GALATASARAY DÜNYANIN EN İYİ 10. TAKIMI

Avrupada türkiye denilince insanların aklına iki şey birisi istanbul diğeri galatasaray neden acaba nedenini ben size söylim birisi avrupada ve diğer kıtalarda adından sıkça bahsedilen hem turizm hem kültürel hemde tarihi mekanlar açısından oldukça zengin olan bir metropol şehri istabul var ikinci ise futbol ve zaferler denilince akla ilk gelen takım galatasary neden mi çünkü türkiyeye türk insanına ilkleri yaşatan takımdır o kadrosunda hep dünya yıldızlarını barındırmış zengin bir kadro oluşumunu il defa türk futbolunda başlatmış bir takımdır o kadro geçmişine şöyle bir bakıldığında taçsız kral Metin Oktay'dan tutnda karpatların maradonası lakaplı Georghe Hagi'ler Hakan Şükür'ler Arif'ler Okan'lar Popescu'lar 'İllee'ler vardır ve bu takım türkiye'ye ilk defa uefa kupasını kazandırmanın haklı gururunu yaşatmış dünya takımları arasında kendi milli takımına en çok oyuncu veren bir takımdır hee bide 4 sene üstüste şampiyon olmasınıda unutmamak lazım tabi o kadar çok başarıları varki anlatılmaz ee bu kadar çok başarılara zaferlere adını yazdırmış bir takım bilinmeyecekte hatırlanmayacakta hangi takım bilinecek demii

Bu Blogda Ara

20 Ocak 2010 Çarşamba

ESAS TEHLİKE ABDESTLİ KAPİTALİZM !!!



Balçiçek Pamir’le Karşıt Görüş’te İslamiyet ve sosyalizm konusu işlendi. Programın dört konuğu yazar İhsan Eliaçık, Star gazetesi yazarı Mustafa Akyol, Gazete Habertürk yazarı Nihal Bengisu Karaca ve yazar Demir Küçükaydın’dı. Emek ve İslamiyet ilişkisiyle İslami burjuvanın tartışıldığı bölümlerde İhsan Eliaçık büyük polemik yaratacak saptamalarda bulundu. İşte Eliaçık’ın o cümleleri:


"Bugün Türkiye’de sivil dikta, sivil faşizm tehlikesinden bahsediliyor. Oysa bakın buradan söylüyorum Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu en büyük üç tehlike kariyerizm, konformizm ve ‘abdestli kapitalizm’dir!"

"Yanında asgari ücretle işçi çalıştıran ne namaz kılsın ne de mescit açsın"

Programda ayrıca İhsan Eliaçık ile Nihal Bengisu Karaca arasında “İslamda kader” tartışması yaşandı. Eliaçık, Karaca’nın şu sözleri karşısında sessiz kaldı:

"İslam zayıfın korunup kollandığı avantajsız durumda olana insanca koşullar temin etmeyi mümkün kılan bir sistemden yana. bunda şüphe yok bu bağlamda sosyalizmle aynı eksende durabilir . ama çok temel farklar var. çünkü müslümanın bir de dikey ilişkisi var, Allah'la olan ilişkisi. o ilişki hayrın ve şerrin Allah'tan geldiğine iman etmeyi kapsıyor. Yaygın İslam anlayışına göre, müslüman 'rızk Allah'tan'dır' der, kendisini zayıf duruma düşüren koşullara tevekkül etmesi ve sabretmesi salık verilir. Kur'ani anlayışı bu noktada nasıl yorumlayacağız ki, kendisini ezen şartlara isyan etmesi mümkün olsun? Teslim olan değil, hak talep eder bir vaziyet edinsin? Bu önemli bir nokta. Marks kapitalizmin nasıl kötü bir sistem olduğunu öğretti tüm dünyaya ama diyalektik materyalizmle 'ahiret hayatını' nasıl bağdaştırırız bilemiyorum. ‘Sizin şer bildiklerinizde bir hayır, hayır bildiklerinizde bir şer var, siz bilemezsiniz, Allah bilir’ diyor ayette, yani rasyonel verilere göre aklın iyi ya da kötü dediği şey, büyük planda farklı olabilir, deniliyor, bu da iman etmenin öncüllerinden biri. Bütün bunlar bireyin ya da kulun Allah ile arasındaki dikey ilişkiye münhasır durumlar. Sosyalizm bu tür transandantal boyuta nasıl uyarlanabilir?"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder