GALATASARAY DÜNYANIN EN İYİ 10. TAKIMI

Avrupada türkiye denilince insanların aklına iki şey birisi istanbul diğeri galatasaray neden acaba nedenini ben size söylim birisi avrupada ve diğer kıtalarda adından sıkça bahsedilen hem turizm hem kültürel hemde tarihi mekanlar açısından oldukça zengin olan bir metropol şehri istabul var ikinci ise futbol ve zaferler denilince akla ilk gelen takım galatasary neden mi çünkü türkiyeye türk insanına ilkleri yaşatan takımdır o kadrosunda hep dünya yıldızlarını barındırmış zengin bir kadro oluşumunu il defa türk futbolunda başlatmış bir takımdır o kadro geçmişine şöyle bir bakıldığında taçsız kral Metin Oktay'dan tutnda karpatların maradonası lakaplı Georghe Hagi'ler Hakan Şükür'ler Arif'ler Okan'lar Popescu'lar 'İllee'ler vardır ve bu takım türkiye'ye ilk defa uefa kupasını kazandırmanın haklı gururunu yaşatmış dünya takımları arasında kendi milli takımına en çok oyuncu veren bir takımdır hee bide 4 sene üstüste şampiyon olmasınıda unutmamak lazım tabi o kadar çok başarıları varki anlatılmaz ee bu kadar çok başarılara zaferlere adını yazdırmış bir takım bilinmeyecekte hatırlanmayacakta hangi takım bilinecek demii

Bu Blogda Ara

12 Şubat 2010 Cuma

AVRUPA'NIN DEĞİL TÜRKİYE'NİN GÖZLERİ KÖR

BAŞBAKAN Erdoğan, Avrupa Parlamentosu kararı sonrası çok sert çıktı ve sordu: "Bu AP'nin gözü kör müdür!"



Yerinde ve zamanlaması açısından "doğru" ama genele bakınca "etkisi olmayacak" bir çıkış!


Sevgili dostlar, Avrupa Parlamentosu bunu ilk defa yapmıyor ki. Yıllardır "Türk Ordusu işgalcidir" diye kararlar alıyor, hatta daha da ileri giderek "Türk Ordusu'nun Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki varlığını bile sorguluyor, eleştiriyor".


Kör olan AB değil, kör olan bizleriz! Adamlar "Sizi istemiyoruz" diyorlar, hatta bunu "batmış olmalarına" rağmen söylemeye devam ediyorlar, bizler inatla "İstemeyin, sevmeyin ama en azından bir gün alabiliriz deyin" diyerek çevrelerinde dolaşıyoruz.


Sonuç: Türkiye'yi her zaman "taraflı değerlendiren" ve değerlendirmeye de devam edecek olan Avrupa, böyle kararlara imza atabilir. Bu durumda sorulacak doğru soru, "Kör müsünüz değil, biz hiçbir çıkarımız olmayan yalan bir yolda buna neden katlanıyoruz" olmalıdır...

AB ile ilişki karnemiz

ÇOK kısa özetleyeyim ve 2001'den itibaren çok yol alındı denilen tablo ne gösteriyor, birlikte bakalım...


* AB ile müzakerelerde "tarama süreci ve müzakere süreci" kamuoyunda her zaman birbirine karıştı.


* Hâlâ müzakere edilmiş, Türkiye'nin AB standartlarına uyduğuna dair "onaylanmış" tek bir başlık dahi yok... "Bitti" dense bile hiç önemli değil, bütün olmadan hukuken parçalar "anlamsız".


* Son alınan resmi karar ile "başlayamayan müzakereler" bile askıya alınmış durumda.


* AB'nin "Vay Rumları nasıl Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tescil etmezsiniz" diyerek askıya aldığı başlıklar: "Malların serbest dolaşımı, taşımacılık, gümrük birliği, tarım, balıkçılık, dış ilişkiler, mali hizmetler ve iş kurma hakkı!"


* Bu başlıklar, "Avrupa Birliği konseptinin" belkemiğini oluşturuyor!


* Bu başlıkları çıkardığınızda "tam üyelik süreci" Chirac'ın "ortaya attığı" imtiyazlı üyelik sürecine dönüşüyor. Veya Sarkozy'nin "bizi ittiği" yeni "açılıma".


* Alınan son kararlarda çok önemli bir detay daha var: "Hangi başlık açılırsa açılsın, Türkler Rum tarafını Kıbrıs olarak tescil etmezse , o başlık kapanmaz."


Sevgili dostlar, karnemizde "orta" ile ifade edilebilecek bir gelişme bile yok. Geldiğimiz nokta çok açık ve net: Resmi olmayan sözler ile "halklar" uyutulmaya çalışılsa bile "resmi belgeleri incelediğimde" karşıma Türk halkından saklanan gerçek çıkıyor; Türkiye için "tam üyelik ve katılım" süreci çoktan bitmiş! Anlayanlara, anlayamayanlara ve anlamak istemeyenlere anlatmaları dileklerimle....

'Yeter' demek için geç değil mi paşam!

İLKER Başbuğ, Fatih Altaylı ve Murat Bardakçı'ya çok önemli açıklamalarda bulundu. Öne çıkan başlık oldukça ilginçti: "Böyle rezillik olur mu, yeter yahu!" Tepki yerinde ama çok geç değil mi? Ben de İlker Paşa'ma sormak istiyorum: "Yeter bu rezilliktir" demek için "eğer gerçekten böyleyse" çok ama çok geç kalmadınız mı? Bu nasıl "geciken bir duruş" belirtmektir yahu!

                                                                                                                 HABERTÜRK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder