BAŞBAKAN Erdoğan, Avrupa Parlamentosu kararı sonrası çok sert çıktı ve sordu: "Bu AP'nin gözü kör müdür!"
Yerinde ve zamanlaması açısından "doğru" ama genele bakınca "etkisi olmayacak" bir çıkış!
Sevgili dostlar, Avrupa Parlamentosu bunu ilk defa yapmıyor ki. Yıllardır "Türk Ordusu işgalcidir" diye kararlar alıyor, hatta daha da ileri giderek "Türk Ordusu'nun Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki varlığını bile sorguluyor, eleştiriyor".
Kör olan AB değil, kör olan bizleriz! Adamlar "Sizi istemiyoruz" diyorlar, hatta bunu "batmış olmalarına" rağmen söylemeye devam ediyorlar, bizler inatla "İstemeyin, sevmeyin ama en azından bir gün alabiliriz deyin" diyerek çevrelerinde dolaşıyoruz.
Sonuç: Türkiye'yi her zaman "taraflı değerlendiren" ve değerlendirmeye de devam edecek olan Avrupa, böyle kararlara imza atabilir. Bu durumda sorulacak doğru soru, "Kör müsünüz değil, biz hiçbir çıkarımız olmayan yalan bir yolda buna neden katlanıyoruz" olmalıdır...
AB ile ilişki karnemiz
ÇOK kısa özetleyeyim ve 2001'den itibaren çok yol alındı denilen tablo ne gösteriyor, birlikte bakalım...
* AB ile müzakerelerde "tarama süreci ve müzakere süreci" kamuoyunda her zaman birbirine karıştı.
* Hâlâ müzakere edilmiş, Türkiye'nin AB standartlarına uyduğuna dair "onaylanmış" tek bir başlık dahi yok... "Bitti" dense bile hiç önemli değil, bütün olmadan hukuken parçalar "anlamsız".
* Son alınan resmi karar ile "başlayamayan müzakereler" bile askıya alınmış durumda.
* AB'nin "Vay Rumları nasıl Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tescil etmezsiniz" diyerek askıya aldığı başlıklar: "Malların serbest dolaşımı, taşımacılık, gümrük birliği, tarım, balıkçılık, dış ilişkiler, mali hizmetler ve iş kurma hakkı!"
* Bu başlıklar, "Avrupa Birliği konseptinin" belkemiğini oluşturuyor!
* Bu başlıkları çıkardığınızda "tam üyelik süreci" Chirac'ın "ortaya attığı" imtiyazlı üyelik sürecine dönüşüyor. Veya Sarkozy'nin "bizi ittiği" yeni "açılıma".
* Alınan son kararlarda çok önemli bir detay daha var: "Hangi başlık açılırsa açılsın, Türkler Rum tarafını Kıbrıs olarak tescil etmezse , o başlık kapanmaz."
Sevgili dostlar, karnemizde "orta" ile ifade edilebilecek bir gelişme bile yok. Geldiğimiz nokta çok açık ve net: Resmi olmayan sözler ile "halklar" uyutulmaya çalışılsa bile "resmi belgeleri incelediğimde" karşıma Türk halkından saklanan gerçek çıkıyor; Türkiye için "tam üyelik ve katılım" süreci çoktan bitmiş! Anlayanlara, anlayamayanlara ve anlamak istemeyenlere anlatmaları dileklerimle....
'Yeter' demek için geç değil mi paşam!
İLKER Başbuğ, Fatih Altaylı ve Murat Bardakçı'ya çok önemli açıklamalarda bulundu. Öne çıkan başlık oldukça ilginçti: "Böyle rezillik olur mu, yeter yahu!" Tepki yerinde ama çok geç değil mi? Ben de İlker Paşa'ma sormak istiyorum: "Yeter bu rezilliktir" demek için "eğer gerçekten böyleyse" çok ama çok geç kalmadınız mı? Bu nasıl "geciken bir duruş" belirtmektir yahu!
HABERTÜRK
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder