2 Mart 2010 Salı
1 Mart 2010 Pazartesi
28 Şubat 2010 Pazar
ADIM ADIM ŞAMPİYONLUK...!!!! MU GELİYOR ACABA.
Cim Bom'a 'Paşa'lık sökmedi: 4-1
Turkcell Süper Lig'de 23. haftanın kapanış maçında Galatasaray sahasında Kasımpaşa'yı ağırladı. Ali Sami Yen Stadı'nda oynanan mücadeleyi sarı kırmızılı ekip 4-1 kazandı.
Galatasaray'a galibiyeti getiren golleri, 29. dakikada Arda, 75. ve 84. dakikada Keita ile 82. dakikada penaltıdan Jo kaydetti.
Kasımpaşa'nın tek golü ise 65. dakikada Yekta'dan gelirken, 79. dakikada Koray kırmızı kart görerek oyun dışında kaldı.
Fenerbahçe'nin puan kaybettiği haftada kazanmayı başaran sarı kırmızılı ekip, en yakın rakibi Bursaspor ile arasındaki puan farkını 4'e çıkardı.
Bu sonucun ardından Galatasaray puanını 50'ye çıkardı ve liderliğini sürdürdü. Kasımpaşa ise 27 puanda kaldı.
Önümüzdeki hafta Galatasaray deplasmanda Eskişehirspor ile, Kasımpaşa ise sahasında Kayserispor ile oynayacak.
CİM BOM'DA EKSİK ÇOK
Turkcell Süper Lig'de Kasımpaşa'yı ağırlayan Galatasaray'da yine çok sayıda oyuncusunun eksikliği dikkat çekti. Sarı-kırmızılı ekipte, uzun süredir sakatlıkları devam eden Harry Kewell, Milan Baros ve Gökhan Zan'a, UEFA Avrupa Ligi'ndeki Atletico Madrid maçında Elano Blumer, Hakan Balta ve Uğur Uçar da eklenirken, bu isimler Kasımpaşa mücadelesinde yer alamadılar. Galatasaray'da, Beşiktaş maçında gördüğü sarı-kart nedeniyle cezalı duruma düşen Barış Özbek de bu maçta oynayamadı.
SABRİ DÖNDÜ
Üst üste yaşanan sakatlıklardan dolayı sıkıntı yaşayan Galatasaray'da, Sabri Sarıoğlu'nun dönüşü teknik heyeti rahatlattı. Turkcell Süper Lig'in ilk yarısında 23 Aralık'taki Trabzonspor maçında sakatlanan Sabri, 2 ayı aşkın bir sürenin ardından yeniden sahalara Kasımpaşa maçıyla döndü.
G.SARAY'IN KAPTANI SAHNEDE
Sarı kırmızılılar seyircisinin desteğiyle oyunu rakip yarı alana yıkarken; Dos Santos, Jo, Arda ve Keita ile pozisyonlara girdi. Kasımpaşa savunmasında Keller, takımının toparlayıcı ismi olarak dikkat çekti. Galatasaray aradığı golü ise 29. dakikada buldu. Servet'in ceza sahasına indirdiği topu Jo, Arda'nın önüne bırakırken, bu futbolcu yaptığı düzgün vuruşla meşin yuvarlağı ağlara yolladı ve sarı kırmızılı ekip 1-0 öne geçti: 1-0
KASIMPAŞA GOLÜ BULDU
Kasımpaşa iki dakika top çevirdikten sonra golü buldu. 64. dakikada ceza alanı sağ dış bölgesinde Ali Güneş'in yaptığı ortayı, arka direk bölgesinde Yekta kontrol etti. Galatasaray savunmasının hazırlıksız yakalandığı pozisyonda Yekta'nın vuruşu Leo Franco'nun yanından giderek ağlarla buluştu: 1-1
KEITA'DAN ŞIK BİR GOL!
Sarı kırmızılı ekip, beraberlik golünün ardından rakip kalede baskısını artırmaya devam ederken, 74. dakikada Kader Keita güzel bir voleyle takımını öne geçirdi. Giovani dos Santos'un ceza alanı üzerinden şutu Murat Şahin'den döndü. Arda Turan kafayla sola çıkardı. Ceza alanı sol köşesinden Keita topa müthiş vurdu ve meşin yuvarlak ağlara gitti: 2-1
KORAY KIZARDI! JO'NUN 2. GOLÜ!
Mücadelenin 79. dakikasında ceza alanı içinde Koray, Jo'yu formasından çekerek düşürdü ve Mustafa Kamil Abitoğlu penaltı noktasını işaret etti. Ardından Koray'a kırmızı kart çıkarken; penaltı atışını kullanan Jo meşin yuvarlağı filelere gönderdi: 3-1
KEİTA YİNE SAHNEDE
84. dakikada Giovani dos Santos sol kanattan çok etkili geldi. Keita'ya pasını verdi. Fildişili oyuncu 18 yayı üzerinden şutunu çekti ve Murat'ı bir kez daha mağlup etti: 4-1
DOS SANTOS KENDİNE GELDİ
Galatasaray'ın devre arasında transfer ettiği Giovani dos Santos, sağ kanatta Sabri ile birlikte iyi bir görüntü sergiledi. Jo'yu gol pozisyonlarına sokan Dos Santos'un, ilk yarının son dakikasında ceza alanı dışından şut denemesi direk dibinden auta gitti. İkinci yarıda takımının ofansif anlamda aktif olmasına katkıda bulunan Dos Santos, kaleci Murat Şahin'i geçemedi. Keita'nın ikinci golünde ise asisti yapan oyuncu oldu.
Turkcell Süper Lig'de 23. haftanın kapanış maçında Galatasaray sahasında Kasımpaşa'yı ağırladı. Ali Sami Yen Stadı'nda oynanan mücadeleyi sarı kırmızılı ekip 4-1 kazandı.
Galatasaray'a galibiyeti getiren golleri, 29. dakikada Arda, 75. ve 84. dakikada Keita ile 82. dakikada penaltıdan Jo kaydetti.
Kasımpaşa'nın tek golü ise 65. dakikada Yekta'dan gelirken, 79. dakikada Koray kırmızı kart görerek oyun dışında kaldı.
Fenerbahçe'nin puan kaybettiği haftada kazanmayı başaran sarı kırmızılı ekip, en yakın rakibi Bursaspor ile arasındaki puan farkını 4'e çıkardı.
Bu sonucun ardından Galatasaray puanını 50'ye çıkardı ve liderliğini sürdürdü. Kasımpaşa ise 27 puanda kaldı.
Önümüzdeki hafta Galatasaray deplasmanda Eskişehirspor ile, Kasımpaşa ise sahasında Kayserispor ile oynayacak.
CİM BOM'DA EKSİK ÇOK
Turkcell Süper Lig'de Kasımpaşa'yı ağırlayan Galatasaray'da yine çok sayıda oyuncusunun eksikliği dikkat çekti. Sarı-kırmızılı ekipte, uzun süredir sakatlıkları devam eden Harry Kewell, Milan Baros ve Gökhan Zan'a, UEFA Avrupa Ligi'ndeki Atletico Madrid maçında Elano Blumer, Hakan Balta ve Uğur Uçar da eklenirken, bu isimler Kasımpaşa mücadelesinde yer alamadılar. Galatasaray'da, Beşiktaş maçında gördüğü sarı-kart nedeniyle cezalı duruma düşen Barış Özbek de bu maçta oynayamadı.
SABRİ DÖNDÜ
Üst üste yaşanan sakatlıklardan dolayı sıkıntı yaşayan Galatasaray'da, Sabri Sarıoğlu'nun dönüşü teknik heyeti rahatlattı. Turkcell Süper Lig'in ilk yarısında 23 Aralık'taki Trabzonspor maçında sakatlanan Sabri, 2 ayı aşkın bir sürenin ardından yeniden sahalara Kasımpaşa maçıyla döndü.
G.SARAY'IN KAPTANI SAHNEDE
Sarı kırmızılılar seyircisinin desteğiyle oyunu rakip yarı alana yıkarken; Dos Santos, Jo, Arda ve Keita ile pozisyonlara girdi. Kasımpaşa savunmasında Keller, takımının toparlayıcı ismi olarak dikkat çekti. Galatasaray aradığı golü ise 29. dakikada buldu. Servet'in ceza sahasına indirdiği topu Jo, Arda'nın önüne bırakırken, bu futbolcu yaptığı düzgün vuruşla meşin yuvarlağı ağlara yolladı ve sarı kırmızılı ekip 1-0 öne geçti: 1-0
KASIMPAŞA GOLÜ BULDU
Kasımpaşa iki dakika top çevirdikten sonra golü buldu. 64. dakikada ceza alanı sağ dış bölgesinde Ali Güneş'in yaptığı ortayı, arka direk bölgesinde Yekta kontrol etti. Galatasaray savunmasının hazırlıksız yakalandığı pozisyonda Yekta'nın vuruşu Leo Franco'nun yanından giderek ağlarla buluştu: 1-1
KEITA'DAN ŞIK BİR GOL!
Sarı kırmızılı ekip, beraberlik golünün ardından rakip kalede baskısını artırmaya devam ederken, 74. dakikada Kader Keita güzel bir voleyle takımını öne geçirdi. Giovani dos Santos'un ceza alanı üzerinden şutu Murat Şahin'den döndü. Arda Turan kafayla sola çıkardı. Ceza alanı sol köşesinden Keita topa müthiş vurdu ve meşin yuvarlak ağlara gitti: 2-1
KORAY KIZARDI! JO'NUN 2. GOLÜ!
Mücadelenin 79. dakikasında ceza alanı içinde Koray, Jo'yu formasından çekerek düşürdü ve Mustafa Kamil Abitoğlu penaltı noktasını işaret etti. Ardından Koray'a kırmızı kart çıkarken; penaltı atışını kullanan Jo meşin yuvarlağı filelere gönderdi: 3-1
KEİTA YİNE SAHNEDE
84. dakikada Giovani dos Santos sol kanattan çok etkili geldi. Keita'ya pasını verdi. Fildişili oyuncu 18 yayı üzerinden şutunu çekti ve Murat'ı bir kez daha mağlup etti: 4-1
DOS SANTOS KENDİNE GELDİ
Galatasaray'ın devre arasında transfer ettiği Giovani dos Santos, sağ kanatta Sabri ile birlikte iyi bir görüntü sergiledi. Jo'yu gol pozisyonlarına sokan Dos Santos'un, ilk yarının son dakikasında ceza alanı dışından şut denemesi direk dibinden auta gitti. İkinci yarıda takımının ofansif anlamda aktif olmasına katkıda bulunan Dos Santos, kaleci Murat Şahin'i geçemedi. Keita'nın ikinci golünde ise asisti yapan oyuncu oldu.
26 Şubat 2010 Cuma
Cem Garipoğlu'nun 2. duruşmadaki ifadesi
İşte Cem Garipoğlu'nun 2. duruşmadaki ifadesi
"Pişmanım"
Münevver Karabulut'un katil zanlısı olarak yargılanan Cem Garipoğlu, olaydan pişmanlık duyduğunu belirterek, ''Keşke böyle bir suçu işlemiş olmasaydım. Keşke Münevver Karabulut'un yerine ben ölseydim'' dedi.
Garipoğlu akıl sağılığının yerinde olup olmadığının incelenmesi için Adli Tıp'a sevkedildi.
Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada savunmasını yapan Cem Garipoğlu, çocuk ağır ceza mahkemesinde verdiği ifadesinin geçerli olduğunu bildirdi.
Münevver Karabulut ile sevgili olduklarını, Karabulut'un olay öncesinde de bir kaç kez evlerine geldiğini ve her seferinde arka kapıdan içeri girdiklerini öne süren Garipoğlu, olay günü de eve arka kapıdan girdiklerini, evde bulundukları sırada lavaboya girince cep telefonuna baktığını ve ''Canım'', ''Sevgilim'' gibi kelimelerin yazılı olduğu mesajları gördüğünü ifade etti.
Garipoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Münevver'e bu mesajların ne olduğunu sordum. Bana 'mesajların önemi yok seni seviyorum' dedi. Yine ısrarla sorunca 'Babam mısın, niye soruyorsun?' dedi. Bunun üzerine tartıştık. Cinnet gibi bir şey geçirdim. Kendime geldiğimde yerde yatıyordu. Ölmüş olduğunu anladım. Kendimi öldürmek istedim ama yapamadım. Münevver'in cesedini bavula sığdıramayınca koşarak nalbura gittim ve testere satın aldım, eve dönüm. Daha sonra korsan bir taksi çağırdım. Bavulu ve gitar kutusunu alarak taksiye bindim. Etiler'de çöpe attıktan sonra bir alışveriş merkezine gittim. Orada tanıdıklarla karşılaştım. Sonra da eve döndüm.''
Garipoğlu, eve geldiğinde annesinin kanlı çamaşırlarla ilgili sorular sorduğunu ancak bu soruları geçiştirdiğini ileri sürerek, daha sonra eve gelen babasına dışarı çıkmak istediğini söylediğini ve dışarı çıktıklarını anlattı.
Olaydan sonra saklandığı yerden kendisini avukatı Aytekin Kaya'nın gelip teslim aldığını ifade eden Garipoğlu, ''Pişmanım. Keşke böyle bir suçu işlemiş olmasaydım. Keşke Münevver Karabulut'un yerine ben ölseydim'' dedi.
Garipoğlu, mahkeme heyeti başkanının ''Aranızdaki tartışma eve geldikten ne kadar sonra başladı? Münevver Karabulut'un telefonuna ne oldu?'' şeklindeki soruları üzerine, tartışmanın ne zaman başladığını ve Karabulut'un telefonuna ne olduğunu hatırlamadığını söyledi.
Başkanın ''Chatleşmeniz sırasında Münevver Karabulut'a bir sürprizden bahsediyorsun. Bu ne sürprizi?'' demesi üzerine de Cem Garipoğlu, bunun normal yemek gibi bir sürpriz olduğunu öne sürdü.
Hakimin sorusu üzerine testereyi ne kadara satın aldığını, fiş alıp almadığını hatırlamadığını iddia eden Garipoğlu, cesedi çöp konteynerine attığı sırada yanında kimse olmadığını iddia etti.
Karabulut ailesinin avukatının evin tüm katlarında kan izleri bulunduğunu hatırlatarak, bunun nasıl olduğunu sorması üzerine de Cem Garipoğlu, olayın mutfakta gerçekleştiğini, Karabulut öldükten sonra panik içinde olduğu için onu evin diğer odalarına götürmesinin mümkün olmadığını, olaydan sonra paniklediği için kanı kendisinin her yere bulaştırmış olabileceğini ancak bunun nasıl olduğunu tam olarak hatırlayamadığını kaydetti.
Saklandığı dönemde babasından ''Her türlü teması yaptıklarını, korkmadan teslim olmasını istediği ve çıkacak afla birlikte serbest kalacağı'' ifadelerini içeren bir mektup alıp almadığı da sorulan Garipoğlu, kendisine böyle bir mektup ulaşmadığını iddia etti.
Olay günü testereyi nasıl kullandığı da sorulan Garipoğlu, her şeyin bir anda olduğunu, nasıl olduğunu kendisinin anlamadığını savundu.
Avukatın ''Münevver Karabulut'u kesmeye neresinden başladın?'' diye sorduğu Garipoğlu, ''Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum. Çok kötü oluyorum'' dedi.
Garipoğlu, müdafi avukatının ''Daha önce temizlik yapmış mı? İnsan vücudunda kaç litre kan olduğunu biliyor mu?'' soruları üzerine de daha önce temizlik yapıp yapmadığını hatırlamadığını söyledi. Bunun üzerine müdafi avukatı bir insan vücudunda 5 litre kan olduğunu vurgulayarak, bu kadar kanın eve yayılması durumunda bunun temizliğinin nasıl olması gerektiğinin düşünülmesi gerektiğini söyledi.
Avukatın bu sözleri üzerine Cem Garipoğlu, ''Olayı tam olarak hatırlamadığımı söylememe rağmen karşı tarafın avukatı neden bu kadar soru soruyor, baskı kuruyor anlamıyorum'' dedi.
Mahkeme başkanı da ''Soru sorma hakları var. Onun için soruyorlar'' karşılığını verdi.
-BABA GARİPOĞLU'NUN SAVUNMASI-
Duruşmada savunmasını yapan Cem Garipoğlu'nun babası Mehmet Nida Garipoğlu da Almanya'da üniversiteyi bitirdiğini, dört yabancı dil bildiğini ve hukukçu bir ailenin oğlu olduğunu ifade ederek, Münevver Karabulut'u öldürmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Oğlunun çok büyük bir hata işlediğini belirten Garipoğlu, ''Zavallı Münevver'in annesi ve babası ne yapsa haklıdır. Oğlum, Karabulut ailesine, kendisine ve bize çok büyük cezalar verdi. Cezasını da uzun yıllar hapiste yatarak çekecektir. Yapacağı başka bir şey yok. Karabulut ailesine Allah sabır versin'' şeklinde konuştu.
10 aydır sebepsiz yere tutuklu bulunduğunu öne süren Garipoğlu, bu olayın takdiri ilahi olduğunu kabul etmekten başka bir yolun olmadığını savundu.
Garipoğlu, bu korkunç olaydan dolayı Karabulut ailesinde bir trajedi yaşandığını ancak bir trajedinin de kendi ailesinde yaşandığını belirterek, medyanın baskısıyla tutuklandığını ve medya tarafından Garipoğlu ailesinin linç edildiğini iddia etti.
Garipoğlu, ''Sanki tüm aile bu affedilmez cinayeti işlemiş gibi bir tavır alındı'' dedi.
50 yaşında olduğunu, hayatında hiç kavga etmediğini, şiddete de çok karşı olduğunu vurgulayan Garipoğlu, ''Bir cinayeti işlemek için bir sebebiniz olur. Ben Münevver kızımızın yüzünü hayatımda görmedim. Telefonda dahi sesini duymadım. Benim kızım yaşında, genç, pırıl pırıl bir kızı ben niçin öldüreyim?'' şeklinde konuştu:
Olay günü belinden rahatsız olduğu için sürekli kullandığı tekerlekli çantayla evinden çıktığını, ofisine gittiğini, oradan da Lüleburgaz'daki fabrikasına geçtiğini, buradaki işinin ardından Avcılar'daki ofisine döndüğünü ve saat 22.30 sıralarında da evine döndüğünü anlatan Garipoğlu, şunları kaydetti:
''Cinayetin yarım saat içinde işlendiği iddia ediliyor. Böyle bir cinayet işlesem niye her şeyi yarım saate sıkıştırayım. Böyle bir şey olsa ortada delil bırakmam. Ortalık kan içinde bırakılmış. Böyle bir şey yapsam kanlı testereyi oğlumun dolabına mı bırakırım? Cesedi dağda, bayırda saklamak varken arabası, şoförlüğü olmayan oğluma mı kaçırtırım? Münevver'in kimliğini üstünde mi bıraktırırım? Cesedi Cem'in dedesinin oturduğu sokakta mı konteynere attırırım?''
İddianamede yer alan delillerin sadece varsayımlardan ibaret olduğunu, üzerinde kan lekesi bulunan iki pantolon ve iki içliğin delil olarak gösterilemeyeceğini, kamera görüntülerine de yansıdığı gibi sabah çıkarken giydiği kıyafetin aynısının akşam eve gelirken üzerinde olduğunu dile getiren Garipoğlu, ''Üzerinde kan lekesi bulunan iki gömlek var. Kan lekelerinin aynı yerde olması için bu iki gömleği üst üste giymem lazım. Bu da mümkün dedğil'' dedi.
Karabulut'un cesedinin bulunmasından üç saat sonra polislerin eve geldiğini ve çok sayıda delil topladıklarını vurgulayan Garipoğlu, toplanan kıl ve parmak izi gibi deliller arasında kendisine ait bir şeyin bulunmadığını söyledi.
Garipoğlu, ''Olaydan sonra işim nedeniyle yurt dışına gittim. Eğer suçlu olsaydım dönermiydim? Adalet ve insafınıza sığınıyoruz. Tahliyemi ve beraatımı istiyorum'' dedi.
Garipoğlu, müdafi avukatının sorusu üzerine, olay gecesi eve döndüğünde oğlunun kendisine sevgisiyle kavga ettiğini söylediğini, bunun üzerine birlikte dışarı çıktıklarını ve Beylikdüzü'ndeki lojmanlara gittiklerini belirtti.
Diğer tutuklu sanıklar Mehmet Karakayalı ve Habip Kurt'un kaldığı evin alt katındaki boş eve oğlunu götürmek istediğini ve evin anahtarını istedikten sonra oradan ayrıldığını anlatan Garipoğlu, şöyle devam etti:
''Bir saat sonra tekrar gelip Cem'i aldım. Bu sırada Karakayalı, Kurt ve Ahmet Batur'un olaydan haberi yoktu. Cem'i aldım, sonra sakladım. Teslim olmayı da kendi istedi. Münevver Karabulut'u öldürdüğünü tam lojmandan ayrılırken söyledi. Ben oğluma bugüne kadar yüzlerce mektup yazdım. Beylikdüzü'ndeki lojmanlara kolayca ulaşılabileceğini tahmin ettiğim için daha güvenli bir yere saklamak için oradan götürdüm.''
Müdafi avukatının ''Oğlunuzu gördüğünüzde üzerinde herhangi bir iz var mıydı?''sorusu üzerine Garipoğlu, oğlunun elinin ayasında çizik gördüğünü, bunun ne olduğunu sorması üzerine ''Bıçak kesti'' dediğini söyledi.
Müdafi avukatının ''Testere hiç kullanmamış bir kişinin, bir insanı kesmesi için kesilen kişinin sabit olması gerekiyor. Olayda başka kimler var?'' diye sorması üzerine Garipoğlu, oğlunun dışında kimsenin olayla bir ilişkisi olmadığını savundu.
Mehmet Nida Garipoğlu, ağabeyi Hayyam Garipoğlu'nun bu olaya kesinlikle karışmadığını, olay gecesi de onu görmediğini öne sürdü.
Garipoğlu, olay gecesi Etiler'de oturan annesini ertesi gün ameliyat olacağı için ziyaret gitmek istediğini ancak saat geç olduğu için gişelerden döndüğünü söyledi.
Müdafi avukatının, ''Oğlunuzu Beylikdüzü'ndeki evden aldıktan sonra nereye götürdüğünüz?'' sorusu üzerine Garipoğlu, bunu söylemek istemediğini kaydetti.
Mehmet Nida Garipoğlu'nun savunmasını tamamlamasının ardından duruşmaya ara verildi.
"Pişmanım"
Münevver Karabulut'un katil zanlısı olarak yargılanan Cem Garipoğlu, olaydan pişmanlık duyduğunu belirterek, ''Keşke böyle bir suçu işlemiş olmasaydım. Keşke Münevver Karabulut'un yerine ben ölseydim'' dedi.
Garipoğlu akıl sağılığının yerinde olup olmadığının incelenmesi için Adli Tıp'a sevkedildi.
Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada savunmasını yapan Cem Garipoğlu, çocuk ağır ceza mahkemesinde verdiği ifadesinin geçerli olduğunu bildirdi.
Münevver Karabulut ile sevgili olduklarını, Karabulut'un olay öncesinde de bir kaç kez evlerine geldiğini ve her seferinde arka kapıdan içeri girdiklerini öne süren Garipoğlu, olay günü de eve arka kapıdan girdiklerini, evde bulundukları sırada lavaboya girince cep telefonuna baktığını ve ''Canım'', ''Sevgilim'' gibi kelimelerin yazılı olduğu mesajları gördüğünü ifade etti.
Garipoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Münevver'e bu mesajların ne olduğunu sordum. Bana 'mesajların önemi yok seni seviyorum' dedi. Yine ısrarla sorunca 'Babam mısın, niye soruyorsun?' dedi. Bunun üzerine tartıştık. Cinnet gibi bir şey geçirdim. Kendime geldiğimde yerde yatıyordu. Ölmüş olduğunu anladım. Kendimi öldürmek istedim ama yapamadım. Münevver'in cesedini bavula sığdıramayınca koşarak nalbura gittim ve testere satın aldım, eve dönüm. Daha sonra korsan bir taksi çağırdım. Bavulu ve gitar kutusunu alarak taksiye bindim. Etiler'de çöpe attıktan sonra bir alışveriş merkezine gittim. Orada tanıdıklarla karşılaştım. Sonra da eve döndüm.''
Garipoğlu, eve geldiğinde annesinin kanlı çamaşırlarla ilgili sorular sorduğunu ancak bu soruları geçiştirdiğini ileri sürerek, daha sonra eve gelen babasına dışarı çıkmak istediğini söylediğini ve dışarı çıktıklarını anlattı.
Olaydan sonra saklandığı yerden kendisini avukatı Aytekin Kaya'nın gelip teslim aldığını ifade eden Garipoğlu, ''Pişmanım. Keşke böyle bir suçu işlemiş olmasaydım. Keşke Münevver Karabulut'un yerine ben ölseydim'' dedi.
Garipoğlu, mahkeme heyeti başkanının ''Aranızdaki tartışma eve geldikten ne kadar sonra başladı? Münevver Karabulut'un telefonuna ne oldu?'' şeklindeki soruları üzerine, tartışmanın ne zaman başladığını ve Karabulut'un telefonuna ne olduğunu hatırlamadığını söyledi.
Başkanın ''Chatleşmeniz sırasında Münevver Karabulut'a bir sürprizden bahsediyorsun. Bu ne sürprizi?'' demesi üzerine de Cem Garipoğlu, bunun normal yemek gibi bir sürpriz olduğunu öne sürdü.
Hakimin sorusu üzerine testereyi ne kadara satın aldığını, fiş alıp almadığını hatırlamadığını iddia eden Garipoğlu, cesedi çöp konteynerine attığı sırada yanında kimse olmadığını iddia etti.
Karabulut ailesinin avukatının evin tüm katlarında kan izleri bulunduğunu hatırlatarak, bunun nasıl olduğunu sorması üzerine de Cem Garipoğlu, olayın mutfakta gerçekleştiğini, Karabulut öldükten sonra panik içinde olduğu için onu evin diğer odalarına götürmesinin mümkün olmadığını, olaydan sonra paniklediği için kanı kendisinin her yere bulaştırmış olabileceğini ancak bunun nasıl olduğunu tam olarak hatırlayamadığını kaydetti.
Saklandığı dönemde babasından ''Her türlü teması yaptıklarını, korkmadan teslim olmasını istediği ve çıkacak afla birlikte serbest kalacağı'' ifadelerini içeren bir mektup alıp almadığı da sorulan Garipoğlu, kendisine böyle bir mektup ulaşmadığını iddia etti.
Olay günü testereyi nasıl kullandığı da sorulan Garipoğlu, her şeyin bir anda olduğunu, nasıl olduğunu kendisinin anlamadığını savundu.
Avukatın ''Münevver Karabulut'u kesmeye neresinden başladın?'' diye sorduğu Garipoğlu, ''Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum. Çok kötü oluyorum'' dedi.
Garipoğlu, müdafi avukatının ''Daha önce temizlik yapmış mı? İnsan vücudunda kaç litre kan olduğunu biliyor mu?'' soruları üzerine de daha önce temizlik yapıp yapmadığını hatırlamadığını söyledi. Bunun üzerine müdafi avukatı bir insan vücudunda 5 litre kan olduğunu vurgulayarak, bu kadar kanın eve yayılması durumunda bunun temizliğinin nasıl olması gerektiğinin düşünülmesi gerektiğini söyledi.
Avukatın bu sözleri üzerine Cem Garipoğlu, ''Olayı tam olarak hatırlamadığımı söylememe rağmen karşı tarafın avukatı neden bu kadar soru soruyor, baskı kuruyor anlamıyorum'' dedi.
Mahkeme başkanı da ''Soru sorma hakları var. Onun için soruyorlar'' karşılığını verdi.
-BABA GARİPOĞLU'NUN SAVUNMASI-
Duruşmada savunmasını yapan Cem Garipoğlu'nun babası Mehmet Nida Garipoğlu da Almanya'da üniversiteyi bitirdiğini, dört yabancı dil bildiğini ve hukukçu bir ailenin oğlu olduğunu ifade ederek, Münevver Karabulut'u öldürmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Oğlunun çok büyük bir hata işlediğini belirten Garipoğlu, ''Zavallı Münevver'in annesi ve babası ne yapsa haklıdır. Oğlum, Karabulut ailesine, kendisine ve bize çok büyük cezalar verdi. Cezasını da uzun yıllar hapiste yatarak çekecektir. Yapacağı başka bir şey yok. Karabulut ailesine Allah sabır versin'' şeklinde konuştu.
10 aydır sebepsiz yere tutuklu bulunduğunu öne süren Garipoğlu, bu olayın takdiri ilahi olduğunu kabul etmekten başka bir yolun olmadığını savundu.
Garipoğlu, bu korkunç olaydan dolayı Karabulut ailesinde bir trajedi yaşandığını ancak bir trajedinin de kendi ailesinde yaşandığını belirterek, medyanın baskısıyla tutuklandığını ve medya tarafından Garipoğlu ailesinin linç edildiğini iddia etti.
Garipoğlu, ''Sanki tüm aile bu affedilmez cinayeti işlemiş gibi bir tavır alındı'' dedi.
50 yaşında olduğunu, hayatında hiç kavga etmediğini, şiddete de çok karşı olduğunu vurgulayan Garipoğlu, ''Bir cinayeti işlemek için bir sebebiniz olur. Ben Münevver kızımızın yüzünü hayatımda görmedim. Telefonda dahi sesini duymadım. Benim kızım yaşında, genç, pırıl pırıl bir kızı ben niçin öldüreyim?'' şeklinde konuştu:
Olay günü belinden rahatsız olduğu için sürekli kullandığı tekerlekli çantayla evinden çıktığını, ofisine gittiğini, oradan da Lüleburgaz'daki fabrikasına geçtiğini, buradaki işinin ardından Avcılar'daki ofisine döndüğünü ve saat 22.30 sıralarında da evine döndüğünü anlatan Garipoğlu, şunları kaydetti:
''Cinayetin yarım saat içinde işlendiği iddia ediliyor. Böyle bir cinayet işlesem niye her şeyi yarım saate sıkıştırayım. Böyle bir şey olsa ortada delil bırakmam. Ortalık kan içinde bırakılmış. Böyle bir şey yapsam kanlı testereyi oğlumun dolabına mı bırakırım? Cesedi dağda, bayırda saklamak varken arabası, şoförlüğü olmayan oğluma mı kaçırtırım? Münevver'in kimliğini üstünde mi bıraktırırım? Cesedi Cem'in dedesinin oturduğu sokakta mı konteynere attırırım?''
İddianamede yer alan delillerin sadece varsayımlardan ibaret olduğunu, üzerinde kan lekesi bulunan iki pantolon ve iki içliğin delil olarak gösterilemeyeceğini, kamera görüntülerine de yansıdığı gibi sabah çıkarken giydiği kıyafetin aynısının akşam eve gelirken üzerinde olduğunu dile getiren Garipoğlu, ''Üzerinde kan lekesi bulunan iki gömlek var. Kan lekelerinin aynı yerde olması için bu iki gömleği üst üste giymem lazım. Bu da mümkün dedğil'' dedi.
Karabulut'un cesedinin bulunmasından üç saat sonra polislerin eve geldiğini ve çok sayıda delil topladıklarını vurgulayan Garipoğlu, toplanan kıl ve parmak izi gibi deliller arasında kendisine ait bir şeyin bulunmadığını söyledi.
Garipoğlu, ''Olaydan sonra işim nedeniyle yurt dışına gittim. Eğer suçlu olsaydım dönermiydim? Adalet ve insafınıza sığınıyoruz. Tahliyemi ve beraatımı istiyorum'' dedi.
Garipoğlu, müdafi avukatının sorusu üzerine, olay gecesi eve döndüğünde oğlunun kendisine sevgisiyle kavga ettiğini söylediğini, bunun üzerine birlikte dışarı çıktıklarını ve Beylikdüzü'ndeki lojmanlara gittiklerini belirtti.
Diğer tutuklu sanıklar Mehmet Karakayalı ve Habip Kurt'un kaldığı evin alt katındaki boş eve oğlunu götürmek istediğini ve evin anahtarını istedikten sonra oradan ayrıldığını anlatan Garipoğlu, şöyle devam etti:
''Bir saat sonra tekrar gelip Cem'i aldım. Bu sırada Karakayalı, Kurt ve Ahmet Batur'un olaydan haberi yoktu. Cem'i aldım, sonra sakladım. Teslim olmayı da kendi istedi. Münevver Karabulut'u öldürdüğünü tam lojmandan ayrılırken söyledi. Ben oğluma bugüne kadar yüzlerce mektup yazdım. Beylikdüzü'ndeki lojmanlara kolayca ulaşılabileceğini tahmin ettiğim için daha güvenli bir yere saklamak için oradan götürdüm.''
Müdafi avukatının ''Oğlunuzu gördüğünüzde üzerinde herhangi bir iz var mıydı?''sorusu üzerine Garipoğlu, oğlunun elinin ayasında çizik gördüğünü, bunun ne olduğunu sorması üzerine ''Bıçak kesti'' dediğini söyledi.
Müdafi avukatının ''Testere hiç kullanmamış bir kişinin, bir insanı kesmesi için kesilen kişinin sabit olması gerekiyor. Olayda başka kimler var?'' diye sorması üzerine Garipoğlu, oğlunun dışında kimsenin olayla bir ilişkisi olmadığını savundu.
Mehmet Nida Garipoğlu, ağabeyi Hayyam Garipoğlu'nun bu olaya kesinlikle karışmadığını, olay gecesi de onu görmediğini öne sürdü.
Garipoğlu, olay gecesi Etiler'de oturan annesini ertesi gün ameliyat olacağı için ziyaret gitmek istediğini ancak saat geç olduğu için gişelerden döndüğünü söyledi.
Müdafi avukatının, ''Oğlunuzu Beylikdüzü'ndeki evden aldıktan sonra nereye götürdüğünüz?'' sorusu üzerine Garipoğlu, bunu söylemek istemediğini kaydetti.
Mehmet Nida Garipoğlu'nun savunmasını tamamlamasının ardından duruşmaya ara verildi.
SABAH GAZETESİ'NDEN ÇARPICI İDDİA
SABAH GAZETESİ'NDEN ÇARPICI İDDİA
DOĞRUYSA EZBER BOZACAK
Bugün Sabah Gazetesi'nin manşetinde çok çarpıcı bir haber yayınlandı. Habere göre 'Balyoz Darbe Planı' iddiasıyla ilgili 1. Ordu Askeri Savcılığı bilirkişi heyetinin hazırladığı raporda, 'Belgeler seminer değil, darbe planı' tespiti yapıldı. Eğer haber doğru ise bu, soruşturmanın ve gözaltıların Genelkurmay'ın bilgisi ve onayı dahilinde yürütüldüğü anlamına geliyor. Dolayısıyla da haberin doğrulanması halinde son günlerde ülke gündemini en fazla meşgul eden konuda ezberler bozulacak, süreç çok farklı bir noktaya gelecek.
İşte Sabah Gazetesi'nde Veli Sarıboğan imzası ile yayınlanan o haber:
Askeri savcılık: 'Balyoz' seminer değil, darbe planı
Askeri savcılığın oluşturduğu bilirkişinin darbe tespiti içeren ÇÇ raporu önceki gün İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na gönderildi.
BALYOZ Güvenlik Harekâtı Planı'yla ilgili 1. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı'nca oluşturulan bilirkişi heyeti, yaptığı inceleme sonucunda, belgelerin seminer değil darbe planı olduğu sonucuna vardı. Askeri Savcılık, bu doğrultuda hazırlanan bilirkişi raporunu, özel kuryeyle önceki gün "Balyoz Eylem Planı" soruşturmasını yürütülen Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na gönderdi.
12 EYLÜL'DEN ESİNLENİLDİ
Balyoz Güvenlik Harekât Planı'nın, 12 Eylül 1980 askeri darbesine için hazırlanan "Bayrak Harekât Planı"ndan esas alınarak hazırlandığı iddia edilmişti. Balyoz Eylem Planıyla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'yla eş zamanlı olarak 1. Ordu Askeri Savcılığı da harekete geçti. Askeri savcılık, Taraf Gazetesi'nden belgelerin bulunduğu 4 adet DVD'yi istedi. DVD'yi incelemeye alan askeri savcılık, Taraf gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan'ı da tanık olarak dinledi. Gazeteci Mehmet Baransu, ıslak imzalı orijinal belgeleri, bir valiz içerisinde Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na vermişti. Askeri savcılık bu orijinal belgelerin de bir suretini istemişti. Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, belgelerin ve CD'lerin bir kopyasını aldıktan sonra orijinal belgeleri adli emanete almıştı. Özel Yetkili 3 Cumhuriyet Savcısı tarafından bir ay boyunca belgeler incelendi. Bu süre içinde ıslak imzalı orijinal belgeler ile ses kayıtlarının da bulunduğu CD'ler, Emniyet Kriminal ve TÜBİ- TAK'ta incelettirildi. İnceleme sonucunda belgelerin 1. Ordu Komutanlığı'nda bilgisayarlarda hazırlandığı tespit edilince 22 Şubat pazartesi günü sabah erken saatlerde 6 ilde eş zamanlı olarak operasyonlar yapıldı. 20'si muvazzaf 48 subay gözaltına alındı. Şüphelilerin, emniyette ifadeleri alındığı saatlerde Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılara askeri savcılık raporu ulaştırıldı. Emniyet Kriminal ve TÜBİTAK'tan sonra Asker Savcılık tarafından oluşturulan "Bilirkişi Heyeti" de Balyoz Güvenlik Harekâtı Planı belgelerinin orjinal olduğunu ve darbe planı olduğunu belirledi.
28 ÜST RÜTBELİ SUBAY TUTUKLANDI
Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nın talimatıyla gözaltına alınan 48 subayın, "Balyoz Güvenlik Harakâtı Planı" seminerine katılarak sunum yapan, aktif olarak görev alan subaylar olduğu belirtildi. Soruşturma kapsamında, 23 Şubat'ta 2'si muvazzaf 7 subay, 24 Şubat'ta ise adliyeye sevkedilen 20 şüpheliden 7'si muvazzaf 13 subay tutuklandı. Dün de adliyeye çıkarılan 12 şüpheliden 7'si muvazzaf subay 8 asker cezaevine gönderildi. Son 3 günde, aralarında 2'si muvazzaf 6 amiral, 2'si muvazzaf 3 general ve 9'u muvazzaf 10 albayın da bulunduğu toplam 28 subay tutuklanmış oldu.
habertürk
DOĞRUYSA EZBER BOZACAK
Bugün Sabah Gazetesi'nin manşetinde çok çarpıcı bir haber yayınlandı. Habere göre 'Balyoz Darbe Planı' iddiasıyla ilgili 1. Ordu Askeri Savcılığı bilirkişi heyetinin hazırladığı raporda, 'Belgeler seminer değil, darbe planı' tespiti yapıldı. Eğer haber doğru ise bu, soruşturmanın ve gözaltıların Genelkurmay'ın bilgisi ve onayı dahilinde yürütüldüğü anlamına geliyor. Dolayısıyla da haberin doğrulanması halinde son günlerde ülke gündemini en fazla meşgul eden konuda ezberler bozulacak, süreç çok farklı bir noktaya gelecek.
İşte Sabah Gazetesi'nde Veli Sarıboğan imzası ile yayınlanan o haber:
Askeri savcılık: 'Balyoz' seminer değil, darbe planı
Askeri savcılığın oluşturduğu bilirkişinin darbe tespiti içeren ÇÇ raporu önceki gün İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na gönderildi.
BALYOZ Güvenlik Harekâtı Planı'yla ilgili 1. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı'nca oluşturulan bilirkişi heyeti, yaptığı inceleme sonucunda, belgelerin seminer değil darbe planı olduğu sonucuna vardı. Askeri Savcılık, bu doğrultuda hazırlanan bilirkişi raporunu, özel kuryeyle önceki gün "Balyoz Eylem Planı" soruşturmasını yürütülen Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na gönderdi.
12 EYLÜL'DEN ESİNLENİLDİ
Balyoz Güvenlik Harekât Planı'nın, 12 Eylül 1980 askeri darbesine için hazırlanan "Bayrak Harekât Planı"ndan esas alınarak hazırlandığı iddia edilmişti. Balyoz Eylem Planıyla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'yla eş zamanlı olarak 1. Ordu Askeri Savcılığı da harekete geçti. Askeri savcılık, Taraf Gazetesi'nden belgelerin bulunduğu 4 adet DVD'yi istedi. DVD'yi incelemeye alan askeri savcılık, Taraf gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan'ı da tanık olarak dinledi. Gazeteci Mehmet Baransu, ıslak imzalı orijinal belgeleri, bir valiz içerisinde Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na vermişti. Askeri savcılık bu orijinal belgelerin de bir suretini istemişti. Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, belgelerin ve CD'lerin bir kopyasını aldıktan sonra orijinal belgeleri adli emanete almıştı. Özel Yetkili 3 Cumhuriyet Savcısı tarafından bir ay boyunca belgeler incelendi. Bu süre içinde ıslak imzalı orijinal belgeler ile ses kayıtlarının da bulunduğu CD'ler, Emniyet Kriminal ve TÜBİ- TAK'ta incelettirildi. İnceleme sonucunda belgelerin 1. Ordu Komutanlığı'nda bilgisayarlarda hazırlandığı tespit edilince 22 Şubat pazartesi günü sabah erken saatlerde 6 ilde eş zamanlı olarak operasyonlar yapıldı. 20'si muvazzaf 48 subay gözaltına alındı. Şüphelilerin, emniyette ifadeleri alındığı saatlerde Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılara askeri savcılık raporu ulaştırıldı. Emniyet Kriminal ve TÜBİTAK'tan sonra Asker Savcılık tarafından oluşturulan "Bilirkişi Heyeti" de Balyoz Güvenlik Harekâtı Planı belgelerinin orjinal olduğunu ve darbe planı olduğunu belirledi.
28 ÜST RÜTBELİ SUBAY TUTUKLANDI
Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nın talimatıyla gözaltına alınan 48 subayın, "Balyoz Güvenlik Harakâtı Planı" seminerine katılarak sunum yapan, aktif olarak görev alan subaylar olduğu belirtildi. Soruşturma kapsamında, 23 Şubat'ta 2'si muvazzaf 7 subay, 24 Şubat'ta ise adliyeye sevkedilen 20 şüpheliden 7'si muvazzaf 13 subay tutuklandı. Dün de adliyeye çıkarılan 12 şüpheliden 7'si muvazzaf subay 8 asker cezaevine gönderildi. Son 3 günde, aralarında 2'si muvazzaf 6 amiral, 2'si muvazzaf 3 general ve 9'u muvazzaf 10 albayın da bulunduğu toplam 28 subay tutuklanmış oldu.
habertürk
ARTIK KONTÖR YERİNE DAKİKA ALINACAK ....!!!
Orhan PalaArtık kontör yerine dakika alınacak
GSM sektörü 2009’da hiç alışık olmadığı bir küçülme yaşıyor aslında...
Dakika miktarının çoğalması pozitif bir gelişme gibi görünse de bu dakikaların ne kadarı kullanılan bedava dakikalar-promosyon dakikalar diye insan düşünmeden edemiyor.
Çünkü GSM operatörlerinin hepsinin EBITDA’sından gerileme ve abone sayısında düşme görülüyor. Sektörün regülatörü BTK’nın 4. çeyrek verileri sektördeki çarpıcı durumu gözler önüne seriyor.
Buna göre, Türkiye’de GSM abonesi sayısı bir yılda tam 3 milyon kişi azaldı. Penetrasyon oranı da yüde 92’lerden yüzde 88’lere geriledi. Operatörlere baktığımızda Turkcell’in bir yılda abone kaybı 1.6 milyon seviyesinde iken Vodafone 1 milyon abone kaybetmiş. Avea da 400 bin abone kaybı ile rakiplerini izlemiş...
Bu düşüş ile ilgili çeşitli faktörler sayılabilir. Bunların başında hiç kuşkusuz zorlu ekonomik dönem sayılabilir. Tüm ekonomiyi etkileyen finansal gelişmelerin GSM kullanımını etkilememesi mümkün değil elbette. Ayrıca operatörlerin çıkardığı her yöne tarifelerin birden fazla sim kart kullanan abonelerin ikinci sim kartlarını iptal etmeleri de sayılabilir. Sektördeki genel görüş ikinci faktörün ağırlıklı etkiyi gösterdiği yönünde. Bu durumda 2010'da penetrasyon oranında daha da düşme beklenebilir.
Çünkü BTK’nın indirime gittiği ara bağlantı ücretleri her yöne tarifeleri daha da kolaylaştırmış durumda. Artık sahip olduğunuz operatörden diğer operatörleri aramaya korkmadığınız çekinmediğiniz bir dönem başlıyor... Bu durum sim kart iptallerinin devam edebileceğini gösteriyor. 3G’nin de kullanılmaya başlandığı 2009’da 3G kaynaklı ek talebe rağmen 3 milyon GSM abonesinin sim kartlarını iptal etmesi çarpıcı görünüyor. Bu olumsuzluğa rağmen olumlu sayılabilecek bir gelişme olarak ise faturalı hat kullanan abone sayısındaki artış gösterilebilir. 2008 sonunda yüzde 20 olan toplam fatura abone oranı 2009’da yüzde 25’e çıkmış görünüyor. Kalan yüzde 75’lik büyük kitle ise kontörlü hat kullanmaya devam ediyor. Sektörü asıl etkileyecek gelişme ise Nisan ayında bekleniyor. Şu anda kontör alan ancak kaç kontör karşılığında kaç dakika konuşabildiğini tam olarak göremeyen kullanıcılar ve operatörlerin çeşitli promosyon ve kampanyaları ile kontör/dakika/ücret hesabını bir türlü yapamayanların soruınu BTK’nın aldığı karar ile çözülüyor.. Buna göre artık tüm fiyatlamalarda kontörden dakikaya geçilecek.. Böylece ödenen ücret karşılığında kontör değil dakika alınacak. Abonelerin kafası karışmaktan kurtulacak..Kaç para ödendiği ve kaç dakika konuşulabildiği daha net görülecek.
orhanpala@haberturk.com
Erdoğan suç duyurusunda bulunacak
Erdoğan'ın avukatları suç duyurusunda bulunacak
Parola soruşturması
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, avukatlarından, parola ve işaret talimatnamesinde imzası bulunanlar hakkında suç duyurusunda bulunmalarını istedi.
Alınan bilgiye göre, Başbakan Erdoğan, Erdek'teki parola ve işaret iddialarıyla ilgili, talimatnamede imzası bulunanlar hakkında suç duyurusunda bulunmaları konusunda avukatlarına talimat verdi.
Bu arada, Başbakan Erdoğan'a yönelik hakaret içeren ses kayıtları yayımlayan bazı internet siteleri hakkında, Erdoğan'ın avukatlarının dava açacakları bildirildi.
habertürk
Parola soruşturması
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, avukatlarından, parola ve işaret talimatnamesinde imzası bulunanlar hakkında suç duyurusunda bulunmalarını istedi.
Alınan bilgiye göre, Başbakan Erdoğan, Erdek'teki parola ve işaret iddialarıyla ilgili, talimatnamede imzası bulunanlar hakkında suç duyurusunda bulunmaları konusunda avukatlarına talimat verdi.
Bu arada, Başbakan Erdoğan'a yönelik hakaret içeren ses kayıtları yayımlayan bazı internet siteleri hakkında, Erdoğan'ın avukatlarının dava açacakları bildirildi.
habertürk
25 Şubat 2010 Perşembe
''Tur atlamamızı istemediler..''
Galatarasay teknik direktörü Frank Rijkaard, hakemlerin kendilerinin tur atlamasını istemediğini söyledi, çarpıcı konuştu...
"Atletico Madrid mutlaka iyi bir takım. Ancak biz de iyi mücadele ettik. 1-0'dan sonra sonra golü bulup oyuna geri döndük. Maçın kırılma noktası penaltı pozisyonuydu. Çizgi hakemi 2 metre önündeki pozisyonu görmedi. Önündeki penaltıyı vermedi.. Kırmızı kartı da gördükten sonra gardımız düştü"
"Bugün bence iyi çalıştık ama bence kırılma noktası vardı, hakem de bizim yanımızda değildi ve bu mağlubiyet geldi."
"Bizim için gerçekten kötü. Orta hakemi suçlamak bence yersiz olur. Bir gün iyi, bir gün kötü olabilir. O'nu suçlamıyorum. Çizgi hakemini suçluyorum. Bizim tur atlamamızı istemediler. Çizgideki hakemleri koyuyorsanız, her şeyi görmesi için koyuyorsunuz. 2 metre önündeki elle oynmayı görmedi ve penaltıyı vermedi."
"Bu saatten sonra tamamen lige konsantre olmamız gerekiyor. Herkes çok iyi mücadele etti. Takımız çok çalışıyor. Kaptığımız toplarda etkili olmalıydık. İlk golü atmamız gerekiyordu. Takım çok çok iyi savaştı. Bu maçı unutmalıyız ve lige konsantre olmalıyız"
BASIN TOPLANTISI
Rijkaard, maçtan sonra düzenlediği basın toplantısında ise Luis Perea'nın yaptığı penaltının sorulması üzerine, ''Penaltı olayı maçın kırılma anıydı'' derken, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Oraya resmi bir çizgi hakemi koyuyorsunuz, iki metreden pozisyonu göremedi. Ya görmedi, ya görmek istemedi. Daha önceki maçımızda gol attık, çizgi hakemi golü vermedi. Artık bu tip pozisyonları görmesi gerekiyordu. Verilmeyen pozisyon kesinlikle maçın kırılma noktasıydı.''
Hakemin maçta takdir haklarını aleyhlerine kullandığını ileri süren Rijkaard, ''Ne yazık ki genel kararlarına bakıldığında, hep bizim aleyhimizeydi. Kafasında şüphe olduğu zaman aleyhimize karar verdi, ama ilk yarıda iyi oynadık. Bunu 90 dakikaya taşımalıydık. Atletico Madrid iyi bir takım, bu tip bahaneler üretmeyi sevmem'' dedi.
''YORGUNLUKTAN BAZI OYUNCULARDA DÜŞÜŞ OLDU''
İlk yarıda iyi organize olduklarını kaydeden Hollandalı teknik adam, ''Bunu 90 dakikaya taşımamız gerekiyor. İkinci yarıda belki bazı oyuncularda yorgunluktan düşüş oldu. 1-0'dan sonra reaksiyon gösterdik ve beraberliği yakaladık. Sonra kırılma noktasına geldik, penaltımız verilmedi, maç böyle oldu'' dedi.
Rijkaard, transfer döneminde forvet oyuncusu almamaları konusunda ise ''Bu dönemde iyi bir futbolcu çıkarsa alıyorsunuz. Biz Jo transferini yaptık, ama o maalesef bu maçlarda oynayamıyor. Arda maçın kaderini değiştirebilecek bir futbolcu, iyi oynadı. Keita ve Caner de iyi oynadı'' ifadelerini kullandı.
Kaleci Leo Franco'nun yaptığı hataların sorulması üzerine Rijkaard, ''Bireysel olarak futbolcuları yargılamamak lazım, doğru zaman değil. Kendisi çok iyi toplar da çıkardı'' şeklinde konuştu.
Hollandalı çalıştırıcı, ''Atletico Madrid daha ileri gidebilir mi?'' sorusuna ''Evet, neden olmasın?'' yanıtını verdi.
Galatarasay teknik direktörü Frank Rijkaard, hakemlerin kendilerinin tur atlamasını istemediğini söyledi, çarpıcı konuştu...
"Atletico Madrid mutlaka iyi bir takım. Ancak biz de iyi mücadele ettik. 1-0'dan sonra sonra golü bulup oyuna geri döndük. Maçın kırılma noktası penaltı pozisyonuydu. Çizgi hakemi 2 metre önündeki pozisyonu görmedi. Önündeki penaltıyı vermedi.. Kırmızı kartı da gördükten sonra gardımız düştü"
"Bugün bence iyi çalıştık ama bence kırılma noktası vardı, hakem de bizim yanımızda değildi ve bu mağlubiyet geldi."
"Bizim için gerçekten kötü. Orta hakemi suçlamak bence yersiz olur. Bir gün iyi, bir gün kötü olabilir. O'nu suçlamıyorum. Çizgi hakemini suçluyorum. Bizim tur atlamamızı istemediler. Çizgideki hakemleri koyuyorsanız, her şeyi görmesi için koyuyorsunuz. 2 metre önündeki elle oynmayı görmedi ve penaltıyı vermedi."
"Bu saatten sonra tamamen lige konsantre olmamız gerekiyor. Herkes çok iyi mücadele etti. Takımız çok çalışıyor. Kaptığımız toplarda etkili olmalıydık. İlk golü atmamız gerekiyordu. Takım çok çok iyi savaştı. Bu maçı unutmalıyız ve lige konsantre olmalıyız"
BASIN TOPLANTISI
Rijkaard, maçtan sonra düzenlediği basın toplantısında ise Luis Perea'nın yaptığı penaltının sorulması üzerine, ''Penaltı olayı maçın kırılma anıydı'' derken, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Oraya resmi bir çizgi hakemi koyuyorsunuz, iki metreden pozisyonu göremedi. Ya görmedi, ya görmek istemedi. Daha önceki maçımızda gol attık, çizgi hakemi golü vermedi. Artık bu tip pozisyonları görmesi gerekiyordu. Verilmeyen pozisyon kesinlikle maçın kırılma noktasıydı.''
Hakemin maçta takdir haklarını aleyhlerine kullandığını ileri süren Rijkaard, ''Ne yazık ki genel kararlarına bakıldığında, hep bizim aleyhimizeydi. Kafasında şüphe olduğu zaman aleyhimize karar verdi, ama ilk yarıda iyi oynadık. Bunu 90 dakikaya taşımalıydık. Atletico Madrid iyi bir takım, bu tip bahaneler üretmeyi sevmem'' dedi.
''YORGUNLUKTAN BAZI OYUNCULARDA DÜŞÜŞ OLDU''
İlk yarıda iyi organize olduklarını kaydeden Hollandalı teknik adam, ''Bunu 90 dakikaya taşımamız gerekiyor. İkinci yarıda belki bazı oyuncularda yorgunluktan düşüş oldu. 1-0'dan sonra reaksiyon gösterdik ve beraberliği yakaladık. Sonra kırılma noktasına geldik, penaltımız verilmedi, maç böyle oldu'' dedi.
Rijkaard, transfer döneminde forvet oyuncusu almamaları konusunda ise ''Bu dönemde iyi bir futbolcu çıkarsa alıyorsunuz. Biz Jo transferini yaptık, ama o maalesef bu maçlarda oynayamıyor. Arda maçın kaderini değiştirebilecek bir futbolcu, iyi oynadı. Keita ve Caner de iyi oynadı'' ifadelerini kullandı.
Kaleci Leo Franco'nun yaptığı hataların sorulması üzerine Rijkaard, ''Bireysel olarak futbolcuları yargılamamak lazım, doğru zaman değil. Kendisi çok iyi toplar da çıkardı'' şeklinde konuştu.
Hollandalı çalıştırıcı, ''Atletico Madrid daha ileri gidebilir mi?'' sorusuna ''Evet, neden olmasın?'' yanıtını verdi.
UEFA'dan G.Saray yorumu..
UEFA'dan G.Saray yorumu..
Galatasaray'ın Ali Sami Yen'de Atletico Madrid'e 2-1 yenilerek Avrupa Ligi'ne veda ettiği mücadele, futbolun Avrupa'daki patronu UEFA'nın resmi internet sitesinde de geniş yer buldu.
Futbolun Avrupa'daki patronu UEFA, temsilcimiz Galatasaray'ın Ali Sami Yen'de Atletico Madrid'e 2-1 yenilerek Avrupa Ligi'ne veda ettiği mücadeleye resmi internet sitesinde geniş yer verdi.
Servet'in mühadalesiyle sakatlanan Agüero'nun yerine oyuna giren Forlan'ın maçın kaderini değiştirdiğinin altını çizen UEFA, ikinci yarıdaki mücadelenin heyecanına dikkat çekti.
Simao'nun 63. dakikada kaydettiği gole 66'da Keita'yla cevap vererek mücadeleyi uzatma bölümüne taşıyacak skoru elde eden temsilcimizin Caner'in gördüğü kırmızı kartla oyundan düştüğünü ifade eden UEFA "Forlan tribünleri şok etti" dedi.
Eski Atleticolu Leo Franco'nun olumlu performans sergilediğine değinen UEFA, peşpeşe yaptığı faullerin ardından oyundan ihraç edilen Caner konusundaysa hakemin kararının doğru olduğunu belirtti.
Galatasaray'ın Ali Sami Yen'de Atletico Madrid'e 2-1 yenilerek Avrupa Ligi'ne veda ettiği mücadele, futbolun Avrupa'daki patronu UEFA'nın resmi internet sitesinde de geniş yer buldu.
Futbolun Avrupa'daki patronu UEFA, temsilcimiz Galatasaray'ın Ali Sami Yen'de Atletico Madrid'e 2-1 yenilerek Avrupa Ligi'ne veda ettiği mücadeleye resmi internet sitesinde geniş yer verdi.
Servet'in mühadalesiyle sakatlanan Agüero'nun yerine oyuna giren Forlan'ın maçın kaderini değiştirdiğinin altını çizen UEFA, ikinci yarıdaki mücadelenin heyecanına dikkat çekti.
Simao'nun 63. dakikada kaydettiği gole 66'da Keita'yla cevap vererek mücadeleyi uzatma bölümüne taşıyacak skoru elde eden temsilcimizin Caner'in gördüğü kırmızı kartla oyundan düştüğünü ifade eden UEFA "Forlan tribünleri şok etti" dedi.
Eski Atleticolu Leo Franco'nun olumlu performans sergilediğine değinen UEFA, peşpeşe yaptığı faullerin ardından oyundan ihraç edilen Caner konusundaysa hakemin kararının doğru olduğunu belirtti.
FENERBAHÇE KLASİĞİ...!!!
Yine olmadı!
Yine olmadı.. Fenerbahçe UEFA Avrupa Ligi'ne şanssız bir şekilde veda etti.. 9 eksikli sarı lacivertliler müthiş oynayan Emre'nin golüyle öne geçti, "tur mucize" diyenleri yanıltmak üzereyken 4 dakika daha dayanamayıp son 16'yı kaçırdı, Avrupa macerasına bu sezon da nokta koydu...
UEFA Avrupa Ligi 2. tur rövanşında Lille ile yapacağı maç öncesi, sakatlıklar nedeniyle kadro sıkıntısı çeken Fenerbahçe'de, sakat futbolculardan Vederson, tedavisinin ardından ilk 11'e dahil edildi.
Fenerbahçe Teknik Direktörü Christoph Daum, dünkü basın toplantısında oynatamayacağını açıkladığı Vederson'u, futbolcuya yapılan tedavilerin ardından Lille karşısında sahaya sürdü. Vederson'un takıma dönüşüyle, sol kanattaki sıkıntı bir nebze de olsa giderildi.
Sakatlıklar ve cezalı futbolcuların çokluğu nedeniyle Fenerbahçe, Lille karşısına 17 kişilik kadroyla çıkarken, sarı-lacivertli ekip, ilk maçtan 4 farklı futbolcuyla sahada yer aldı. Deplasmandaki mücadelede 11'de yer alan Lugano ve Özer, sakatlıkları nedeniyle rövanş maçının kadrosuna giremezken, sakatlığı bulunan Cristian yedekler arasında bulundu. Andre Santos ise sarı kart cezası nedeniyle Lille'e karşı Kadıköy'de forma giyemedi.
Bu futbolcuların yerine ilk 11'de Bekir, Önder, Selçuk ve Deniz şans bulurken, Lille'e karşı forvette Güiza'yı tercih eden teknik direktör Daum, Semih'i yedek bıraktı.
Sarı-lacivertli ekipte, sakatlığı geçen Deivid, Lille karşısında kadroya girip yedekler arasında yer alırken, sezonun ikinci yarısında A2 takımından A takım kadrosuna dahil edilen genç futbolcular Gökay ve Okan da yedekler arasında yer bulan diğer isimler oldu.
Teknik direktör Daum, Deniz'i savunmanın solunda görevlendirirken, Önder sağ bekte; Bekir, Bilica ile birlikte savunmanın ortasında; Selçuk da Emre ile ön liberoda görev yaptı.
TARAFTAR GÜİZA'YI BAĞRINA BASTI
Turkcell Süper Lig'de Bursaspor ile yapılan maçta tribünlerden tepki görerek büyük bir üzüntü yaşayan Güiza, Lille maçında tribünlerin sevgi gösterileriyle karşılaştı.
Fenerbahçe ısınmak için sahaya çıktığında, takımdan ilk olarak Güiza'yı tribünlere çağıran taraftarlar, İspanyol futbolcuya adeta özür diler gibi tezahüratlar yaptı.
Maçın başlamasına yakın dakikalarda Migros kale arkası tribündeki taraftarlar, tribün yakınına gelen İspanyol futbolcuya çiçek verdi. Migros kale arkası tribününde ''I Love You Güiza'' pankartı asılırken, maraton üst tribünde bir İspanyolca yazının yer aldığı pankartın son cümleleri ''Kral Güiza'' oldu.
GÜİZA'NIN GOLLERİ EKRANLARDA-
Maç öncesi, taraftar desteğinin yanı sıra Güiza'ya bir destek de kulübünden geldi.
Stattaki skor ekranlarında, Güiza'nın, Fenerbahçe formasıyla attığı goller İspanyolca müzik eşliğinde izletildi. Aynı klip Fenerbahçe Televizyonu'nda da yayınlandı.
Yine olmadı.. Fenerbahçe UEFA Avrupa Ligi'ne şanssız bir şekilde veda etti.. 9 eksikli sarı lacivertliler müthiş oynayan Emre'nin golüyle öne geçti, "tur mucize" diyenleri yanıltmak üzereyken 4 dakika daha dayanamayıp son 16'yı kaçırdı, Avrupa macerasına bu sezon da nokta koydu...
UEFA Avrupa Ligi 2. tur rövanşında Lille ile yapacağı maç öncesi, sakatlıklar nedeniyle kadro sıkıntısı çeken Fenerbahçe'de, sakat futbolculardan Vederson, tedavisinin ardından ilk 11'e dahil edildi.
Fenerbahçe Teknik Direktörü Christoph Daum, dünkü basın toplantısında oynatamayacağını açıkladığı Vederson'u, futbolcuya yapılan tedavilerin ardından Lille karşısında sahaya sürdü. Vederson'un takıma dönüşüyle, sol kanattaki sıkıntı bir nebze de olsa giderildi.
Sakatlıklar ve cezalı futbolcuların çokluğu nedeniyle Fenerbahçe, Lille karşısına 17 kişilik kadroyla çıkarken, sarı-lacivertli ekip, ilk maçtan 4 farklı futbolcuyla sahada yer aldı. Deplasmandaki mücadelede 11'de yer alan Lugano ve Özer, sakatlıkları nedeniyle rövanş maçının kadrosuna giremezken, sakatlığı bulunan Cristian yedekler arasında bulundu. Andre Santos ise sarı kart cezası nedeniyle Lille'e karşı Kadıköy'de forma giyemedi.
Bu futbolcuların yerine ilk 11'de Bekir, Önder, Selçuk ve Deniz şans bulurken, Lille'e karşı forvette Güiza'yı tercih eden teknik direktör Daum, Semih'i yedek bıraktı.
Sarı-lacivertli ekipte, sakatlığı geçen Deivid, Lille karşısında kadroya girip yedekler arasında yer alırken, sezonun ikinci yarısında A2 takımından A takım kadrosuna dahil edilen genç futbolcular Gökay ve Okan da yedekler arasında yer bulan diğer isimler oldu.
Teknik direktör Daum, Deniz'i savunmanın solunda görevlendirirken, Önder sağ bekte; Bekir, Bilica ile birlikte savunmanın ortasında; Selçuk da Emre ile ön liberoda görev yaptı.
TARAFTAR GÜİZA'YI BAĞRINA BASTI
Turkcell Süper Lig'de Bursaspor ile yapılan maçta tribünlerden tepki görerek büyük bir üzüntü yaşayan Güiza, Lille maçında tribünlerin sevgi gösterileriyle karşılaştı.
Fenerbahçe ısınmak için sahaya çıktığında, takımdan ilk olarak Güiza'yı tribünlere çağıran taraftarlar, İspanyol futbolcuya adeta özür diler gibi tezahüratlar yaptı.
Maçın başlamasına yakın dakikalarda Migros kale arkası tribündeki taraftarlar, tribün yakınına gelen İspanyol futbolcuya çiçek verdi. Migros kale arkası tribününde ''I Love You Güiza'' pankartı asılırken, maraton üst tribünde bir İspanyolca yazının yer aldığı pankartın son cümleleri ''Kral Güiza'' oldu.
GÜİZA'NIN GOLLERİ EKRANLARDA-
Maç öncesi, taraftar desteğinin yanı sıra Güiza'ya bir destek de kulübünden geldi.
Stattaki skor ekranlarında, Güiza'nın, Fenerbahçe formasıyla attığı goller İspanyolca müzik eşliğinde izletildi. Aynı klip Fenerbahçe Televizyonu'nda da yayınlandı.
Galatasaray 6 maç sonra..
Galatasaray 6 maç sonra..
Galatasaray, deplasmanda 1-1 berabere kaldığı Atletico Madrid'e sahasında 2-1 yenilerek UEFA Avrupa Ligi'ne 2. turda veda ederken, 6 maç sonra da kaybetmiş oldu...
Sarı-kırmızılı ekip, taraftarlarının önünde aldığı mağlubiyetle kupaya veda ederken, bu sezonki hedeflerden UEFA Avrupa Ligi ve UEFA Süper Kupa umutları da bitti.
Galatasaray ayrıca Avrupa kupalarında 6 maç sonra kendi evinde mağlup oldu.
Sarı-kırmızılılar, UEFA Avrupa Ligi'nde geçtiğimiz sezon Hamburg'a kendi sahasında 3-2 yenilerek elenmişti.
Galatasaray, bu sezon Avrupa'da iç sahada oynadığı maçlarda Tobol'u 2-0, Maccabi Netanya'yı 6-0, Levadia'yı 5-0, Dinamo Bükreş'i 4-1, Panathinaikos'u 1-0 yenmiş, Sturm Graz ile de 1-1 berabere kalmıştı.
Galatasaray, deplasmanda 1-1 berabere kaldığı Atletico Madrid'e sahasında 2-1 yenilerek UEFA Avrupa Ligi'ne 2. turda veda ederken, 6 maç sonra da kaybetmiş oldu...
Sarı-kırmızılı ekip, taraftarlarının önünde aldığı mağlubiyetle kupaya veda ederken, bu sezonki hedeflerden UEFA Avrupa Ligi ve UEFA Süper Kupa umutları da bitti.
Galatasaray ayrıca Avrupa kupalarında 6 maç sonra kendi evinde mağlup oldu.
Sarı-kırmızılılar, UEFA Avrupa Ligi'nde geçtiğimiz sezon Hamburg'a kendi sahasında 3-2 yenilerek elenmişti.
Galatasaray, bu sezon Avrupa'da iç sahada oynadığı maçlarda Tobol'u 2-0, Maccabi Netanya'yı 6-0, Levadia'yı 5-0, Dinamo Bükreş'i 4-1, Panathinaikos'u 1-0 yenmiş, Sturm Graz ile de 1-1 berabere kalmıştı.
Aşkları doludizgin devam ediyor
Aşkları doludizgin devam ediyor
Arda Turan ve Sinem Kobal'ın elleri bir an olsun ayrılmadı.
Galatasaraylı genç futbolcu Arda Turan ve oyuncu sevgilisi Sinem Kobal’ın aşkı tam gaz devam ediyor. "Eyvah Eyvah" filminin galasına el ele gelen sevgililere ilgi büyüktü. Kobal ve Arda Turan’ın kameralar karşısında
tedirgin oldukları gözlense de genç sevgililer bir an olsun ellerini bırakmadılar.
HABERÜRK / MAGAZİN
Arda Turan ve Sinem Kobal'ın elleri bir an olsun ayrılmadı.
Galatasaraylı genç futbolcu Arda Turan ve oyuncu sevgilisi Sinem Kobal’ın aşkı tam gaz devam ediyor. "Eyvah Eyvah" filminin galasına el ele gelen sevgililere ilgi büyüktü. Kobal ve Arda Turan’ın kameralar karşısında
tedirgin oldukları gözlense de genç sevgililer bir an olsun ellerini bırakmadılar.
HABERÜRK / MAGAZİN
Etiketler:
ARDA TURAN SİNEM KOBAL EYVAH EYVAH FİLMİ
Zuhal Topal'dan bebek müjdesi!
Zuhal Topal'dan bebek müjdesi!
Anne olmak istiyor.
Zuhal Topal, ilk kez eşiyle birlikte kameraların karşısına geçti. Ayaklıgazete.com’un haberine göre, iki yıldır müzisyen Korhan Saygıner’le mutlu bir evlilik sürdüren Topal, gelecek yıl için bebek müjdesi verdi. Zamansızlık nedeniyle çocuk sahibi olmaya sıcak bakmadıklarını dile getiren çift, “Çocuğa vakit ayırmak gerekiyor. Ancak seneye düşünüyoruz” dedi.
habertürk / magazin
Anne olmak istiyor.
Zuhal Topal, ilk kez eşiyle birlikte kameraların karşısına geçti. Ayaklıgazete.com’un haberine göre, iki yıldır müzisyen Korhan Saygıner’le mutlu bir evlilik sürdüren Topal, gelecek yıl için bebek müjdesi verdi. Zamansızlık nedeniyle çocuk sahibi olmaya sıcak bakmadıklarını dile getiren çift, “Çocuğa vakit ayırmak gerekiyor. Ancak seneye düşünüyoruz” dedi.
habertürk / magazin
Alişan Askere Gitti...!!!
Alişan'ı askere böyle uğurladılar Ünlü şarkıcı Alişan, dün gece yapılan bir veda partisiyle vatani görevini yapmak üzere askere uğurlandı.
Dostları şarkıcıyı yalnız bırakmadı.
Alişan bugün birliğine teslim olmak üzere İzmir'e yola çıktı. Geçtiğimiz hafta askere gideceğeni açıklayan ünlü şarkıcıya dün gece bir veda partisi düzenlendi. Ayakligazete.com'un haberine göre, Demet Akalın'ın yakın dostu Alişan'a jest olarak üstlendiği veda gecesine bir çok ünlü isim katıldı.
Geceye üzerinde 'Türk Bayrağı' asılı olan arabasıyla gelen ünlü şarkıcı hem gururlu hem de duygusaldı. Demet Akalın, Önder Bekensir, Ceylan, Gizem Özdilli, Çağla Şikel, Emre Altuğ gibi yakın dostlarının yalnız bırakmadığı gecede zaman zaman gözleri dolan Alişan'a Demet Akalın destek oldu.
'Kimse istiyor diye gitmiyorum askere'
Hep böyle bir şekilde askere uğurlanmayı hayal ettiğini söyleyen Alişan, 'Sabaha kadar dostlarımla birlikte eğleneceğim ve sonra konvoylarla yola çıkacağız. Her şey usulüne uygun olacak, yarın da annem kına yaktıracak. Ben gurulu ve mutluyum sadece özlem ve hasret olacağı için biraz hüzün var ama onun dışında Allah'ın izniyle vatani görevimi yapıp geleceğin' dedi.
haberürk / magazin
Dostları şarkıcıyı yalnız bırakmadı.
Alişan bugün birliğine teslim olmak üzere İzmir'e yola çıktı. Geçtiğimiz hafta askere gideceğeni açıklayan ünlü şarkıcıya dün gece bir veda partisi düzenlendi. Ayakligazete.com'un haberine göre, Demet Akalın'ın yakın dostu Alişan'a jest olarak üstlendiği veda gecesine bir çok ünlü isim katıldı.
Geceye üzerinde 'Türk Bayrağı' asılı olan arabasıyla gelen ünlü şarkıcı hem gururlu hem de duygusaldı. Demet Akalın, Önder Bekensir, Ceylan, Gizem Özdilli, Çağla Şikel, Emre Altuğ gibi yakın dostlarının yalnız bırakmadığı gecede zaman zaman gözleri dolan Alişan'a Demet Akalın destek oldu.
'Kimse istiyor diye gitmiyorum askere'
Hep böyle bir şekilde askere uğurlanmayı hayal ettiğini söyleyen Alişan, 'Sabaha kadar dostlarımla birlikte eğleneceğim ve sonra konvoylarla yola çıkacağız. Her şey usulüne uygun olacak, yarın da annem kına yaktıracak. Ben gurulu ve mutluyum sadece özlem ve hasret olacağı için biraz hüzün var ama onun dışında Allah'ın izniyle vatani görevimi yapıp geleceğin' dedi.
haberürk / magazin
Sen misin şike yapan!
Sen misin şike yapan!
Bosnalı hakem Novo Paniç'i ömür boyu müsabakalardan men cezasına çarptırdı.
UEFA, şike skandalına karışan Bosnalı hakem Novo Paniç'i ömür boyu müsabakalardan men cezasına çarptırdı.
UEFA'nın açıklamasında, Alman polisinin ortaya çıkardığı kanıtların incelenmesinin ardından, Paniç'in futbolla ilgili herhangi bir faaliyete katılmasının yasaklandığı belirtildi.
UEFA, Hırvat hakem Tomislav Setka'nın 2011'in Temmuz ayına kadar, Ukraynalı hakem Oleh Orekhov'un da 30 gün süreyle müsabakalardan men edilmesine de karar verdi.
Uluslararası bir dostluk karşılaşmasında şike yapılmasına yardımcı olduğu iddia edilen Bulgar hakem Anton Genov'un cezalandırılmasına gerek olmadığı kaydedildi.
Cezaya çarptırılan hakemler kararı temyiz edebilecek.
habertürk/spor
Bosnalı hakem Novo Paniç'i ömür boyu müsabakalardan men cezasına çarptırdı.
UEFA, şike skandalına karışan Bosnalı hakem Novo Paniç'i ömür boyu müsabakalardan men cezasına çarptırdı.
UEFA'nın açıklamasında, Alman polisinin ortaya çıkardığı kanıtların incelenmesinin ardından, Paniç'in futbolla ilgili herhangi bir faaliyete katılmasının yasaklandığı belirtildi.
UEFA, Hırvat hakem Tomislav Setka'nın 2011'in Temmuz ayına kadar, Ukraynalı hakem Oleh Orekhov'un da 30 gün süreyle müsabakalardan men edilmesine de karar verdi.
Uluslararası bir dostluk karşılaşmasında şike yapılmasına yardımcı olduğu iddia edilen Bulgar hakem Anton Genov'un cezalandırılmasına gerek olmadığı kaydedildi.
Cezaya çarptırılan hakemler kararı temyiz edebilecek.
habertürk/spor
Tuncay City'yi yaktı!
FA Cup 5. tur ikinci maçında Stoke City, uzatmalarda Tuncay Şanlı'nın da bir gol attığı maçta Manchester City'yi 3-1 yenerek tur atladı.
Tuncay Şanlı'nın 55. dakikada Diao'nun yerine oyuna girdiği karşılaşmanın ilk yarısında eşitlik bozulmazken, skoru değiştiren taraf 79. dakikada Dave Kitson'la Stoke City oldu. Bu golden iki dakika sonra M.City Bellamy'le skoru eşitlerken, maçın 82. dakikasında City'nin Togolu golcüsü Adebayor direk kırmızı kartla oyun dışında kaldı ve maç uzatmaya gitti.
Uzatma dakikalarında rakibinin eksik kalmasını iyi değerlendiren Stoke, 95'te Shawcross'la üstünlük golünü buldu. Maçın skorunu belirleyen gol ise 99. dakikada temsilcimiz Tuncay Şanlı'nın ayağından geldi ve Stoke City gecenin sürprizini yapan takım oldu.
TUNCAY ŞANLININ GÖLÜNÜ İZLEMEK İSTERSENİZ TIKLAYIN
http://video.haberturk.com/video/index/40937
habertürk / spor
FA Cup 5. tur ikinci maçında Stoke City, uzatmalarda Tuncay Şanlı'nın da bir gol attığı maçta Manchester City'yi 3-1 yenerek tur atladı.
Tuncay Şanlı'nın 55. dakikada Diao'nun yerine oyuna girdiği karşılaşmanın ilk yarısında eşitlik bozulmazken, skoru değiştiren taraf 79. dakikada Dave Kitson'la Stoke City oldu. Bu golden iki dakika sonra M.City Bellamy'le skoru eşitlerken, maçın 82. dakikasında City'nin Togolu golcüsü Adebayor direk kırmızı kartla oyun dışında kaldı ve maç uzatmaya gitti.
Uzatma dakikalarında rakibinin eksik kalmasını iyi değerlendiren Stoke, 95'te Shawcross'la üstünlük golünü buldu. Maçın skorunu belirleyen gol ise 99. dakikada temsilcimiz Tuncay Şanlı'nın ayağından geldi ve Stoke City gecenin sürprizini yapan takım oldu.
TUNCAY ŞANLININ GÖLÜNÜ İZLEMEK İSTERSENİZ TIKLAYIN
http://video.haberturk.com/video/index/40937
habertürk / spor
Sen neymişsin be Tabata!
Sen neymişsin be Tabata!
Santos Başkanı "Tabata hâlâ bizim oyuncumuz" diyor ve FIFA ya başvuracağını söylüyor.
Goias Kulübü ise “Biz almamız gerekeni G.Antep’ten aldık. Tartışmalı bir durum yok” diyor!
KIZIL-GOIAS A.Ş.
2008 yılında Gaziantepspor’a gelen Rodrigo Tabata’nın transferinde yaşanan karmaşa, Brezilya cephesine göre hâlâ çözüme kavuşmuş değil. Santos Kulübü çareyi FIFA’da aramaya karar verdi. Brezilya’nın Sao Paulo eyaletinde yayın yapan Estadao gazetesine konuşan Santos Başkanı Alvaro Luis de Oliveira, Tabata’yı Gaziantepspor’a kiralık verdiklerini iddia ederek “Tabata’nın hâlâ bizim oyuncumuz olduğunu düşünüyoruz. Bu iş için FIFA’ya başvuracağız” dedi. Brezilya’da yayın yapan bir diğer gazete Jornal da Tarde’nin ele geçirdiği belgeye göre, o dönem bonservisi% 50’lik parçalar halinde Goias ve Santos kulüplerinde olan Tabata için Gaziantepspor Başkanı İbrahim Kızıl faksla Goias’a kiralama bedeli olarak 1.2 milyon dolar önerdi.
TRANSFER İZNİ YOK
Santos’a gönderilen bilgilendirmede ise 1.2 milyon dolar üç taksit halinde 500 bin dolar olarak gösterildi. 2011’e kadar Gaziantep’e kiralanan Tabata’nın sözleşmesinde 1.5 milyon Euro’luk bir satın alma opsiyonu bulunuyordu. 2009’da Gaziantep bu opsiyonu kullanınca bonservisin yarısını elinde bulunduran Santos’a hiçbir şey ödemedi. Ama Goias’ın başkanı Syd de Oliveira “Biz almamız gerekeni aldık. Bu transferde tartışalacak bir şey yok” dedi. Estadao gazetesi ise Santos’un haksızlığa uğradığını belirtti. Haberde, Tabata için Brezilya’dan alınması gereken lisans olmadan TFF’nin hazırladığı lisansla oyuncunun 8 milyon Euro’ya Beşiktaş’a gittiği belirtildi.
KIZIL YİNE KIZACAK!
G.Antepspor Başkanı İbrahim Kızıl, geçen hafta Brezilya kaynaklı olarak Türk basınında çıkan haberlere öyle bir tepki göstermişti ki sonrasında yanlış anlaşıldığını belirtmişti. Şimdi bu habere de tepki gösterebilir ama şunun bilinmesi gerekir... Bu haberler Brezilya gazetelerinde yer alan iddialar.
SANTOSLU GÖRÜNÜYOR
Brezilya Futbol Federasyonu’nun internet sitesine göre halen Santos’un oyuncusu olarak gösterilen Tabata için Santos’un asbaşkanı Norberto Moreira “Onu serbest bırakmak için biz de 1.5 milyon Euro istiyorduk” dedi.
haberürk / spor
Santos Başkanı "Tabata hâlâ bizim oyuncumuz" diyor ve FIFA ya başvuracağını söylüyor.
Goias Kulübü ise “Biz almamız gerekeni G.Antep’ten aldık. Tartışmalı bir durum yok” diyor!
KIZIL-GOIAS A.Ş.
2008 yılında Gaziantepspor’a gelen Rodrigo Tabata’nın transferinde yaşanan karmaşa, Brezilya cephesine göre hâlâ çözüme kavuşmuş değil. Santos Kulübü çareyi FIFA’da aramaya karar verdi. Brezilya’nın Sao Paulo eyaletinde yayın yapan Estadao gazetesine konuşan Santos Başkanı Alvaro Luis de Oliveira, Tabata’yı Gaziantepspor’a kiralık verdiklerini iddia ederek “Tabata’nın hâlâ bizim oyuncumuz olduğunu düşünüyoruz. Bu iş için FIFA’ya başvuracağız” dedi. Brezilya’da yayın yapan bir diğer gazete Jornal da Tarde’nin ele geçirdiği belgeye göre, o dönem bonservisi% 50’lik parçalar halinde Goias ve Santos kulüplerinde olan Tabata için Gaziantepspor Başkanı İbrahim Kızıl faksla Goias’a kiralama bedeli olarak 1.2 milyon dolar önerdi.
TRANSFER İZNİ YOK
Santos’a gönderilen bilgilendirmede ise 1.2 milyon dolar üç taksit halinde 500 bin dolar olarak gösterildi. 2011’e kadar Gaziantep’e kiralanan Tabata’nın sözleşmesinde 1.5 milyon Euro’luk bir satın alma opsiyonu bulunuyordu. 2009’da Gaziantep bu opsiyonu kullanınca bonservisin yarısını elinde bulunduran Santos’a hiçbir şey ödemedi. Ama Goias’ın başkanı Syd de Oliveira “Biz almamız gerekeni aldık. Bu transferde tartışalacak bir şey yok” dedi. Estadao gazetesi ise Santos’un haksızlığa uğradığını belirtti. Haberde, Tabata için Brezilya’dan alınması gereken lisans olmadan TFF’nin hazırladığı lisansla oyuncunun 8 milyon Euro’ya Beşiktaş’a gittiği belirtildi.
KIZIL YİNE KIZACAK!
G.Antepspor Başkanı İbrahim Kızıl, geçen hafta Brezilya kaynaklı olarak Türk basınında çıkan haberlere öyle bir tepki göstermişti ki sonrasında yanlış anlaşıldığını belirtmişti. Şimdi bu habere de tepki gösterebilir ama şunun bilinmesi gerekir... Bu haberler Brezilya gazetelerinde yer alan iddialar.
SANTOSLU GÖRÜNÜYOR
Brezilya Futbol Federasyonu’nun internet sitesine göre halen Santos’un oyuncusu olarak gösterilen Tabata için Santos’un asbaşkanı Norberto Moreira “Onu serbest bırakmak için biz de 1.5 milyon Euro istiyorduk” dedi.
haberürk / spor
Galatasaray'ı hacklediler
Galatasaray'ı hacklediler!
Galatasaray Fenerbahçe çekişmesi internette de tüm hızıyla devam ediyor.
100 yılı aşkın zamandır süre gelen Galatasaray - Fenerbahçe çekişmesi internette de tüm hızıyla devam ediyor.
En güncel paylaşım sitelerinden Facebook'ta Galatasaray sayfasına üye olanlar büyük bir sürprizle karşılaştı.
Facebook'ta 2 milyondan fazla üyesi bulunan 'Galatasaray' sayfasını birkaç Fenerbahçeli taraftar ele geçirdi.
Bu işi yapan Fenerbahçeli taraftarlar olay sonrasında 'Tüm Fenerbahçelilere hediyemizdir' şeklinde mesaj yayınladılar.
Ancak sarı-lacivertli taraftarların bu davranışı Galatasaraylıların büyük tepkisine yol açtı. Sarı-kırmızılı taraftarlar Facebook'ta yaptığı yorumlarda Fenerbahçelilere öfke kusarken, 3-2'lik Bursa yenilgisine de göndermede bulundular. "Bizi değil 6-0, 16-0 da yenseniz hayallerimizin bile peşinde koşamayacaksınız" diyen Cimbom taraftarları, "Bursaspor'a yenilginizin acısı bizim sayfamızı hacklemekle çıkmaz. Önce Avrupa'dan bir kupa getirin de sonra konuşun" görüşünü savundular.
habertürk/spor
Galatasaray Fenerbahçe çekişmesi internette de tüm hızıyla devam ediyor.
100 yılı aşkın zamandır süre gelen Galatasaray - Fenerbahçe çekişmesi internette de tüm hızıyla devam ediyor.
En güncel paylaşım sitelerinden Facebook'ta Galatasaray sayfasına üye olanlar büyük bir sürprizle karşılaştı.
Facebook'ta 2 milyondan fazla üyesi bulunan 'Galatasaray' sayfasını birkaç Fenerbahçeli taraftar ele geçirdi.
Bu işi yapan Fenerbahçeli taraftarlar olay sonrasında 'Tüm Fenerbahçelilere hediyemizdir' şeklinde mesaj yayınladılar.
Ancak sarı-lacivertli taraftarların bu davranışı Galatasaraylıların büyük tepkisine yol açtı. Sarı-kırmızılı taraftarlar Facebook'ta yaptığı yorumlarda Fenerbahçelilere öfke kusarken, 3-2'lik Bursa yenilgisine de göndermede bulundular. "Bizi değil 6-0, 16-0 da yenseniz hayallerimizin bile peşinde koşamayacaksınız" diyen Cimbom taraftarları, "Bursaspor'a yenilginizin acısı bizim sayfamızı hacklemekle çıkmaz. Önce Avrupa'dan bir kupa getirin de sonra konuşun" görüşünü savundular.
habertürk/spor
Fenerbahçeliler çıldıracak!
Kadıköy'de Fenerbahçe'yi 2-0 geriden gelerek 3-2 deviren Bursaspor'da galibiyetin sevinci yaşanıyor.
Büyük bir başarıya imza atan Bursaspor bu galibiyeti daha anlamlı kılmak için harekete geçti ve Kadıköy zaferine özel t-shirtler hazırladı.
Kulüpten yapılan açıklamada şöyle denildi; Bursaspor'un Kadıköy'de gerçekleştirdiği muhteşem geri dönüşün hatıra t-shirtleri www.bursastore.com adresinden satışa çıktı. 23 TL ücretle satılan ürünü, ilerleyen günlerde Bursastore mağazalarında da bulabileceksiniz...
haberürk
Kadıköy'de Fenerbahçe'yi 2-0 geriden gelerek 3-2 deviren Bursaspor'da galibiyetin sevinci yaşanıyor.
Büyük bir başarıya imza atan Bursaspor bu galibiyeti daha anlamlı kılmak için harekete geçti ve Kadıköy zaferine özel t-shirtler hazırladı.
Kulüpten yapılan açıklamada şöyle denildi; Bursaspor'un Kadıköy'de gerçekleştirdiği muhteşem geri dönüşün hatıra t-shirtleri www.bursastore.com adresinden satışa çıktı. 23 TL ücretle satılan ürünü, ilerleyen günlerde Bursastore mağazalarında da bulabileceksiniz...
haberürk
Hiçbir 'iktidar, tez, parti hatta sistem' sonsuza kadar ayakta kalamaz!
BALYOZ, Ergenekon ile çok farklı!
Dün yazdım ama son 24 saatte kamuoyunda gördüklerim ile bir kez daha üzerinden geçmek istiyorum; Balyoz ile Ergenekon "özünden gelişimine kadar" çok farklı "iddia edilen yapılar"!
Biri, "her şeyi içine çeken bir genel", diğeri "uzmanlaşmış kişileri içine alan bir özel". Daha açık yazayım; Ergenekon, psikolojik olarak hazır olunmayan bir iktidara karşı "genel bir algılama ve tepki" denkleminin adı... Balyoz, yine aynı iktidara karşı "özü askeri bir hamleye" dayanan ve "bir harp oyunu mantığı" içinde geliştirildiği iddia edilen bir yapı. Biri sivilden askere, diğere askerden sivile. Bence fark çok açık!
Başlayan her şey biter
DAHA açık yazayım; genleşen her şey büzüşür! Bu "içinde yaşadığımız sistem için tanımlanmış" bir kural olup, istisna yoktur.
Sevgili dostlar, bu noktada daha önce "piyasalardaki genleşme-büzüşmeyi" sorgulamak adına örneklediğim bir "matematik ispatı" paylaşmak istiyorum... Lafı hiç uzatmadan doğrudan konuya gireceğim... Modelimizi ilk etapta tarif edelim; X olarak adlandırabileceğimiz bir "somut-soyut varlığımız" olduğunu varsayalım.
X'in, bu iktidar olabilir, sistem veya devlet dahi olabilir; "belli bir noktadan yola çıkarak" dalga dalga "3 katına çıkıp" üstüne "1" eklendiğini, her geri çekilmede de yüzde 50 geri geldiğini varsayalım...
Bu noktada soralım; her dalgada 3 katından 1 fazla yukarı giden ama buna karşılık yarısına kadar geri çekilen bu "DİNAMİK", sizce başladığı noktaya, hatta altına gelir mi? İlk cevabınızı duyar gibiyim: Ne devlet, ne sistem, ne parti; 3 katına kadar genleştikten sonra asla başladığı noktanın altına geri dönemez.
Sevgili dostlar, gelebilir! İnanmayacaksınız ama; HER BAŞLAYAN BİTER!
İnanmıyorsanız; gelin birlikte sorgulayalım... Bu noktada matematikte "3N+1" veya "Collatz Problemi" olarak adlandırılan dinamik eşliğinde, "dinamiğimizin" değerini belli bir noktadan başlatmak ve birkaç örneği size aktarmak istiyorum.
Örnek 1: X'imizin başlangıç değeri "3"olsun. Yukarıdaki mantığı uygulayalım ve tek sayıları, 3 katına çıkan endeksi ifade etmek için "3 ile çarpıp 1 ekleyelim", çift sayıları da yüzde 50 geri çekilme prensibi ile 2'ye bölelim. Elde ettiğimiz sayılar şöyle oluşur: "3, 10, 5, 16, 8, 4, 2, 1, 4, 2, 1..." Sonuç çok açık; trend "3" noktasından başlayıp tepe yapıyor ve "4, 2, 1" döngüsüne, yani piyasa ağzı ile "yatay" dinamiğe kavuşuyor.
Örnek 2: Yukarıdaki deneme tesadüf eseri böyle oldu diyorsanız, "7" ile başlayalım. Elde ettiğimiz sayılar şöyle: "7, 22, 11, 34, 17, 52, 26, 13, 40, 20, 10, 5, 16, 8, 4, 2, 1, 4, 2, 1..." Sonuç yine çok açık; trend "7" noktasından başlıyor "52" zirvesini zorluyor ve yeniden yatay dinamiğe kavuşuyor. Sayıları grafik üzerinde dağıtırsanız "çan eğrisi" prensibine uyan "tepe" yapıp salınan bir trend elde edebilirsiniz.
Örnek 3: Yine tesadüf oldu diyorsanız, sizi yormadan bizi küçük sayılar içinde "en tepe" noktasına götürecek sayı olan "27" ile başlayalım. Elde ettiğimiz sayıların hepsini burada yazmam mümkün değil ama bazılarını atlayarak aktarıyorum: "27, 82, 124, 9232..." Sonuç yine çok açık: "9232" noktası test edilmesine hatta hepimiz "geri dönmez" diye umutlanmamıza rağmen, belli bir noktada sert düşüşler geliyor ve yeniden kaçınılmaz sona ulaşıyoruz.
Sevgili dostlarım, denemeleri çoğaltıp "1 trilyon" başlangıç olana kadar deneyebilirsiniz. Yorulmak istemeyenler için ben sonucu aktarayım; her denemeniz için kaçınılmaz son "4, 2, 1, 4" yani dibe yakın salınan "yatay dinamik".
Sonuç: Her "başlayan" biter! Her iktidar, sistem, devlet, tez, doktrin "ne kadar genleşirse genleşsin" başladığı noktaya döner. Hâlâ inanmıyor musunuz; nerede ANAVATAN Partisi? Nerede Roma İmparatorluğu? Nerede Osmanlı? Nerede "fizik bedenler", nerede "soyut varlıklar"?
YİĞİT BULUT - HABERTÜRK
Etiketler:
balyoz darbe planı ergenekon,
YİĞİT BULUT HABERTÜRK
STAR TV ERİYOR ...!!!!
Star TV'de bir başarı ve başarısızlık öyküsü
Doğan Grubu'nun TMSF'den aldığı Star TV her geçen gün biraz daha eriyor.
Doğan Grubu'na Türkiye'nin üç büyük kanalından biri olarak katılan Star TV, dördüncülüğe ve hatta zaman zaman beşinciliğe sevinir hale geldi. Başarısızlığın faturası, programlarının hiçbiri tutmayan Melis Civelek ve Murat Saygı'ya kesildi, İrfan Şahiin durumu toparlamakla görevlendirildi. Star'a ATV'den gelen Melis Civelek'in Doğan Grubu serüveni başarısızlıkla noktalanırken, Murat Saygı gruba bağlı D-Smart'a kaydırıldı.
Programları dökülen kanalın haber merkezi ise bu koşullarda dahi birinciliği rakiplerine kaptırmayarak medya tarihine geçecek bir başarıya imza atıyor. Yılmaz Özdil ve Uğur Dündar yönetimindeki Star Ana Haber, öncesinde ve sonrasında yayınlanan program ve dizilerin düşük reytingine rağmen rakiplerine çarpıcı fark atıyor. Totalde Fox dahil birçok eğlence kanalının gerisinde olan kanal, Ana Haber ile zirveye oturarak kanalın genel reyting çıtasını da yükseltiyor. Dündar ve ekibinin reytingi olmasa Star TV'nin ilk 5'te de yer bulamayacağı çok açık.
İşte eğlence kanallarının genel sıralaması ve Ana Haber sıralaması:
Genel Sıralama
Kanal D
ATV
Show
Star
Ana Haber Sıralaması
Star
Kanal D
Show
ATV
Doğan Grubu'nun TMSF'den aldığı Star TV her geçen gün biraz daha eriyor.
Doğan Grubu'na Türkiye'nin üç büyük kanalından biri olarak katılan Star TV, dördüncülüğe ve hatta zaman zaman beşinciliğe sevinir hale geldi. Başarısızlığın faturası, programlarının hiçbiri tutmayan Melis Civelek ve Murat Saygı'ya kesildi, İrfan Şahiin durumu toparlamakla görevlendirildi. Star'a ATV'den gelen Melis Civelek'in Doğan Grubu serüveni başarısızlıkla noktalanırken, Murat Saygı gruba bağlı D-Smart'a kaydırıldı.
Programları dökülen kanalın haber merkezi ise bu koşullarda dahi birinciliği rakiplerine kaptırmayarak medya tarihine geçecek bir başarıya imza atıyor. Yılmaz Özdil ve Uğur Dündar yönetimindeki Star Ana Haber, öncesinde ve sonrasında yayınlanan program ve dizilerin düşük reytingine rağmen rakiplerine çarpıcı fark atıyor. Totalde Fox dahil birçok eğlence kanalının gerisinde olan kanal, Ana Haber ile zirveye oturarak kanalın genel reyting çıtasını da yükseltiyor. Dündar ve ekibinin reytingi olmasa Star TV'nin ilk 5'te de yer bulamayacağı çok açık.
İşte eğlence kanallarının genel sıralaması ve Ana Haber sıralaması:
Genel Sıralama
Kanal D
ATV
Show
Star
Ana Haber Sıralaması
Star
Kanal D
Show
ATV
AK PARTİ TEMİZLİĞE BAŞLADI ...!!!
AK Parti 2 vekili disipline sevk etti
Avni Doğan ve Ahmet Aydoğmuş'un sözleri incelenecek
AK Parti Grup Yönetim Kurulu, Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan ile Çorum Milletvekili Ahmet Aydoğmuş'u, Müşterek Disiplin Kuruluna sevk etti.
Avni Doğan ve Ahmet Aydoğmuş'un sözleri incelenecek
AK Parti Grup Yönetim Kurulu, Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan ile Çorum Milletvekili Ahmet Aydoğmuş'u, Müşterek Disiplin Kuruluna sevk etti.
İHSAN DOĞRAMACI VEFAT ETTİ
YÖK'ÜN KURUCUSUYDU
YÖK'ün kurucu başkanı ve Bilkent Üniversitesi kurucusu Prof. Dr. İhsan Doğramacı vefat etti.
Doğramacı'nın, tedavi gördüğü Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'nde, ''çoklu organ yetmezliği'' nedeniyle yaşamını yitirdiği bildirildi.
Doğramacı, 9 Kasım 2009 tarihinden bu yana Hacettepe Üniversitesi Hastanelerinde yoğun bakım tedavisi gördüğü kaydedildi.
İHSAN DOĞRAMACI'NIN ÖZGEÇMİŞİ
İhsan Doğramacı, 3 Nisan 1915'de Irak'ın Erbil kentinde doğdu. Doğramacı, son olarak Bilkent Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı, Türkiye ve Uluslararası Çocuk Sağlığı Merkezi Başkanlığı, UNICEF Türkiye Milli Komitesi Başkanlığı ile Uluslararası Pediatri Kurumu Onursal Başkanlığı görevlerini sürdürüyordu.
Londra'da 1971'de Kraliyet Tıp Koleji üyeliği yapan Prof. Dr. Doğramacı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde 1947-1954 yılları arasında öğretim görevlisi, doçent ve profesör olarak hizmet verdi.
İhsan Doğramacı, 1955-1967 yıllarında Ankara Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü Pediatri Profesörü olarak görev yaparken, 1967-1981 yılları arasında da Hacettepe Üniversitesinde çalıştı. Doğramacı, 1963-1965 yılları arasında Ankara Üniversitesi Rektörlüğü'nde bulundu.
Prof. Dr. Doğramacı, ''Orta Doğu Teknik (ODTÜ) Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı (1965-1967), Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü (1967-1975), Tıp ve Sağlık Bilimleri Milli Konseyi Başkanlığı (1974-1981) yaptı. Doğramacı, Yüksek öğretim Kurulu'nun (YÖK) ilk başkanlığını (1981-1992) da üstlendi.
Değişik üniversitelerden fahri doktora unvanı verilen Doğramacı, birçok uluslararası akademi ve pediatri cemiyeti üyesiydi.
Prof. Dr. Doğramacı, 1985'te Türkiye'nin ilk özel üniversitesi Bilkent Üniversitesini kurdu; 1963'de Hacettepe Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesinde entegre eğitim sistemini uyguladı. Ankara'da Hacettepe Üniversitesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi ve Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesine birer Tıp Fakültesi kurulmasında öncülük eden Doğramacı, YÖK Başkanı olarak Kayseri-Erciyes, Samsun-Ondokuz Mayıs, Sivas-Cumhuriyet, Eskişehir-Anadolu Üniversitelerinin kurulmasına da destek verdi.
İhsan Doğramacı, uluslararası birçok kuruluşta ve örgütte onursal başkanlık, başkanlık, yönetim kurulu üyeliği, üyelik, danışmanlık görevlerini de yürütmüştü.
İhsan Doğramacı'nın 80'den fazla mesleki periyodiklerde, özellikle çocuk ve halk sağlığı ve tıp eğitimi hakkında yayınlanmış makaleleri; ayrıca Prematüre Bebek Bakımı, Annenin Kitabı isimli kitapları bulunuyor.
Prof. Dr. İhsan Doğramacı, TÜBİTAK Hizmet Ödülü, Leon Bernard Vakfı Ödülü (Dünya Sağlık Örgütü), Christopherson Ödülü (Amerikan Pediatri Akademisi), Maurice Pate Ödülü (UNICEF) sahibiydi. Ayrıca, Officier de la Legion d'Honneur (Fransa), Gran Oficial, Orden del Merito de Duarte, Sanchez y Mella (Dominik Cumhuriyeti), First Rank Commander of the Order of the Lion of Finland (Finlandiya), First Rank Commander of the Order of Merit of Poland (Polonya), Gran Cruz Placa de Plata de la Orden Heraldica de Cristobal Colon (Dominik Cumhuriyeti) nişanları ve T.C. Devlet Üstün Hizmet Madalyası almıştı.
İhsan Doğramacı'nın, Bilkent semtinde babası ''Doğramacızade Ali Paşa'' adına yaptırdığı bir cami bulunuyor.
İngilizce, Fransızca, Almanca, Arapça ve Farsça bilen İhsan Doğramacı, evli ve Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Doğramacı ile birlikte 3 çocuk babasıydı.
Doğramacızade Ali Paşa Camii'nde sala okundu
Vefat eden YÖK'ün kurucu başkanı ve Bilkent Üniversitesi kurucusu Prof. Dr. İhsan Doğramacı için Doğramacızade Ali Paşa Camii'nde sala okundu.
Cami imamı Recep Çelik, böyle bir yeri kazandırdığı için kendisine şükran duyduklarını ifade ederek, "Kendisinden Allah razı olsun. Çok değerli bir bilim adamıydı. Allah rahmet eylesin. Rahatsızlığından dolayı gidip gelemiyordu En son Ramazan ayında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le beraber cuma namazına gelmişlerdi. Doğramacı, kendisi ve eşi için cami avlusuna inşa edilen anıt mezara defnedilecek." dedi.
Doğramacızade Ali Paşa Camii'nin avlusunda ise İhsan Doğramacı'nın kendisi ve eşi için yaptığırdığı anıt mezar mevcut. Öte yandan camide defin hazırlıkları başladı. Görevlileri cami ve anıt mezar etrafında temizleme ve tadilat çalışmaları yapıyor.
habertürk
YÖK'ÜN KURUCUSUYDU
YÖK'ün kurucu başkanı ve Bilkent Üniversitesi kurucusu Prof. Dr. İhsan Doğramacı vefat etti.
Doğramacı'nın, tedavi gördüğü Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'nde, ''çoklu organ yetmezliği'' nedeniyle yaşamını yitirdiği bildirildi.
Doğramacı, 9 Kasım 2009 tarihinden bu yana Hacettepe Üniversitesi Hastanelerinde yoğun bakım tedavisi gördüğü kaydedildi.
İHSAN DOĞRAMACI'NIN ÖZGEÇMİŞİ
İhsan Doğramacı, 3 Nisan 1915'de Irak'ın Erbil kentinde doğdu. Doğramacı, son olarak Bilkent Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı, Türkiye ve Uluslararası Çocuk Sağlığı Merkezi Başkanlığı, UNICEF Türkiye Milli Komitesi Başkanlığı ile Uluslararası Pediatri Kurumu Onursal Başkanlığı görevlerini sürdürüyordu.
Londra'da 1971'de Kraliyet Tıp Koleji üyeliği yapan Prof. Dr. Doğramacı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde 1947-1954 yılları arasında öğretim görevlisi, doçent ve profesör olarak hizmet verdi.
İhsan Doğramacı, 1955-1967 yıllarında Ankara Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü Pediatri Profesörü olarak görev yaparken, 1967-1981 yılları arasında da Hacettepe Üniversitesinde çalıştı. Doğramacı, 1963-1965 yılları arasında Ankara Üniversitesi Rektörlüğü'nde bulundu.
Prof. Dr. Doğramacı, ''Orta Doğu Teknik (ODTÜ) Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı (1965-1967), Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü (1967-1975), Tıp ve Sağlık Bilimleri Milli Konseyi Başkanlığı (1974-1981) yaptı. Doğramacı, Yüksek öğretim Kurulu'nun (YÖK) ilk başkanlığını (1981-1992) da üstlendi.
Değişik üniversitelerden fahri doktora unvanı verilen Doğramacı, birçok uluslararası akademi ve pediatri cemiyeti üyesiydi.
Prof. Dr. Doğramacı, 1985'te Türkiye'nin ilk özel üniversitesi Bilkent Üniversitesini kurdu; 1963'de Hacettepe Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesinde entegre eğitim sistemini uyguladı. Ankara'da Hacettepe Üniversitesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi ve Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesine birer Tıp Fakültesi kurulmasında öncülük eden Doğramacı, YÖK Başkanı olarak Kayseri-Erciyes, Samsun-Ondokuz Mayıs, Sivas-Cumhuriyet, Eskişehir-Anadolu Üniversitelerinin kurulmasına da destek verdi.
İhsan Doğramacı, uluslararası birçok kuruluşta ve örgütte onursal başkanlık, başkanlık, yönetim kurulu üyeliği, üyelik, danışmanlık görevlerini de yürütmüştü.
İhsan Doğramacı'nın 80'den fazla mesleki periyodiklerde, özellikle çocuk ve halk sağlığı ve tıp eğitimi hakkında yayınlanmış makaleleri; ayrıca Prematüre Bebek Bakımı, Annenin Kitabı isimli kitapları bulunuyor.
Prof. Dr. İhsan Doğramacı, TÜBİTAK Hizmet Ödülü, Leon Bernard Vakfı Ödülü (Dünya Sağlık Örgütü), Christopherson Ödülü (Amerikan Pediatri Akademisi), Maurice Pate Ödülü (UNICEF) sahibiydi. Ayrıca, Officier de la Legion d'Honneur (Fransa), Gran Oficial, Orden del Merito de Duarte, Sanchez y Mella (Dominik Cumhuriyeti), First Rank Commander of the Order of the Lion of Finland (Finlandiya), First Rank Commander of the Order of Merit of Poland (Polonya), Gran Cruz Placa de Plata de la Orden Heraldica de Cristobal Colon (Dominik Cumhuriyeti) nişanları ve T.C. Devlet Üstün Hizmet Madalyası almıştı.
İhsan Doğramacı'nın, Bilkent semtinde babası ''Doğramacızade Ali Paşa'' adına yaptırdığı bir cami bulunuyor.
İngilizce, Fransızca, Almanca, Arapça ve Farsça bilen İhsan Doğramacı, evli ve Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Doğramacı ile birlikte 3 çocuk babasıydı.
Doğramacızade Ali Paşa Camii'nde sala okundu
Vefat eden YÖK'ün kurucu başkanı ve Bilkent Üniversitesi kurucusu Prof. Dr. İhsan Doğramacı için Doğramacızade Ali Paşa Camii'nde sala okundu.
Cami imamı Recep Çelik, böyle bir yeri kazandırdığı için kendisine şükran duyduklarını ifade ederek, "Kendisinden Allah razı olsun. Çok değerli bir bilim adamıydı. Allah rahmet eylesin. Rahatsızlığından dolayı gidip gelemiyordu En son Ramazan ayında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le beraber cuma namazına gelmişlerdi. Doğramacı, kendisi ve eşi için cami avlusuna inşa edilen anıt mezara defnedilecek." dedi.
Doğramacızade Ali Paşa Camii'nin avlusunda ise İhsan Doğramacı'nın kendisi ve eşi için yaptığırdığı anıt mezar mevcut. Öte yandan camide defin hazırlıkları başladı. Görevlileri cami ve anıt mezar etrafında temizleme ve tadilat çalışmaları yapıyor.
habertürk
Kritik zirve başladı
Köşk'te devlet zirvesi
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ile Çankaya Köşkü'nde görüşüyor.
Başbakan Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Başbuğ, kritik zirve için Çankaya Köşkü'ne çıktılar.
KÖŞK'TE KRİTİK ZİRVE
Balyoz Eylemi Planı'nın basın organlarında yer almasının ardından planda ismi geçen bazı orgeneral ve oramiraller gözaltına alınması sonrasında, Genelkurmay Başkanlığı'nda generallerin katıldığı toplantı düzenlenmişti.
Toplantı sonrasında kısa bir açıklama yapılmıştı. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ise toplantının olduğu günde Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Arslan Güner'le bir görüşme yapmıştı.
Dün akşam saatlerinde ise Cumhurbaşkanı Gül başkanlığında üçlü zirve yapılacağı açıklanmıştı. Üçlü zirvede, Balyoz Eylemi Planı kapsamındaki gözaltılarla ilgili gelişmelerin değerlendirilmesi bekleniyor.
habertürk
Köşk'te devlet zirvesi
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ile Çankaya Köşkü'nde görüşüyor.
Başbakan Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Başbuğ, kritik zirve için Çankaya Köşkü'ne çıktılar.
KÖŞK'TE KRİTİK ZİRVE
Balyoz Eylemi Planı'nın basın organlarında yer almasının ardından planda ismi geçen bazı orgeneral ve oramiraller gözaltına alınması sonrasında, Genelkurmay Başkanlığı'nda generallerin katıldığı toplantı düzenlenmişti.
Toplantı sonrasında kısa bir açıklama yapılmıştı. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ise toplantının olduğu günde Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Arslan Güner'le bir görüşme yapmıştı.
Dün akşam saatlerinde ise Cumhurbaşkanı Gül başkanlığında üçlü zirve yapılacağı açıklanmıştı. Üçlü zirvede, Balyoz Eylemi Planı kapsamındaki gözaltılarla ilgili gelişmelerin değerlendirilmesi bekleniyor.
habertürk
Seyrantepe'de mutlu sona yaklaşılıyor
Galatasaray'ın Seyrantepe Stadı bir yıllık süreden de önce bitirilerek teslim edilecek
Varyap İnşaat şirketi önümüzdeki ay tribünlerin üzerini kaplayan çatının montesiyle kaba inşaatı bitiriyor. Zaman'ın haberine göre, stadı bin 500 işçiyle rekor hızla inşa eden Varyap'ın patronu Varlıbaş, yurtdışından çok sayıda Seyrantepe benzeri stat yapma teklifleri aldıklarını açıkladı.
Galatasaray futbol takımının maçlarını oynayacağı İstanbul Seyrantepe Stadı, bir yıllık teslim tarihinden önce tamamlanacak. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi'nin (TOKİ) ihalesiyle yüzde 24'ü tamamlanmış stadı devralan Varyap İnşaat, stadın yüzde 70'ini bitirdi. Varyap Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Varlıbaş, belirlenen 1 yıllık tarihten de önce stadı teslim aşamasına geleceklerini açıkladı. 500 işçiyle 3 yılda yapılacak işi bin 500 işçiyle 1 yılda yaptıklarını belirten Varlıbaş, tribünlerin tamamının üstünü kapatacak çatının önümüzdeki ay montesiyle kaba inşaatın tamamlanmış olacağını kaydetti. Çatıların üzerine yerleşeceği Eyfel benzeri dört kulenin her birini ayrı bir iş makinesiyle inşa ettiklerini hatırlatan Varlıbaş, bu sayede işlerin planlanandan hızlı ilerlediğini söyledi. Varyap CEO'su Erdinç Varlıbaş ise Seyrantepe'nin kendilerine referans olduğunu ve iki dış ülkeden daha biri 60 bin, diğeri 65 bin kişilik 2 stat yapma teklifi aldıklarını açıkladı. Teklifin sahipleri Almanya ve Orta Asya ülkeleri. Varyap'a gelen uluslararası teklifleri bu yıl değerlendireceklerini belirten Erdinç Varlıbaş, "İki somut stat teklifi aldık. Bunun dışında müteahhitlik alanında Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Umman, Libya ve Rusya'dan gelen teklifleri değerlendiriyoruz. Varyap Holding olarak 2010 yılı itibarıyla bu ülkelerde aktif olmayı hedefliyoruz." dedi.
35. yılını kutlayan Varyap, 1 milyon metrekare inşaat alanında 2 milyar liralık değere sahip projeleri yürütüyor. Varyap İnşaat bu yıl Seyrantepe Arena Stadı'nı 29 Ekim'de, Avrupa'nın en büyük adalet sarayı İstanbul Adalet Sarayı'nı bu yılın aralık ayında, Trabzon Belediye Sarayı'nı önümüzdeki mayıs ayında ve Ankara Danıştay Başkanlığı binası ile Tekirdağ Cezaevi Kampüsü'nü 2012'de teslim edecek. Trabzon Varlıbaş AVM mayısta, Meridian binası 2011'de bitirilecek.
habertürk
Galatasaray'ın Seyrantepe Stadı bir yıllık süreden de önce bitirilerek teslim edilecek
Varyap İnşaat şirketi önümüzdeki ay tribünlerin üzerini kaplayan çatının montesiyle kaba inşaatı bitiriyor. Zaman'ın haberine göre, stadı bin 500 işçiyle rekor hızla inşa eden Varyap'ın patronu Varlıbaş, yurtdışından çok sayıda Seyrantepe benzeri stat yapma teklifleri aldıklarını açıkladı.
Galatasaray futbol takımının maçlarını oynayacağı İstanbul Seyrantepe Stadı, bir yıllık teslim tarihinden önce tamamlanacak. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi'nin (TOKİ) ihalesiyle yüzde 24'ü tamamlanmış stadı devralan Varyap İnşaat, stadın yüzde 70'ini bitirdi. Varyap Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Varlıbaş, belirlenen 1 yıllık tarihten de önce stadı teslim aşamasına geleceklerini açıkladı. 500 işçiyle 3 yılda yapılacak işi bin 500 işçiyle 1 yılda yaptıklarını belirten Varlıbaş, tribünlerin tamamının üstünü kapatacak çatının önümüzdeki ay montesiyle kaba inşaatın tamamlanmış olacağını kaydetti. Çatıların üzerine yerleşeceği Eyfel benzeri dört kulenin her birini ayrı bir iş makinesiyle inşa ettiklerini hatırlatan Varlıbaş, bu sayede işlerin planlanandan hızlı ilerlediğini söyledi. Varyap CEO'su Erdinç Varlıbaş ise Seyrantepe'nin kendilerine referans olduğunu ve iki dış ülkeden daha biri 60 bin, diğeri 65 bin kişilik 2 stat yapma teklifi aldıklarını açıkladı. Teklifin sahipleri Almanya ve Orta Asya ülkeleri. Varyap'a gelen uluslararası teklifleri bu yıl değerlendireceklerini belirten Erdinç Varlıbaş, "İki somut stat teklifi aldık. Bunun dışında müteahhitlik alanında Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Umman, Libya ve Rusya'dan gelen teklifleri değerlendiriyoruz. Varyap Holding olarak 2010 yılı itibarıyla bu ülkelerde aktif olmayı hedefliyoruz." dedi.
35. yılını kutlayan Varyap, 1 milyon metrekare inşaat alanında 2 milyar liralık değere sahip projeleri yürütüyor. Varyap İnşaat bu yıl Seyrantepe Arena Stadı'nı 29 Ekim'de, Avrupa'nın en büyük adalet sarayı İstanbul Adalet Sarayı'nı bu yılın aralık ayında, Trabzon Belediye Sarayı'nı önümüzdeki mayıs ayında ve Ankara Danıştay Başkanlığı binası ile Tekirdağ Cezaevi Kampüsü'nü 2012'de teslim edecek. Trabzon Varlıbaş AVM mayısta, Meridian binası 2011'de bitirilecek.
habertürk
24 Şubat 2010 Çarşamba
Arda ve Servet oynayacak mı?
UEFA Avrupa Ligi 2. tur rövanş maçında Atletico Madrid'i ağırlayacak G.Saray'da, teknik direktör Rijkaard, önemli açıklamalar yaptı.
Florya Metin Oktay Tesisleri'nde basın toplantısı düzenleyen Frank Rijkaard, Atletico Madrid'in deplasmanda iyi oynayan bir takım olduğunu vurgulayarak, ''Süratli ve kontra atağı seven oyuncuları var. Biz de ona göre kendimizi hazırlayacağız'' dedi.
Sakatlığı bulunan oyuncuların fazla olmasına dikkat çekilerek, Arda,Caner ve Sabri'nin durumlarının sorulması üzerine Hollandalı teknik adam, ''Dürüst olmam gerekirse, tam olarak ben de bu oyuncuların durumunu bilmiyorum. Sakatlığı ve ağrısı olanlar var. Maç saatinde karar verilmesi gerekiyor. Önümüzde daha zaman var. Önemli olan, fiziksel olarak hazır olanlarla sahaya çıkmak'' ifadelerini kullandı.
Rijkaard, Beşiktaş maçında Arda'nın forvet arkasında daha etkili olduğu ve oynaması halinde yine böyle bir mevkide Arda'yı kullanıp kullanmayacağı sorusu üzerine, ''Bu konu hakkında düşüneceğiz. Arda'nın forvette oynaması bir format ve arkasında bir takım şeyler gizli. Herkes de görevini biliyordu. Bireysel performans ve takım performansı önemli. En iyisi ne olacaksa, bu düşünülecektir'' cevabını verdi.
Tecrübeli çalıştırıcı, Ziraat Türkiye Kupası'ndan elenmenin hatta ardından, Atletico Madrid karşısında UEFA Avrupa Ligi'nden de elenilebileceği belirtilerek, böyle bir durumda kendi performansını nasıl göreceği sorusuna ise ''Ziraat Türkiye Kupası'nda turu geçebilirdik ama olmadı. Şimdi ise önümüzde Atletico Madrid maçı var. Şimdi bunları konuşmak için erken. Bin devamlı pozitif düşünmeyi seven bir insanım. Takımımın ne kadar çalıştığını da görüyorum'' şeklinde yanıtladı.
Rijkaard ayrıca, İspanyol bir gazetecinin, ''Atletico Madridli oyuncu Agüero'nun hasta olması, sizin için iyi haber mi'' sorusu üzerine, ''Bunun doğru olup olmadığını bilmiyorum. Agüero sahada olduğu sürece etkili bir oyuncudur'' diyerek sözlerini tamamladı.
GİOVANİ: ''ZOR BİR MAÇ BİZİ BEKLİYOR''
Galatasaraylı futbolcu Giovani Dos Santos, Atletico Madrid maçının kendileri için önemine dikkati çekti.
''Çok önemli ve zor bir maç bizi bekliyor'' diyen Giovani, ''İlk maçta oynadığımız iyi bir oyun ve aldığımız iyi bir sonuç var. Yarınki maç zor geçecektir. Rakibimiz, saygı duyulması gereken, kaliteli oyunculara sahip bir takım. Amacımız iyi bir sonuç alıp turu geçmek'' şeklinde konuştu.
Kendi performansına da değinen Giovani, uzun bir süre oynayamamanın ardından Galatasaray'a geldiğini belirtirken, ''Burada kondisyonerlerimizin ve takım arkadaşlarımın yardımıyla her geçen gün daha iyi olduğumu ve buraya alıştığımı düşünüyorum'' dedi.
habertürk
UEFA Avrupa Ligi 2. tur rövanş maçında Atletico Madrid'i ağırlayacak G.Saray'da, teknik direktör Rijkaard, önemli açıklamalar yaptı.
Florya Metin Oktay Tesisleri'nde basın toplantısı düzenleyen Frank Rijkaard, Atletico Madrid'in deplasmanda iyi oynayan bir takım olduğunu vurgulayarak, ''Süratli ve kontra atağı seven oyuncuları var. Biz de ona göre kendimizi hazırlayacağız'' dedi.
Sakatlığı bulunan oyuncuların fazla olmasına dikkat çekilerek, Arda,Caner ve Sabri'nin durumlarının sorulması üzerine Hollandalı teknik adam, ''Dürüst olmam gerekirse, tam olarak ben de bu oyuncuların durumunu bilmiyorum. Sakatlığı ve ağrısı olanlar var. Maç saatinde karar verilmesi gerekiyor. Önümüzde daha zaman var. Önemli olan, fiziksel olarak hazır olanlarla sahaya çıkmak'' ifadelerini kullandı.
Rijkaard, Beşiktaş maçında Arda'nın forvet arkasında daha etkili olduğu ve oynaması halinde yine böyle bir mevkide Arda'yı kullanıp kullanmayacağı sorusu üzerine, ''Bu konu hakkında düşüneceğiz. Arda'nın forvette oynaması bir format ve arkasında bir takım şeyler gizli. Herkes de görevini biliyordu. Bireysel performans ve takım performansı önemli. En iyisi ne olacaksa, bu düşünülecektir'' cevabını verdi.
Tecrübeli çalıştırıcı, Ziraat Türkiye Kupası'ndan elenmenin hatta ardından, Atletico Madrid karşısında UEFA Avrupa Ligi'nden de elenilebileceği belirtilerek, böyle bir durumda kendi performansını nasıl göreceği sorusuna ise ''Ziraat Türkiye Kupası'nda turu geçebilirdik ama olmadı. Şimdi ise önümüzde Atletico Madrid maçı var. Şimdi bunları konuşmak için erken. Bin devamlı pozitif düşünmeyi seven bir insanım. Takımımın ne kadar çalıştığını da görüyorum'' şeklinde yanıtladı.
Rijkaard ayrıca, İspanyol bir gazetecinin, ''Atletico Madridli oyuncu Agüero'nun hasta olması, sizin için iyi haber mi'' sorusu üzerine, ''Bunun doğru olup olmadığını bilmiyorum. Agüero sahada olduğu sürece etkili bir oyuncudur'' diyerek sözlerini tamamladı.
GİOVANİ: ''ZOR BİR MAÇ BİZİ BEKLİYOR''
Galatasaraylı futbolcu Giovani Dos Santos, Atletico Madrid maçının kendileri için önemine dikkati çekti.
''Çok önemli ve zor bir maç bizi bekliyor'' diyen Giovani, ''İlk maçta oynadığımız iyi bir oyun ve aldığımız iyi bir sonuç var. Yarınki maç zor geçecektir. Rakibimiz, saygı duyulması gereken, kaliteli oyunculara sahip bir takım. Amacımız iyi bir sonuç alıp turu geçmek'' şeklinde konuştu.
Kendi performansına da değinen Giovani, uzun bir süre oynayamamanın ardından Galatasaray'a geldiğini belirtirken, ''Burada kondisyonerlerimizin ve takım arkadaşlarımın yardımıyla her geçen gün daha iyi olduğumu ve buraya alıştığımı düşünüyorum'' dedi.
habertürk
23 Şubat 2010 Salı
Cüneyt Çakır Avrupa'yı sevdi
TFF açıklamadı ama HTSPOR.COM açıklıyor. UEFA, FIFA Kokartlı hakemimiz Cüneyt Çakır'a yine kritik bir müsabakada görev verdi!
Bu sezon birçok önemli maçta görev yapan FIFA kokartlı hakemimiz Cüneyt Çakır, UEFA Avrupa Ligi 2. tur rövanş maçında Marsilya ile Copenhagen arasında oynanacak olan kritik müsabakada düdük çalacak.
TFF'NİN ANLAMSIZ TAVRI
Ancak ilginçtir, Türkiye Futbol Federasyonu, Fenerbahçe ile Galatasaray'ın UEFA Avrupa Ligi maçlarında görev yapacak hakemlerini öğlen saatlerinde açıklamasına karşı, Marsilya-Copenhagen maçına verilen FIFA kokartlı hakem Cüneyt Çakır'ı henüz açıklamadı.
Fenerbahçe ve Galatasaray'ın maçlarının hakemlerini açıklayan ancak Marsilya Copenhagen maçına verilen Cüneyt Çakır'ı açıklamayan TFF'nin bu tavrı ilginç karşılandı.
Marsilya Copenhag maçında Cüneyt Çakır'ın yardımcı hakemleriyse Bahattin Duran ve Tarık Ongun olacak. Müsabakanın 4. hakemi Süleyman Abay. İlave yardımcı hakemler ise Bülent Yıldırım ve Hüseyin Göçek.
ÇAKIR'A ÖZEL DAVET
FIFA kokartlı hakemlerimizden Cüneyt Çakır, UEFA Avrupa Ligi'nde Marsilya-Copenhagen mücadelesini yönettikten sonra, Hollanda Futbol Federasyonu tarafından özel olarak davet edildiği, 3 Mart 2010'da oynanacak Hollanda-ABD özel maçında düdük çalacak.
TFF BUNU HEP YAPIYOR!
Türkiye Futbol Federasyonu, Hollanda Futbol Federasyonu tarafından ABD ile yapacakları özel maç için davet alan Cüneyt Çakır'in Hollanda-ABD değil, Hollanda-İngiltere maçında düdük çalacağını açıklamıştı.
Cüneyt Çakır'ın Hollanda Fubol Federasyonu tarafından 3 Mart 2010'da oynanacak karşılaşma için özel olarak davet edildiği doğruydu ancak HTSPOR.COM olarak yapmış olduğumuz araştırmada, rakibin İngiltere değil, Amerika Birleşik Devletleri olduğunu saptamıştık.
TFF NE DEMİŞTİ?
"Çakır, Hollanda-İngiltere maçını yönetecek.
FIFA kokartlı hakemimiz Cüneyt Çakır, 3 Mart 2010 tarihinde Hollanda-İngiltere arasında oynanacak özel maçı yönetmek üzere Hollanda Futbol Federasyonu’ndan ismen davet aldı.
Çakır’ın bu maçtaki yardımcıları Bahattin Duran ve Tarık Ongun ise Merkez Hakem Kurulu tarafından atandı."
habertürk / spor
TFF açıklamadı ama HTSPOR.COM açıklıyor. UEFA, FIFA Kokartlı hakemimiz Cüneyt Çakır'a yine kritik bir müsabakada görev verdi!
Bu sezon birçok önemli maçta görev yapan FIFA kokartlı hakemimiz Cüneyt Çakır, UEFA Avrupa Ligi 2. tur rövanş maçında Marsilya ile Copenhagen arasında oynanacak olan kritik müsabakada düdük çalacak.
TFF'NİN ANLAMSIZ TAVRI
Ancak ilginçtir, Türkiye Futbol Federasyonu, Fenerbahçe ile Galatasaray'ın UEFA Avrupa Ligi maçlarında görev yapacak hakemlerini öğlen saatlerinde açıklamasına karşı, Marsilya-Copenhagen maçına verilen FIFA kokartlı hakem Cüneyt Çakır'ı henüz açıklamadı.
Fenerbahçe ve Galatasaray'ın maçlarının hakemlerini açıklayan ancak Marsilya Copenhagen maçına verilen Cüneyt Çakır'ı açıklamayan TFF'nin bu tavrı ilginç karşılandı.
Marsilya Copenhag maçında Cüneyt Çakır'ın yardımcı hakemleriyse Bahattin Duran ve Tarık Ongun olacak. Müsabakanın 4. hakemi Süleyman Abay. İlave yardımcı hakemler ise Bülent Yıldırım ve Hüseyin Göçek.
ÇAKIR'A ÖZEL DAVET
FIFA kokartlı hakemlerimizden Cüneyt Çakır, UEFA Avrupa Ligi'nde Marsilya-Copenhagen mücadelesini yönettikten sonra, Hollanda Futbol Federasyonu tarafından özel olarak davet edildiği, 3 Mart 2010'da oynanacak Hollanda-ABD özel maçında düdük çalacak.
TFF BUNU HEP YAPIYOR!
Türkiye Futbol Federasyonu, Hollanda Futbol Federasyonu tarafından ABD ile yapacakları özel maç için davet alan Cüneyt Çakır'in Hollanda-ABD değil, Hollanda-İngiltere maçında düdük çalacağını açıklamıştı.
Cüneyt Çakır'ın Hollanda Fubol Federasyonu tarafından 3 Mart 2010'da oynanacak karşılaşma için özel olarak davet edildiği doğruydu ancak HTSPOR.COM olarak yapmış olduğumuz araştırmada, rakibin İngiltere değil, Amerika Birleşik Devletleri olduğunu saptamıştık.
TFF NE DEMİŞTİ?
"Çakır, Hollanda-İngiltere maçını yönetecek.
FIFA kokartlı hakemimiz Cüneyt Çakır, 3 Mart 2010 tarihinde Hollanda-İngiltere arasında oynanacak özel maçı yönetmek üzere Hollanda Futbol Federasyonu’ndan ismen davet aldı.
Çakır’ın bu maçtaki yardımcıları Bahattin Duran ve Tarık Ongun ise Merkez Hakem Kurulu tarafından atandı."
habertürk / spor
Ankara'yı karıştıran dedikodu
"Bir Başbakan Yardımcısı Genelkurmay'a gitti ve..."
Çiçek'in yakın çevresine internet sitesinde dile getirilen iddiada herhangi bir isimden bahsedilmediğini sadece 'Bir Başbakan Yardımcısı' denildiğini anımsatıp, 'Neden bunu ben üstüme alınıp açıklama yapayım ki? Bu hükümette tek Başbakan Yardımcısı ben miyim?' diyerek açıklamadan vazgeçtiği bildirildi.
Ancak Ankara kulislerine yayılan iddia hem iktidar partisi cephesinde hem de muhalefette dün hareketli dakikaların yaşanmasına yol açtı.
HABERTÜRK ANKARA
"Bir Başbakan Yardımcısı Genelkurmay'a gitti ve..."
'Balyoz Darbe Planı'na karıştıkları gerekçesiyle 17 generalin de arasında bulunduğu 47 kişinin gözaltına alıması dolayısıyla gerilimli anlar yaşayan Ankara, dün öğleden sonra ortaya atılan bir dedikoduyla da çalkalandı. Bir internet sitesi tarafından "Bir Başbakan Yardımcısı Genelkurmay'a gitti; Paşalar kendisine toplu istifa edeceklerini söyledi" iddiası yayınlanınca gözler askerle arası en yakın olan Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'e yöneldi. Çiçek, Meclis'te gazetecilerle köşe kapmaca oynayınca medyanın söylentiye ilgisi daha da yükseldi. AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ'ın odasına çıkıp gözlerden uzaklaşan Çiçek, önce Anadolu Ajansı aracılığıyla bir açıklamada bulunmayı kararlaştırdı. Çiçek'ten demeç almak üzere ajanstan bir muhabir AK Parti Grubu'na giderek bir süre bekledi. Ancak Çiçek'in açıklama yapmaktan son anda vazgeçmesi kulislerdeki merakın daha da artmasına yol açtı.
Çiçek'in yakın çevresine internet sitesinde dile getirilen iddiada herhangi bir isimden bahsedilmediğini sadece 'Bir Başbakan Yardımcısı' denildiğini anımsatıp, 'Neden bunu ben üstüme alınıp açıklama yapayım ki? Bu hükümette tek Başbakan Yardımcısı ben miyim?' diyerek açıklamadan vazgeçtiği bildirildi.
Ancak Ankara kulislerine yayılan iddia hem iktidar partisi cephesinde hem de muhalefette dün hareketli dakikaların yaşanmasına yol açtı.
HABERTÜRK ANKARA
Kaydol:
Yorumlar (Atom)











































