen 200 kişi kalmış. Onlar da birtakım tasarruflarda bulunmuşlar. Böylece zaten bu süreç de bitmiştir. İki sendika toplanmış kararlar almış, mahkemeye başvuracaklarmış Olabilir. Yapabilirler. 4-C'yi biz icat etmedik. Bu bize sendikaların bir önerisidir. Biz bu sistemi onlarla konuşarak uygulamaya karar verdik. Bunlar sabah kalktıklarında akşam yaptıklarını unutuyorlar. Ayıp değil mi? Biz kasaba devleti değiliz. Ben tekrar TEKEL işçisi kardeşlerime diyorum ki,; Biz hiçbir zaman sizlere zulmetmedik, zulmetmeyiz. Zamanınız varken
bir an önce 4-C'ye başvuru yapın."
ORG. BAŞBUĞ'UN HABERTÜRK'E YAPTIĞI AÇIKLAMALAR
"Dün akşam da açıkladım. Medya üzerinden kalkıp da böyle bir tartışmanın içerisinde yer almam. Genelkurmay Başkanımızla zaten her hafta görüşüyoruz. Bu konuları da zaten orada görüşürüz. Bu tür spekülasyonlar içerisinde yer alırsam bu makamı yıpratmış oluruz."
HABERTÜRK
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Katar'a hareketinden önce gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Erdoğan yeğeninin uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınmasıyla ilgili bir soruyu şöyle yanıtladı:
"Ben zaten valiye ve emniyet müdürüne gerekli talimatı verdim. Ben bu yeğenimle Başbakan olduktan sonra sadece bir kez görüştüm ve sonra onu zaten sildim. Çünkü benim değerlerime ters bir insandır. Yasalar neyi gerektiriyorsa o olacaktır."
TEKEL İŞÇİLERİNE ÇAĞRI
"TEKEL işçileri konusu çok çok abartılıyor. Sanki bütün TEKEL işçileri eylem yapıyor. Böyle bir şey yok. Özelleştirme süreci neyi gerektiriyorsa o yapılmıştır ve TEKEL işçileri de yerlerini almışlardır. Son olayda ise farklı bir durum var. Kapatılan tütün işleme depolarıyla ilgili. Bir işadamı bir iş yerini kapattığında
çalışanlara ihbar ve kıdem tazminatlarını öder ve işi bitirir. Biz de şu an bunu yapıyoruz. Ama biz ne yaptık, 'sendikaların bizden talepleri var madem' dedik,
bunları 4-C kapsamında istihdam edelim dedik. Her türlü kolaylığı da sağladık. Ama bunlara rağmen hedef saptırmak suretiyle ortaya bazı taleplerle çıktılar. Biz kamu kurumlarında aynı şartlarda çalışmak istiyoruz dediler. Bakın arkadaşlar özelleştirme politikası bizim dönemimizde başlamadı. Eskiden beri var. Bu gösterileri küçük bir grup yapıyor. Büyük bir kısmı aslında bu yapılanları tasvip de etmiyor. Ne dedik biz son olarak 1 şubatta kıdem tazminatlarını yatırdık ve gelin alın dedik. Şubat sonuna da süre verdik
dedik ki gelin 4-C'ye başvurun. Eğer o tarihe kadar başvuru olmazsa bu hakkı da kaybederler. Dün itibariyle 900 kadar TEKEL işçisi buna müracaat etti ve
kamu kurumlarına 4-C kapsamında yerleştirildi. Ortada direnen 200 kişi kalmış. Onlar da birtakım tasarruflarda bulunmuşlar. Böylece zaten bu süreç de bitmiştir. İki sendika toplanmış kararlar almış, mahkemeye başvuracaklarmış Olabilir. Yapabilirler. 4-C'yi biz icat etmedik. Bu bize sendikaların bir önerisidir. Biz bu sistemi onlarla konuşarak uygulamaya karar verdik. Bunlar sabah kalktıklarında akşam yaptıklarını unutuyorlar. Ayıp değil mi? Biz kasaba devleti değiliz. Ben tekrar TEKEL işçisi kardeşlerime diyorum ki,; Biz hiçbir zaman sizlere zulmetmedik, zulmetmeyiz. Zamanınız varken
bir an önce 4-C'ye başvuru yapın."
ORG. BAŞBUĞ'UN HABERTÜRK'E YAPTIĞI AÇIKLAMALAR
"Dün akşam da açıkladım. Medya üzerinden kalkıp da böyle bir tartışmanın içerisinde yer almam. Genelkurmay Başkanımızla zaten her hafta görüşüyoruz. Bu konuları da zaten orada görüşürüz. Bu tür spekülasyonlar içerisinde yer alırsam bu makamı yıpratmış oluruz."
HABERTÜRK
12 Şubat 2010 Cuma
CEM GARİPOĞLU HESAP VERİYOR ... ABLA KATİLİNE KEZZAPLI SALDIRI
“KAFANI KESECEĞİM”
Cem Garipoğlu, cinayetten 1 yıl sonra dün ilk duruşmaya çıktı ve “Münevver, sen ne biçim erkeksin dedi, erkekliğime hakaret etti” diye kendini savundu. Tam bu sırada, Münevver’in kardeşi Enver “Kafanı keseceğim” diye şırıngayı sıktı.
CİNAYETİ ANLATIRKEN KEKELEDİ
Enver gözaltına alınırken, Cem Garipoğlu kekeleyerek olayı anlattı: “Cep telefonu mesajını görünce deliye döndüm. Bıçakla vurmuşum. Ceset bavula sığmayınca, testere alıp sadece başını kestim. Tek başıma yaptım, pişmanım.”
KARDEŞİN ‘KEZZAPLI’ İNTİKAMI
Münevver Karabulut’un katil zanlısı Cem Garipoğlu, dün ilk kez oturduğu sanık sandalyesinde, kurbanın 17 yaşındaki kardeşi Enver Karabulut’un şırıngalı saldırısına uğradı
Cem’in, Münevver’in kendisine ‘Sen ne biçim erkeksin’ dediğini anlattığı sırada yerinden fırlayan kardeş, kezzap doldurduğu ucunda iğne bulunmayan büyük boy bir şırıngayı sıktı
‘Erkekliğime laf etti, öldürdüm’
Cem Garipoğlu hâkimin “Münevver’i neden öldürdün?” sorusuna “Erkekliğime hakaret etti. ‘Sen ne biçim erkeksin’ dedi” yanıtını verdi
Bu sırada Münevver’in 17 yaşındaki kardeşi Enver Karabulut, “Senin kafanı keseceğim” diye bağırarak yerinden fırladı ve Cem Garipoğlu’nun bulunduğu sanık bölümüne doğru koşmaya çalıştı. Ve polislerin arasından elindeki büyük boy ucunda iğne olmayan şırıngada bulunan sıvıyı Cem’in yüzüne sıktı. Ardından da şırıngayı izleyici sıralarına fırlattı. Polisler tarafından güçlükle zaptedilen Karabulut, salondan çıkartılırken Cem de jandarma tarafından arka bölüme alındı. Jandarma Cem’e yüzünü yıkattı. Şırıngalı saldırının ardından devam edilen duruşmada Cem kısık sesle konuştuğu için hâkim tarafından uyarıldı. Cinayet gününü anlatmaya başlayan Cem, eve geldikten sonra Münevver ile öpüştüklerini belirtti ve sık sık kekeleyerek şöyle ifade verdi:
“O tuvalete gitti. Ben masada duran cep telefonunu karıştırmaya başladım. Mesajlarda sevgilisinden geldiği anlaşılan bir şey görünce sinirlendim. Sonra onu değil beni sevdiğini söyledi. Ama ben onu çok sevdiğim için deliye döndüm. Cinnet mi getirdim, çıldırdım mı bilmiyorum ama kendime geldiğimde Münevver yerde ölü yatıyordu. Masada duran bıçakla vurmuşum. Kaç bıçak darbesi vurduğumu hatırlamıyorum bile. Telaşla cesetten kurtulmaya çalıştım. Önce bavula sığdırmaya çalıştım olmadı. Yerdeki kanları kirlilerle sildim. Nalbura gittim. Testere aldım.”
BUNU NASIL YAPTIM’
Münevver’in kafasını kesme olayını anlatırken sürekli “Ben bunu nasıl yaptım” diyen Cem Garipoğlu, “Yaptığıma pişmanım. Keşke geri getirebilsem. O anda öyle bir şeyi nasıl d düşünebildim. Sadece başını kestim” diye konuştu. Daha sonra cesedi çağırdığı korsan taksiyle Etiler’e götürüp çöp konteynerine attığını söyleyen Cem Garipoğlu, babasının akşam 22.00 sıralarında eve geldiğini, annesinin durumu anladığı için babasını uyardığını, cinayeti tek başına işlediğini ileri sürdü. Babasının kendisini önce yöneticilerinin bulunduğu lojmana, ardından bir kafeye götürdüğünü, babasına cinayeti anlatıp anlatmadığını da hatırlamadığını belirten Cem “Tanımadığım biri ismimi söyleyerek beni kafeden aldı. 6 saatlik yola gittik. 7 ay o evde saklandım. Sonra üzerimdeki baskı nedeniyle teslim oldum. Ailesi için çok üzgünüm çünkü kızları benim yüzümden öldü. Kendi ailem için de üzgünüm çünkü oğulları katil oldu” dedi.
MAYASIZ AYİNİ SORULDU
Cem testeriyi önceden almadığını da öne sürdü. Avukat Epözdemir, Cem Garipoğlu’na “Mayasız Ayini”ni bilip bilmediğini sordu. Cem Garipoğlu, hiç duymadığını ifade etti. Avukat Epözdemir, duruşma sonrası yaptığı açıklamada, çok eski bir sapkın gelenek olan “Mayasız Ayini”nin, 18 yaşına gelen erkek çocuğun, 18 yaşına girmemiş bir bakire kızın kanını içerek kendini kanıtladığı tören olarak bilindiğini söyledi. Cem 26 Şubat’ta ikinci kez hâkim karşısına çıkacak.
SERBEST BIRAKILDI
İÇERİSİNDE kezzap bulunan şırıngayı Cem’ı sıkan Enver Karabulut, gözaltına alındı. Enver Karabulut yoğun güvenlik önlemleri altında Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne oradan da Çocuk Şube Müdürlüğü’ne gönderildi. Çocuk Savcısı İsmil Şahin sıvının muhteviyatı tespit edilemediği gerekçesiyle serbest bıraktı.
ATKIYA SAKLADIM
Serbest kaldıktan sonra HABERTÜRK’ün sorularını yanıtlayan Enver Karabulut saldırıyı nasıl gerçekleştirdiğini şöyle anlattı: “Şırıngayı adliyeye atkımın içinde soktum. Şırınga zaten plastik olduğu için X-Ray cihazı sinyal vermedi. Şırınganın içerisine marketten mavi bir plastik şişede satılan tuz ruhuyla (kezzap) su koydum. Cem ablamla ilgili “Onunla öpüştük, seviştik” gibi ifadeleri kullanınca deliye döndüm. Önümü açmak için avukatımızın çantasını alıp arkama koydum. Ve saldırıyı gerçekleştirdim. Saldırıyı tek başıma planladım. Amacım korkutmaktı. Şırıngayı avukatımızın çantasından almadım.” Duruşma salonunda görev yapan 3 asker ile bir polis memuru Enver Karabulut’tan şikâyetçi oldu. Polis memurları Enver Karabulut’un şırıngayı almak için avukatları Rezan Epözdemir’in çantasını karıştırdığını gördüklerini ifade etti. Enver Karabulut, Cem Garipoğlu’na şırıngalı saldırı nedeniyle hem mahkeme salonunun düzenini bozduğu hem de adam yaralamaya teşebbüs fiilini işlediği gerekçesiyle yargılanacak. Hukukçular, Karabulut’un yaşı küçük olduğu için alacağı cezanın para cezasına çevrilip ertelenebileceğini belirtti. Öte yandan Cem’e küfür eden anne Nagihan Karabulut “Oğlum sadece korkutmak istedi” dedi.
HABERTÜRK
Cem Garipoğlu, cinayetten 1 yıl sonra dün ilk duruşmaya çıktı ve “Münevver, sen ne biçim erkeksin dedi, erkekliğime hakaret etti” diye kendini savundu. Tam bu sırada, Münevver’in kardeşi Enver “Kafanı keseceğim” diye şırıngayı sıktı.
CİNAYETİ ANLATIRKEN KEKELEDİ
Enver gözaltına alınırken, Cem Garipoğlu kekeleyerek olayı anlattı: “Cep telefonu mesajını görünce deliye döndüm. Bıçakla vurmuşum. Ceset bavula sığmayınca, testere alıp sadece başını kestim. Tek başıma yaptım, pişmanım.”
KARDEŞİN ‘KEZZAPLI’ İNTİKAMI
Münevver Karabulut’un katil zanlısı Cem Garipoğlu, dün ilk kez oturduğu sanık sandalyesinde, kurbanın 17 yaşındaki kardeşi Enver Karabulut’un şırıngalı saldırısına uğradı
Cem’in, Münevver’in kendisine ‘Sen ne biçim erkeksin’ dediğini anlattığı sırada yerinden fırlayan kardeş, kezzap doldurduğu ucunda iğne bulunmayan büyük boy bir şırıngayı sıktı
‘Erkekliğime laf etti, öldürdüm’
Cem Garipoğlu hâkimin “Münevver’i neden öldürdün?” sorusuna “Erkekliğime hakaret etti. ‘Sen ne biçim erkeksin’ dedi” yanıtını verdi
Bu sırada Münevver’in 17 yaşındaki kardeşi Enver Karabulut, “Senin kafanı keseceğim” diye bağırarak yerinden fırladı ve Cem Garipoğlu’nun bulunduğu sanık bölümüne doğru koşmaya çalıştı. Ve polislerin arasından elindeki büyük boy ucunda iğne olmayan şırıngada bulunan sıvıyı Cem’in yüzüne sıktı. Ardından da şırıngayı izleyici sıralarına fırlattı. Polisler tarafından güçlükle zaptedilen Karabulut, salondan çıkartılırken Cem de jandarma tarafından arka bölüme alındı. Jandarma Cem’e yüzünü yıkattı. Şırıngalı saldırının ardından devam edilen duruşmada Cem kısık sesle konuştuğu için hâkim tarafından uyarıldı. Cinayet gününü anlatmaya başlayan Cem, eve geldikten sonra Münevver ile öpüştüklerini belirtti ve sık sık kekeleyerek şöyle ifade verdi:
‘BIÇAĞI SAPLADIM’
“O tuvalete gitti. Ben masada duran cep telefonunu karıştırmaya başladım. Mesajlarda sevgilisinden geldiği anlaşılan bir şey görünce sinirlendim. Sonra onu değil beni sevdiğini söyledi. Ama ben onu çok sevdiğim için deliye döndüm. Cinnet mi getirdim, çıldırdım mı bilmiyorum ama kendime geldiğimde Münevver yerde ölü yatıyordu. Masada duran bıçakla vurmuşum. Kaç bıçak darbesi vurduğumu hatırlamıyorum bile. Telaşla cesetten kurtulmaya çalıştım. Önce bavula sığdırmaya çalıştım olmadı. Yerdeki kanları kirlilerle sildim. Nalbura gittim. Testere aldım.”
BUNU NASIL YAPTIM’
Münevver’in kafasını kesme olayını anlatırken sürekli “Ben bunu nasıl yaptım” diyen Cem Garipoğlu, “Yaptığıma pişmanım. Keşke geri getirebilsem. O anda öyle bir şeyi nasıl d düşünebildim. Sadece başını kestim” diye konuştu. Daha sonra cesedi çağırdığı korsan taksiyle Etiler’e götürüp çöp konteynerine attığını söyleyen Cem Garipoğlu, babasının akşam 22.00 sıralarında eve geldiğini, annesinin durumu anladığı için babasını uyardığını, cinayeti tek başına işlediğini ileri sürdü. Babasının kendisini önce yöneticilerinin bulunduğu lojmana, ardından bir kafeye götürdüğünü, babasına cinayeti anlatıp anlatmadığını da hatırlamadığını belirten Cem “Tanımadığım biri ismimi söyleyerek beni kafeden aldı. 6 saatlik yola gittik. 7 ay o evde saklandım. Sonra üzerimdeki baskı nedeniyle teslim oldum. Ailesi için çok üzgünüm çünkü kızları benim yüzümden öldü. Kendi ailem için de üzgünüm çünkü oğulları katil oldu” dedi.
MAYASIZ AYİNİ SORULDU
Cem testeriyi önceden almadığını da öne sürdü. Avukat Epözdemir, Cem Garipoğlu’na “Mayasız Ayini”ni bilip bilmediğini sordu. Cem Garipoğlu, hiç duymadığını ifade etti. Avukat Epözdemir, duruşma sonrası yaptığı açıklamada, çok eski bir sapkın gelenek olan “Mayasız Ayini”nin, 18 yaşına gelen erkek çocuğun, 18 yaşına girmemiş bir bakire kızın kanını içerek kendini kanıtladığı tören olarak bilindiğini söyledi. Cem 26 Şubat’ta ikinci kez hâkim karşısına çıkacak.
SERBEST BIRAKILDI
İÇERİSİNDE kezzap bulunan şırıngayı Cem’ı sıkan Enver Karabulut, gözaltına alındı. Enver Karabulut yoğun güvenlik önlemleri altında Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne oradan da Çocuk Şube Müdürlüğü’ne gönderildi. Çocuk Savcısı İsmil Şahin sıvının muhteviyatı tespit edilemediği gerekçesiyle serbest bıraktı.
ATKIYA SAKLADIM
Serbest kaldıktan sonra HABERTÜRK’ün sorularını yanıtlayan Enver Karabulut saldırıyı nasıl gerçekleştirdiğini şöyle anlattı: “Şırıngayı adliyeye atkımın içinde soktum. Şırınga zaten plastik olduğu için X-Ray cihazı sinyal vermedi. Şırınganın içerisine marketten mavi bir plastik şişede satılan tuz ruhuyla (kezzap) su koydum. Cem ablamla ilgili “Onunla öpüştük, seviştik” gibi ifadeleri kullanınca deliye döndüm. Önümü açmak için avukatımızın çantasını alıp arkama koydum. Ve saldırıyı gerçekleştirdim. Saldırıyı tek başıma planladım. Amacım korkutmaktı. Şırıngayı avukatımızın çantasından almadım.” Duruşma salonunda görev yapan 3 asker ile bir polis memuru Enver Karabulut’tan şikâyetçi oldu. Polis memurları Enver Karabulut’un şırıngayı almak için avukatları Rezan Epözdemir’in çantasını karıştırdığını gördüklerini ifade etti. Enver Karabulut, Cem Garipoğlu’na şırıngalı saldırı nedeniyle hem mahkeme salonunun düzenini bozduğu hem de adam yaralamaya teşebbüs fiilini işlediği gerekçesiyle yargılanacak. Hukukçular, Karabulut’un yaşı küçük olduğu için alacağı cezanın para cezasına çevrilip ertelenebileceğini belirtti. Öte yandan Cem’e küfür eden anne Nagihan Karabulut “Oğlum sadece korkutmak istedi” dedi.
HABERTÜRK
AVRUPA'NIN DEĞİL TÜRKİYE'NİN GÖZLERİ KÖR
BAŞBAKAN Erdoğan, Avrupa Parlamentosu kararı sonrası çok sert çıktı ve sordu: "Bu AP'nin gözü kör müdür!"
Yerinde ve zamanlaması açısından "doğru" ama genele bakınca "etkisi olmayacak" bir çıkış!
Sevgili dostlar, Avrupa Parlamentosu bunu ilk defa yapmıyor ki. Yıllardır "Türk Ordusu işgalcidir" diye kararlar alıyor, hatta daha da ileri giderek "Türk Ordusu'nun Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki varlığını bile sorguluyor, eleştiriyor".
Kör olan AB değil, kör olan bizleriz! Adamlar "Sizi istemiyoruz" diyorlar, hatta bunu "batmış olmalarına" rağmen söylemeye devam ediyorlar, bizler inatla "İstemeyin, sevmeyin ama en azından bir gün alabiliriz deyin" diyerek çevrelerinde dolaşıyoruz.
Sonuç: Türkiye'yi her zaman "taraflı değerlendiren" ve değerlendirmeye de devam edecek olan Avrupa, böyle kararlara imza atabilir. Bu durumda sorulacak doğru soru, "Kör müsünüz değil, biz hiçbir çıkarımız olmayan yalan bir yolda buna neden katlanıyoruz" olmalıdır...
AB ile ilişki karnemiz
ÇOK kısa özetleyeyim ve 2001'den itibaren çok yol alındı denilen tablo ne gösteriyor, birlikte bakalım...
* AB ile müzakerelerde "tarama süreci ve müzakere süreci" kamuoyunda her zaman birbirine karıştı.
* Hâlâ müzakere edilmiş, Türkiye'nin AB standartlarına uyduğuna dair "onaylanmış" tek bir başlık dahi yok... "Bitti" dense bile hiç önemli değil, bütün olmadan hukuken parçalar "anlamsız".
* Son alınan resmi karar ile "başlayamayan müzakereler" bile askıya alınmış durumda.
* AB'nin "Vay Rumları nasıl Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tescil etmezsiniz" diyerek askıya aldığı başlıklar: "Malların serbest dolaşımı, taşımacılık, gümrük birliği, tarım, balıkçılık, dış ilişkiler, mali hizmetler ve iş kurma hakkı!"
* Bu başlıklar, "Avrupa Birliği konseptinin" belkemiğini oluşturuyor!
* Bu başlıkları çıkardığınızda "tam üyelik süreci" Chirac'ın "ortaya attığı" imtiyazlı üyelik sürecine dönüşüyor. Veya Sarkozy'nin "bizi ittiği" yeni "açılıma".
* Alınan son kararlarda çok önemli bir detay daha var: "Hangi başlık açılırsa açılsın, Türkler Rum tarafını Kıbrıs olarak tescil etmezse , o başlık kapanmaz."
Sevgili dostlar, karnemizde "orta" ile ifade edilebilecek bir gelişme bile yok. Geldiğimiz nokta çok açık ve net: Resmi olmayan sözler ile "halklar" uyutulmaya çalışılsa bile "resmi belgeleri incelediğimde" karşıma Türk halkından saklanan gerçek çıkıyor; Türkiye için "tam üyelik ve katılım" süreci çoktan bitmiş! Anlayanlara, anlayamayanlara ve anlamak istemeyenlere anlatmaları dileklerimle....
'Yeter' demek için geç değil mi paşam!
İLKER Başbuğ, Fatih Altaylı ve Murat Bardakçı'ya çok önemli açıklamalarda bulundu. Öne çıkan başlık oldukça ilginçti: "Böyle rezillik olur mu, yeter yahu!" Tepki yerinde ama çok geç değil mi? Ben de İlker Paşa'ma sormak istiyorum: "Yeter bu rezilliktir" demek için "eğer gerçekten böyleyse" çok ama çok geç kalmadınız mı? Bu nasıl "geciken bir duruş" belirtmektir yahu!
HABERTÜRK
Yerinde ve zamanlaması açısından "doğru" ama genele bakınca "etkisi olmayacak" bir çıkış!
Sevgili dostlar, Avrupa Parlamentosu bunu ilk defa yapmıyor ki. Yıllardır "Türk Ordusu işgalcidir" diye kararlar alıyor, hatta daha da ileri giderek "Türk Ordusu'nun Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki varlığını bile sorguluyor, eleştiriyor".
Kör olan AB değil, kör olan bizleriz! Adamlar "Sizi istemiyoruz" diyorlar, hatta bunu "batmış olmalarına" rağmen söylemeye devam ediyorlar, bizler inatla "İstemeyin, sevmeyin ama en azından bir gün alabiliriz deyin" diyerek çevrelerinde dolaşıyoruz.
Sonuç: Türkiye'yi her zaman "taraflı değerlendiren" ve değerlendirmeye de devam edecek olan Avrupa, böyle kararlara imza atabilir. Bu durumda sorulacak doğru soru, "Kör müsünüz değil, biz hiçbir çıkarımız olmayan yalan bir yolda buna neden katlanıyoruz" olmalıdır...
AB ile ilişki karnemiz
ÇOK kısa özetleyeyim ve 2001'den itibaren çok yol alındı denilen tablo ne gösteriyor, birlikte bakalım...
* AB ile müzakerelerde "tarama süreci ve müzakere süreci" kamuoyunda her zaman birbirine karıştı.
* Hâlâ müzakere edilmiş, Türkiye'nin AB standartlarına uyduğuna dair "onaylanmış" tek bir başlık dahi yok... "Bitti" dense bile hiç önemli değil, bütün olmadan hukuken parçalar "anlamsız".
* Son alınan resmi karar ile "başlayamayan müzakereler" bile askıya alınmış durumda.
* AB'nin "Vay Rumları nasıl Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tescil etmezsiniz" diyerek askıya aldığı başlıklar: "Malların serbest dolaşımı, taşımacılık, gümrük birliği, tarım, balıkçılık, dış ilişkiler, mali hizmetler ve iş kurma hakkı!"
* Bu başlıklar, "Avrupa Birliği konseptinin" belkemiğini oluşturuyor!
* Bu başlıkları çıkardığınızda "tam üyelik süreci" Chirac'ın "ortaya attığı" imtiyazlı üyelik sürecine dönüşüyor. Veya Sarkozy'nin "bizi ittiği" yeni "açılıma".
* Alınan son kararlarda çok önemli bir detay daha var: "Hangi başlık açılırsa açılsın, Türkler Rum tarafını Kıbrıs olarak tescil etmezse , o başlık kapanmaz."
Sevgili dostlar, karnemizde "orta" ile ifade edilebilecek bir gelişme bile yok. Geldiğimiz nokta çok açık ve net: Resmi olmayan sözler ile "halklar" uyutulmaya çalışılsa bile "resmi belgeleri incelediğimde" karşıma Türk halkından saklanan gerçek çıkıyor; Türkiye için "tam üyelik ve katılım" süreci çoktan bitmiş! Anlayanlara, anlayamayanlara ve anlamak istemeyenlere anlatmaları dileklerimle....
'Yeter' demek için geç değil mi paşam!
İLKER Başbuğ, Fatih Altaylı ve Murat Bardakçı'ya çok önemli açıklamalarda bulundu. Öne çıkan başlık oldukça ilginçti: "Böyle rezillik olur mu, yeter yahu!" Tepki yerinde ama çok geç değil mi? Ben de İlker Paşa'ma sormak istiyorum: "Yeter bu rezilliktir" demek için "eğer gerçekten böyleyse" çok ama çok geç kalmadınız mı? Bu nasıl "geciken bir duruş" belirtmektir yahu!
HABERTÜRK
GALATASARAY'A MÜJDE !!
Forvet hattındaki oyuncularının tamamının sakatlanmasının ardından büyük sıkıntı çeken Galatasaray'a Milan Baros ve Harry Kewell'dan iyi haber geldi.
Turkcell Süper Lig'in ilk yarısında oynanan Fenerbahçe derbisinde sakatlanan Baros ile Ziraat Türkiye Kupası'nda oynadıkları Orduspor karşılaşmasından sonra antrenmanlara çıkamayan Kewell, önümüzdeki hafta başından itibaren düz koşulara başlayabilecek.
Sol ayak bileğine platin takılan Çek golcünün, bu nedenle beklenenden daha çabuk iyileştiği belirtilirken; Sabri, Gökhan Zan ve Jo'nun sakatlıklarının devam ettiği öğrenildi.
HABERTÜRK
Turkcell Süper Lig'in ilk yarısında oynanan Fenerbahçe derbisinde sakatlanan Baros ile Ziraat Türkiye Kupası'nda oynadıkları Orduspor karşılaşmasından sonra antrenmanlara çıkamayan Kewell, önümüzdeki hafta başından itibaren düz koşulara başlayabilecek.
Sol ayak bileğine platin takılan Çek golcünün, bu nedenle beklenenden daha çabuk iyileştiği belirtilirken; Sabri, Gökhan Zan ve Jo'nun sakatlıklarının devam ettiği öğrenildi.
HABERTÜRK
"BU TRANSFERLER FAYDA GETİRMEZ"
-Galatasaray’da devre arasında yapılan transferler hayli ses getirdi. Ancak ses getiren transferler yapmak, iyi takım olmak anlamına geliyor mu?
Devre arasında gelen futbolcuların tamamen Türkiye’ye idman yapmaya geldiklerini, milli takımlarına hazırlanmak için geldiklerini ve kendilerini Türkiye’de futbola veremediklerini, sakatlıktan korktuklarını ve akıllarının hep milli talkımlarında olduklarını düşünüyorum. Onun için bu transferlerin Galatasaray’a fayda getireceğine inanmıyorum.
"FORVET SIKINTISI VAR"
-Galatasaray’da şekillenen bu kadrodan sonra şampiyonlukla ilgili düşünceniz nedir?
Şampiyonluğun en büyük adayının açık ara Galatasaray olacağına inanıyorum. Galatasaray’ın kadrosu her ne olursa olsun, teknik heyetiyle beraber bu işin üstesinden gelebilecek bir yapıya sahiptir diye düşünüyorum. Ama takımda kesinlikle bir forvet sıkıntısı vardır.
"FRANCO’YU GÖNDERİRDİM"
Nonda’nın gitmesi kesinlikle yanlıştır. Şahsen ben kaleci Leo Franco’yu gönderirdim. Franco’nun Galatasaray’a çok fazla bir şey kattığına inanmıyorum. Franco’yla 3 senelik bir mukavele yapılmış ve bunun Galatasaray’a ayrı bir yük getireceğini düşünüyorum. Onun için yönetim 3 yıllık maliyetini göz önünde bulundurarak Nonda’nın sezon sonuna kadar olan mukavelesini feshetmesi, mali açıdan iyi olarak değerlendirilebilir ancak santrafor açısından sıkıntıya sokmuştur. Şimdi Nonda gönderildi. Geçen sene gol sıkıntısı çekiyorduk, stoperi santrafor oynattık. Maalesef bu sene santrafor sıkıntısı çeken Galatasaray Servet’i stoperden aldı santrafor oynattı. Demek ki Galatasaray’ın şu anda santrafora ihtiyacı vardır.
"GALATASARAY’I TANIMAK ÇOK ZOR"
-Bu doğrular ve yanlışlar içerisinde Rijkaard’ı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Benim beklediğim benim arzuladığım futbol ağırlığını Türkiye hala hissedemedi. Zaman zaman takım iyi top oynuyor ama son maçlarda hakikaten Galatasaray’ı tanımak çok zor. Antalya maçında iyi oynamamıza, 3 gol atmamıza rağmen maalesef kupadan elendik. Bu da çok acı.
"ZAMAN ZAMAN POLİTİK KONUŞURUM"
-Galatasaray’da şimdi kongre rüzgarları esmeye başladı. Son genel kurulda yönetime giremeyince epey üzülmüştünüz. Bu sefer yönetimde olacağım diyor musunuz? Bu arzuyu hala taşıyor musunuz?
Daha çok var kongreye. Onu şimdi konuşmayalım. Ben Galatasaray’ı çok seviyorum. Galatasaray’a ölünceye kadar her kademesinde hizmet etmeye hazır olduğumu her zaman söylüyorum.
-Adnan Polat’ı başarılı buluyor musunuz?
Galatasaray başkanları her zaman başarılıdır.
-Çok politik bir cevap oldu.
Ben zaman zaman biraz politik konuşurum.
HABERTÜRK
-Galatasaray’da devre arasında yapılan transferler hayli ses getirdi. Ancak ses getiren transferler yapmak, iyi takım olmak anlamına geliyor mu?
Devre arasında gelen futbolcuların tamamen Türkiye’ye idman yapmaya geldiklerini, milli takımlarına hazırlanmak için geldiklerini ve kendilerini Türkiye’de futbola veremediklerini, sakatlıktan korktuklarını ve akıllarının hep milli talkımlarında olduklarını düşünüyorum. Onun için bu transferlerin Galatasaray’a fayda getireceğine inanmıyorum.
"FORVET SIKINTISI VAR"
-Galatasaray’da şekillenen bu kadrodan sonra şampiyonlukla ilgili düşünceniz nedir?
Şampiyonluğun en büyük adayının açık ara Galatasaray olacağına inanıyorum. Galatasaray’ın kadrosu her ne olursa olsun, teknik heyetiyle beraber bu işin üstesinden gelebilecek bir yapıya sahiptir diye düşünüyorum. Ama takımda kesinlikle bir forvet sıkıntısı vardır.
"FRANCO’YU GÖNDERİRDİM"
Nonda’nın gitmesi kesinlikle yanlıştır. Şahsen ben kaleci Leo Franco’yu gönderirdim. Franco’nun Galatasaray’a çok fazla bir şey kattığına inanmıyorum. Franco’yla 3 senelik bir mukavele yapılmış ve bunun Galatasaray’a ayrı bir yük getireceğini düşünüyorum. Onun için yönetim 3 yıllık maliyetini göz önünde bulundurarak Nonda’nın sezon sonuna kadar olan mukavelesini feshetmesi, mali açıdan iyi olarak değerlendirilebilir ancak santrafor açısından sıkıntıya sokmuştur. Şimdi Nonda gönderildi. Geçen sene gol sıkıntısı çekiyorduk, stoperi santrafor oynattık. Maalesef bu sene santrafor sıkıntısı çeken Galatasaray Servet’i stoperden aldı santrafor oynattı. Demek ki Galatasaray’ın şu anda santrafora ihtiyacı vardır.
"GALATASARAY’I TANIMAK ÇOK ZOR"
-Bu doğrular ve yanlışlar içerisinde Rijkaard’ı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Benim beklediğim benim arzuladığım futbol ağırlığını Türkiye hala hissedemedi. Zaman zaman takım iyi top oynuyor ama son maçlarda hakikaten Galatasaray’ı tanımak çok zor. Antalya maçında iyi oynamamıza, 3 gol atmamıza rağmen maalesef kupadan elendik. Bu da çok acı.
"ZAMAN ZAMAN POLİTİK KONUŞURUM"
-Galatasaray’da şimdi kongre rüzgarları esmeye başladı. Son genel kurulda yönetime giremeyince epey üzülmüştünüz. Bu sefer yönetimde olacağım diyor musunuz? Bu arzuyu hala taşıyor musunuz?
Daha çok var kongreye. Onu şimdi konuşmayalım. Ben Galatasaray’ı çok seviyorum. Galatasaray’a ölünceye kadar her kademesinde hizmet etmeye hazır olduğumu her zaman söylüyorum.
-Adnan Polat’ı başarılı buluyor musunuz?
Galatasaray başkanları her zaman başarılıdır.
-Çok politik bir cevap oldu.
Ben zaman zaman biraz politik konuşurum.
HABERTÜRK
SAKAT SAKAT OYNADI !!!
ZİRAAT Türkiye Kupası’na Antalya’yı 3-2 devirmesine rağmen çeyrek finalde havlu atan G.Saray’a bir kötü haber de Arda Turan’dan geldi. Bir süredir sol diz uyluk kemiğindeki ağrılardan şikayetçi olmasına rağmen bu kritik karşılaşmada fedakârlık yapıp forma giyen kaptanın durumu daha da kötüye gitti. Sakatlığı yüzünden sol dizine yapılan özel bir bandajla sahaya çıkıp arkadaşlarını yalnız bırakmayan milli oyuncu, sert geçen karşılaşmada kendini fazla zorlayınca sol dizi esnedi ve durumu ağırlaştı.
DÜN yapılan idmana da katılmayan yıldız futbolcunun 18 Şubat’ta oynanacak A.Madrid karşılaşmasında forma giymesi zor görünürken, 21 Şubat’ta ligde Beşiktaş’la kozlarını paylaşacak olan sarı-kırmızılılar bu maçta sahaya ’10 numarasız’ çıkmak zorunda kalabilir. Ayrıca milli oyuncunun bugün bir kontrolden geçeceği, durumunda düzelme olmazsa Antalya kampına götürülmeyeceği öğrenildi.
KAPTANDAN gelen kötü haberle sarsılan G.Saray’da Arda’nın sakatlığının perde arkasında yatan gerçekler şok edici. Önceki gün oynanan Antalyaspor mücadelesinin sabahında başına gelecekleri sanki önceden gören genç yıldız, soluğu Bakırköy Acıbadem Hastanesi’nde aldı. Ağrılarından şikayetçi olduğunu söyleyen Arda’nın MR’ını çeken doktorlar, inceledikleri raporlar neticesinde başarılı oyuncunun maçta oynamasının riskli olacağını dile getirdiler. Ancak doktorların uyarılarına kulak asmayan yetenekli futbolcu, formasını sırtına geçirip sahaya çıktı.
MAÇTA ACISINI UNUTTU
MAÇ öncesi dizine beyaz renkli özel bir bandaj saran Arda, 2’li mücadelelere korkusuzca girince sakatlık kaçınılmaz oldu. Mücadelenin heyecanıyla dizindeki sakatlığını unutan milli yıldız, bitiş düdüğüyle birlikte gittiği soyunma odasında ağrıdan duramadı. Doktorların dizine uyguladığı buz tedavisiyle biraz olsun rahatlayan Arda’nın bu fedakârlığı başına dert açtı.
MİLLİYET
DÜN yapılan idmana da katılmayan yıldız futbolcunun 18 Şubat’ta oynanacak A.Madrid karşılaşmasında forma giymesi zor görünürken, 21 Şubat’ta ligde Beşiktaş’la kozlarını paylaşacak olan sarı-kırmızılılar bu maçta sahaya ’10 numarasız’ çıkmak zorunda kalabilir. Ayrıca milli oyuncunun bugün bir kontrolden geçeceği, durumunda düzelme olmazsa Antalya kampına götürülmeyeceği öğrenildi.
KAPTANDAN gelen kötü haberle sarsılan G.Saray’da Arda’nın sakatlığının perde arkasında yatan gerçekler şok edici. Önceki gün oynanan Antalyaspor mücadelesinin sabahında başına gelecekleri sanki önceden gören genç yıldız, soluğu Bakırköy Acıbadem Hastanesi’nde aldı. Ağrılarından şikayetçi olduğunu söyleyen Arda’nın MR’ını çeken doktorlar, inceledikleri raporlar neticesinde başarılı oyuncunun maçta oynamasının riskli olacağını dile getirdiler. Ancak doktorların uyarılarına kulak asmayan yetenekli futbolcu, formasını sırtına geçirip sahaya çıktı.
MAÇTA ACISINI UNUTTU
MAÇ öncesi dizine beyaz renkli özel bir bandaj saran Arda, 2’li mücadelelere korkusuzca girince sakatlık kaçınılmaz oldu. Mücadelenin heyecanıyla dizindeki sakatlığını unutan milli yıldız, bitiş düdüğüyle birlikte gittiği soyunma odasında ağrıdan duramadı. Doktorların dizine uyguladığı buz tedavisiyle biraz olsun rahatlayan Arda’nın bu fedakârlığı başına dert açtı.
MİLLİYET
VOLKAN İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ !!!
F.Bahçe'nin file bekçisi, "Ben, yedekte oturanlar, hatta İstanbul'da olanlar, teknik heyet ve herkes taşın altına elini sokmalı. Bursaspor'un yarısı kadar bile koşmadık" dedi.
Ziraat Türkiye Kupası’nda Bursaspor’a 3-1 yenilmesine rağmen yarı finale yükselen Fenerbahçe’de kaleci Volkan Demirel’den önemli açıklamalar geldi.
Sarı-Lacivertliler’in başarılı file bekçisi 90 dakika sonunda öncelikli olarak maçın bir değerlendirmesini yaparak, “Yarı finale çıkmak güzel. İstanbul’daki maçtan 3-0 avantajımız vardı. Ama bu şekilde turu geçmeye sevinmememiz gerek. Çok kötü oynadık. Eğer maçın başında yakaladığımız fırsatları değerlendirsek maç bu duruma gelmezdi. Bana göre bu0 maçtan ders çıkarıp bundan sonraki maçlarda ona göre sahaya çıkmalıyız. Bu mücadele ve yenilen goller bize yakışmadı. Biraz da 3-0’ın rahatlığı vardı. Bu rahatlık bizi kötü etkiledi. Ama yine iyi ki bu maçta karşılaştık bunlarla. İleriki zamanlarda çok önemli maçlarımız var. Çünkü bu maçta avantajımız vardı. Benden başlayarak yedekte oturanlar hatta İstanbul’da olanlar, teknik heyet ve herkes taşın altına elini sokmalı. Büyük hedeflerimiz var. Bu şekilde ilerleyemeyiz. Ligde, kupada ve Avrupa Ligi’nde bu hedeflere en iyi şekilde oynayarak, konsantre olup Fenerbahçe formasına yakışır şekilde ulaşmalıyız” diye konuştu.
‘TUR GİDİYOR DİYE KORKTUM’
Çok iyi bir rakibe karşı mücadele ettiklerine de dikkat çeken Volkan, “Bursaspor çok iyi konsantre olmuş. Hocaları ve taraftarıyla iyi bir takım. Maç sonunda onları alkışladım. Belki de yanlış anladılar. Ama tebrik etmek için alkışladım. 3-0’ı avantaja çevirmek istediler ve ilk yarıda belki biz onların yarısı kadar bile koşmadık. Ben bir ara ‘Tur gidiyor’ diye korktum. Ama Güiza attı ve bir golle de olsa turu atladık. Bu sonuca sevinmememiz lazım. Bizim bu maçtan dersler çıkarmamız lazım” dedi
MİLLİYET
Ziraat Türkiye Kupası’nda Bursaspor’a 3-1 yenilmesine rağmen yarı finale yükselen Fenerbahçe’de kaleci Volkan Demirel’den önemli açıklamalar geldi.
Sarı-Lacivertliler’in başarılı file bekçisi 90 dakika sonunda öncelikli olarak maçın bir değerlendirmesini yaparak, “Yarı finale çıkmak güzel. İstanbul’daki maçtan 3-0 avantajımız vardı. Ama bu şekilde turu geçmeye sevinmememiz gerek. Çok kötü oynadık. Eğer maçın başında yakaladığımız fırsatları değerlendirsek maç bu duruma gelmezdi. Bana göre bu0 maçtan ders çıkarıp bundan sonraki maçlarda ona göre sahaya çıkmalıyız. Bu mücadele ve yenilen goller bize yakışmadı. Biraz da 3-0’ın rahatlığı vardı. Bu rahatlık bizi kötü etkiledi. Ama yine iyi ki bu maçta karşılaştık bunlarla. İleriki zamanlarda çok önemli maçlarımız var. Çünkü bu maçta avantajımız vardı. Benden başlayarak yedekte oturanlar hatta İstanbul’da olanlar, teknik heyet ve herkes taşın altına elini sokmalı. Büyük hedeflerimiz var. Bu şekilde ilerleyemeyiz. Ligde, kupada ve Avrupa Ligi’nde bu hedeflere en iyi şekilde oynayarak, konsantre olup Fenerbahçe formasına yakışır şekilde ulaşmalıyız” diye konuştu.
‘TUR GİDİYOR DİYE KORKTUM’
Çok iyi bir rakibe karşı mücadele ettiklerine de dikkat çeken Volkan, “Bursaspor çok iyi konsantre olmuş. Hocaları ve taraftarıyla iyi bir takım. Maç sonunda onları alkışladım. Belki de yanlış anladılar. Ama tebrik etmek için alkışladım. 3-0’ı avantaja çevirmek istediler ve ilk yarıda belki biz onların yarısı kadar bile koşmadık. Ben bir ara ‘Tur gidiyor’ diye korktum. Ama Güiza attı ve bir golle de olsa turu atladık. Bu sonuca sevinmememiz lazım. Bizim bu maçtan dersler çıkarmamız lazım” dedi
MİLLİYET
Kaydol:
Yorumlar (Atom)






















































