GALATASARAY DÜNYANIN EN İYİ 10. TAKIMI

Avrupada türkiye denilince insanların aklına iki şey birisi istanbul diğeri galatasaray neden acaba nedenini ben size söylim birisi avrupada ve diğer kıtalarda adından sıkça bahsedilen hem turizm hem kültürel hemde tarihi mekanlar açısından oldukça zengin olan bir metropol şehri istabul var ikinci ise futbol ve zaferler denilince akla ilk gelen takım galatasary neden mi çünkü türkiyeye türk insanına ilkleri yaşatan takımdır o kadrosunda hep dünya yıldızlarını barındırmış zengin bir kadro oluşumunu il defa türk futbolunda başlatmış bir takımdır o kadro geçmişine şöyle bir bakıldığında taçsız kral Metin Oktay'dan tutnda karpatların maradonası lakaplı Georghe Hagi'ler Hakan Şükür'ler Arif'ler Okan'lar Popescu'lar 'İllee'ler vardır ve bu takım türkiye'ye ilk defa uefa kupasını kazandırmanın haklı gururunu yaşatmış dünya takımları arasında kendi milli takımına en çok oyuncu veren bir takımdır hee bide 4 sene üstüste şampiyon olmasınıda unutmamak lazım tabi o kadar çok başarıları varki anlatılmaz ee bu kadar çok başarılara zaferlere adını yazdırmış bir takım bilinmeyecekte hatırlanmayacakta hangi takım bilinecek demii

Bu Blogda Ara

18 Ocak 2010 Pazartesi

ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ GENEL BAŞKANI ATALAY KAMUOYUNU YANILTIYOR

Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Tekin Özdil, Alevi Enstitüsü Başkanı Cengiz Güleç ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın demokratik açılıma ilişkin kanun tasarılarının hazırlanması sürecinde "sivil toplum örgütlerinin görüşlerinin alındığı" yönündeki açıklamalarının doğru olmadığını savundu.


Ankara- Yapılan ortak açıklamada Meclis'e getirilecek temel hak ve özgürlükler ile ilgili kanun tasarılarının hazırlanması sürecinde mağdur grupları temsil eden sivil toplum örgütlerinin görüşünün alınmadığı belirtilerek "Hükümet'i bir kez daha temel hak ve özgürlükler ile ilgili kanun tasarılarının hazırlanması sürecinde çok geç olmadan sivil toplum örgütlerinin sesine kulak vermeye, onların doğrudan katılımın sağlamaya, görüşlerini dinlemeye ve dikkate almaya davet ediyoruz" denildi.


Özdil, Güleç ve Geçmez tarafından yapılan açıklamada İçişleri Bakanı Atalay'ın 15 Ocak'ta yaptığı basın toplantısında Meclis'e getirilecek temel hak ve özgürlüklerle ilgili kanun tasarılarının hazırlanması sürecinde "Sivil toplum örgütleriyle toplantılar yapıldığı, onların görüşlerinin alındığı" yönünde açıklamalar yaptığı anımsatılarak Hükümet'in şu ana kadar konuyla ilgili somut, ancak diyalog ve katılımcılıktan uzak sadece iki girişimde bulunduğu belirtildi. Bunlardan ilkinin, Hükümet'in Ulusal İnsan Hakları Kurumu Kanun Tasarısı hakkında çoğunluğu sivil toplum örgütü olmayan 30 kuruluştan posta yoluyla tasarıyı gizleyerek görüş istemesi olduğu belirtilen açıklamada ikincisinin de "Ayrımcılıkla mücadele ve eşitlik kurulu" hakkında bazı insan hakları örgütlerinin hiçbir belge ya da tasarı olmadan Hükümet temsilcileriyle görüşmeye çağırılması olduğu kaydedildi.

Açıklamada, Atalay'ın açılıma ilişkin ilk basın toplantısının ardından aralarında Alevi Enstitüsü, Alevi Kültür Dernekleri, Eğitim-Sen, İnsan Hakları Derneği, KA-DER, Kafkas Dernekleri Federasyonu, Kaos GL, LGBTT, Roman Dernekleri Federasyonu, Tarih Vakfı, Türkiye Barış Meclisi, Türkiye Sakatlar Derneği'nin de bulunduğu 40 sivil toplum örgütünün 24 Kasım 2009'da bir basın açıklaması yaparak Hükümet'i bir yuvarlak masa toplantısına çağırdığı, ancak Hükümet'in bu talebe hala bir yanıt vermediği belirtildi. Açıklamada şunlar kaydedildi:

"Hükümet'e bir kez daha sesleniyoruz. Hak ve özgürlükleri ihlal edilmiş/edilen grupları temsil eden sivil toplum örgütlerini dikkate almadan, onların etkili ve yeterli katılımını sağlamadan ve başta Paris ilkeleri olmak üzere uluslararası ölçütlerin gereklerini yerine getirmeden bu ülkenin 'demokrasi açığını' kapatamazsınız. Türkiye'de temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen gruplar ve temsilcileri olan sivil toplum örgütleri bellidir. Bunlar ayrımcılığa uğrayan Aleviler ve Romanlar, özgürlüğü kısıtlanan veya engellenen Süryaniler, Protestanlar, Bahailer, dillerini ve kültürlerini koruyamayan ve geliştiremeyen Ermeniler, Kafkaslar ve Kürtler, sömürülen ve cinsel istismara maruz kalan çocuklar, cinsiyeti ve cinsel yönelimi nedeniyle horlanan ve aşağılanan ve bazen de öldürülen kadınlar, geyler, lezbiyenler, transseksüeller, engellerinden dolayı karanlıkta ve yaşanım engebeleriyle zorlukla mücadele edenler; ifadelerinden dolayı özgürlüğünden yoksun bırakılanlar, gerekçesi ne olursa olsun işkence görenler ve tüm lanetlenmişlikleri ve dışlanmışlıkları ile adı belli, kendi belli mağdur vatandaşlarımızdır.

İçişleri Bakanı Sayın Atalay'a ve Hükümet'e soruyoruz: Meclis'e getirilecek temel hak ve özgürlükler ile ilgili kanun tasarılarının hazırlanması sürecinde bu mağdur grupları temsil eden hangi STK'nın katılımını sağladınız ve görüşünü aldınız? Hükümet'i bir kez daha temel hak ve özgürlükler ile ilgili kanun tasarılarının hazırlanması sürecinde çok geç olmadan sivil toplum örgütlerinin sesine kulak vermeye, onların doğrudan katılımın sağlamaya, görüşlerini dinlemeye ve dikkate almaya davet ediyoruz.

Şeffaflık ve katılımcılık ile demokrasi 'mümkündür.' Aksi halde, yapılmış olan halkı ve kamuoyunu yanıltıcı açıklamalar, gerek 'açılım süreçleri'nin demokratikliği, gerekse kurulacak tüm kurumların meşruiyetine dair kuşku ve kanaatlerimizi güçlendirmektedir. Hükümet yanıltıcı ve gerçeği tam olarak yansıtmayan bu açıklamaları ile müzakere masalarında, süreçlerinde AB'yi ve temsilcilerini ikna edebilir ama bizi asla."

                                                                                                                            CUMHURİYET

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder